BAL'dan Tatlı Bir Gün

10 Kasım 2007 16:50 / 2430 kez okundu!

 

İdare'ten yaşamaz, dilenciden kaçmaz, dansözden de, ayağına da diline de üşenmez, gaz, benzin almak veya ekmek almak belli bir plan dahilinde yapılır, yurt dışına ya da yurt içinde geziye çıkmak,hatta Çeşme’ye gitmek büyük bir proje gerektiri

Mahşer’de değil MAHFEL’de buluştuk o gün. Altın gün’ünde, Altıncı gün, 49 yılın son saatlerine hüzünle değil sevinçle hazırlandık. Gelemeyenlerin mesajları, gelenlerin tebessümleri ve özenle seçilmiş hediyeleri ile BAL’dan tatlı bir gün yaşadık.



Ahhh…Şu BALlılar var ya…Doğuştan ballılara hiç benzemezler! Başka bir çekim güçleri var, birbirlerine olan garip sadakatleri bilinmeye, anlaşılmaya değer, aralarındaki samimiyet aynı kandan akrabalıklar gibi hem çekişmeli, belki biraz netameli, ama mutlaka dostane ve içtenlik dolu.



Elbette bilmiyorum, biri bunu bana açıklar belki; ben onları sevdiğim için mi yoksa onlar gerçekten hep bu duyguda mı yaşadılar? Bornova Anadolu Liseliler!in (BAL) canım 1976 mezunlarının 50.yaşına giren yani ipi ilk göğüsleyenlerinden, Yavuz Erkilet’ten söz ediyorum.



Sadece BAL’lılar mı doğuştan Ballı?



Seçkin davetlilerimiz beni annemin yaptığı içli köfteye çevirdiler adeta.. Dışım incecik bir kabuk, içimde tatlı bir huzur.



Benim onu tanımam hayatımdaki en büyük mutluluk ve gurur kaynağı oldu.



Adaletli kalbi, aşkla sevebilen ruhunun yüceliği, dürüst ve soylu mücadele yeteneği, korkusuz ve cesur davranabilme özgürlüğü, kaliteli yaşama konusundaki samimi tutumu, incelikli ve detaylı düşünme, sistematik ve empati yaparak çalışabilmeyi ilke olarak kabul edişi bana örnek oldu, umut oldu.



Espri zekası, acımasız sanılma yanılgısını yaratabilecek kadar ilerilere götürdüğü şakaları ve elbette kimisinin garipsediği, kimisinin korktuğu, ben ve sizin gibilerin ise “muhteşem iç açıcı” bulduğu kahkahaları ile, gönlümüzde, yüreklerimizde gerçekten anlamlı bir yer edinen sevgili arkadaşınız, dostunuz, sevgilimin yaş günü bugün.



Biz 2007 yılının sonlarına geldik.O, 1957 doğumlu, 40’lı yaşların sonunda. 50. yaşına girişini kutluyoruz.



***



Yavuz’un sevenlerinden doğum günü mesajları:



• İdare’ten yaşamaz

• dilenciden kaçmaz

• dansözden de

• ayağına da diline de üşenmez

• gaz, benzin almak veya ekmek almak belli bir plan dahilinde yapılır

• yurt dışına ya da yurt içinde geziye çıkmak,hatta Çeşme’ye gitmek büyük bir proje gerektirir.

• Bavul hazırlamak zeka ve yeteneğin bir sonucu olmalıdır

• yapılan her işe saygı gösterir ve en önce ipi göğüslemeyi sever

• içki servisi ya da içki sipariş etmesi insanlar arasında ciddi bir tören etkisi yapar

• garsonlarla her açıdan iyidir arası bahşişi de davranışı da prim yapar

• kadınlara hürmetle yaklaşır

• mesafelidir çoğu zaman

• dikkat ederken ve düşünürken kaşlarını çatar

• Gülerken dünyalar güler, çağlar

• çocuklar ona kısaca “Yavuz” der

• suda oynamak için doğmuştur adeta ve oyun ya da antreman yoksa yüzmek ilginç gelmez

• Su topu çantası, halısaha çantası ayrı ayrı ve dikkatlice konulmuştur.

• Seyahat çantaları da kalış sürelerine göre ayrı ayrı düşünülüp satın alınmıştır.

• saatleri çok özeldir. Bir saniye geç kalan saatler gözden düşer.

• müzik arısıdır o.Müzikle ruhunu doyurur, dünyanın dört bir yanından cd ler taşır.

• Bal toplantılarına ayrı heyecanla katılır. Kendini hem kaybettiği hem de bulduğu yerdir. Oradakiler onun gerçek akrabalarıdır.
• Ormana da şık salonlara da aynı temizlik ve titizlikle hazırlanır. Her sabah ve akşam duşunu almadan ne yatağa girer,ne de sokağa çıkar.

• Hem kendi için hem başkaları için temiz ve bakımlıdır.

• Giyim konusunda “en iyi” sadece onu bilirim. Hem şık hem de elittir.

• otomobili, i-podu, telefonu, şemsiyesi, elbise askısı vazgeçilmezleridir

• Cancanım der başka şey demez oğlu Cankut’a. O, onun, bizim ailemizin en değerli varlığıdır
• İşyeri, iş arkadaşları, ortağı ve iş ilişkilerinde ciddidir.


• Borcuna sadık, vefası sevdiklerinedir.

• Olayları hatırlar, isimleri unutur.

• Neye ne ödediğini de ne ödeyeceğini de bilir.

• Ev için aldıklarına dükkan için fatura almaz.Dükkan parasını ev parasına karıştırmaz.

• Hediye vermeyi çok önemser, tasarlar ve taammüden planlar.

• yürümekten ve yürütmekten çok hoşlanır

• dansetmeyi ve kemerine elini takıp göbek titretmeyi bilir

• Rahmetli babası Recep Erkilet’i her daim yaşatır ve rahmetle anar.

• Rahmetli annesi Fehime Hanım’ın İstanbul sevgisine sahip çıkar ve o da İstanbul’u çok sever.

• Rahmetli abisi Yaşar ne yazık ki 40 yaşına kadar yaşamıştır. “She loves you yeeeh yeh” şarkısını “Şu yavuzu ye ye” diye söyleyen ağabeyi Yaşar Erkilet, Beatles ‘ın ilk Türkçe versiyonunu yaratarak ölümsüzleşmiştir. Yavuz, Yaşar abisini gülümseyerek anılarında yaşatmaktadır.

• Bu olmadı, bu da olmadı, bu hiç olmaz diyen aşka ve sevgiye inancını sorgulamaya başlamış, neredeyse “kurbağa faktörü” aşk konferansları vermeye hazırlanan birine, garibim Pervin’e “yosun prensesim” diyerek onu engin denizlerin iyot ve yosun kokuları ile arındırıp, kendisine bir asalet unvanı hediye etmiştir.

• Hiç bir iyilik karşılıksız kalmaz derler ya bundan böyle ona da ”yeryüzü prensi” adı verilerek gönlüne sultan olunmuştur.

• Kurbağa prenslerin dünyasında dokunduğunda, altından, altından bir kalp ve tutku dolu bir aşk çıkmıştır. YP nin de anlamı budur.

Yoksa siz Yavuz-Pervin mi sanmıştınız.?



Pervin Mısırlıoğlu

03-11-2007 (Mahfel/URLA)

***


50 dediler, yok artık dedim. Herhalde sondan 50'dir. Dilerim bu süreyi de beraber geçiririz. Yaşamındaki imreler tanıklığının, dördüncü kuşak imre'yi hep beraber kucağımıza alana dek sürmesi dileğiyle.

Sevgimle...

Tümay



***



1969’dan 2007’ye 38 yılda çok şey değişti ama Yavuz hala aynı coşku ile gülüyor.



Yavuz'u düşününce aklıma hemen kahkahaları geliyor. Her zaman neşeli, her zaman arkadaş canlısı arkadaşım benim.



Yıl 1973 olabilir, 1. kordon Beler apartmanı kat 6 dayız. Okulu kim bilir kaçıncı kez kırmışız, çok önemli işlerimiz var. Poker oynuyoruz, kapalı poker... Her zaman açık pokere karşı olduk. 15- 16 yaşlarında 4-5 velet, Yavuz 57 doğumlu olduğu için büyüğümüz olarak bizi ayartan kişi.. Diğerleri kimlerdi acaba? Asım, Dali, Haluk olabilir.


Yavuz'un anne ve babası Kayseri'de oldukları için ev günlerce bize kalıyordu. Abisinin arada bir eve uğradığında ne yapıyor bu herifler diye hayretle baktığını hatırlıyorum.



Çok güzel günlerdi çoook...



Yavuza habeş ya da gaga diyebilirsiniz, ama Yavuz yavuzdur.



Sevgiyle kal ihtiyar dostum.



Bahadır



***



Sevgili Cabbar Abim, nam-ı diğer Yavuz Erkilet

1970 li yılların başlarında havuzda bizler yeni yetme çocuk iken, sizlerin Alsancak’ın bıçkın delikanlıları olduğunuz çağlarda, seni grubun Cabbar’ı olarak tanımıştım. Sonra hayatın akışı gereği hepimiz zaruri olarak bir yerlere savrulduk. 2000’li yıllarda havuzda tekrar bir araya geldiğimizde yapmayı düşündüğümüz faaliyetlerdeki gerçekten özverili, teşvik edici ve art niyetsiz yaklaşımların neticesinde sana neden Cabbar denildiğini ancak o zaman anladım.



Ama Cabbar denilince aklıma önce Rodos da giydiğin kırmızı ayakkabıların ve daima gülerken öne çıkan bembeyaz dişlerin geliyor. Dünyaya pembe gözlükle bakabilmek hünerdir ama dünyaya kırmızı ayakkabılarla basabilmek bence pembenin ötesinde, cesaret ve özgürlük bilinci de ister. Ayrıca mevcut neşenin de dışa vurumudur. Kırmızı ayakkabıların ve beyaz dişlerinle en büyük sensin. Sen hep öyle kal.


Sevdiklerinle beraber olarak daha nice uzun yaşlara ve mutlulukla…

Bülent Onural



Nam-ı diğer Dolma



***



Anlatmak zor Yavuz Abimi ama deneyeceğim...



Çevremizdeki insanların güzel özellikleri olmasına alışkınızdır aslında. Zaten biz seçerek oluşturmuşuzdur ilişkilerimizi. En değer verdiklerimizi en yakın çemberimiz yapar, sonra kademe kademe genişletiriz halkaları. Halkalara girenlerin öveceğimiz meziyetleri vardır kuşkusuz, canımızın birer parçası olduklarına göre...



Yavuz'un 50. doğumgünü için birşeyler yazmak istediğimde kolaylıkla beceririm sanmıştım. En yakın halkada değil mi neticede? Düşündüğüm gibi olmadı. Hem birçok sayıda güzel özelliğin bir insanda toplanması hem de bu özelliklerin o insanda laf ola değil oldukça yoğun bir şekilde bulunması çok sık rastlanır şeylerden değil. Coşkuysa gerçekten coşku, merhametse merhamet, disiplinse tavizsiz, eğlenceyse eğlence...



Yaşadıklarının ve duygularının hakkını verebildiğin için, dostluğunu cömertçe sunduğun için, güzellikler yaratmak uğruna çaba sarfettiğin için seni çooook seviyorum. Kalbinin temizliğinin seni bir kalkan gibi koruyacağına inanıyorum. Bu yıl olmadı ama 100. yılında 1 mum üflerken yanında olacağımıza inanıyorum. Her zaman birlikte olacağımıza seviniyorum. Çoooooooooooook yaşa.



ÜMRAN



***



BAL'da Yavuz'u kısa kırmızı kazağından, Altınyol'da yaptıkları otomobil yarışlarından ve kahkahalarından hatırlayan yüz kişiden bir tanesiyim. Karşıyaka sutopu takımında Arap Osman'ın öğrencilerinden birisi olarak hatırlayan daha az sayıda kişiden de biriyim. İstanbul’daki üniversite yıllarında ve ardından gelen uzunca bir dönemde nadir görüştük. Ancak kırklı yaşlarımızda onu çok daha derinden tanıma şansım oldu. Eski KSK'li sporcular olarak oluşturduğumuz master sutopu takımının bir anda neşesi ve vazgeçilmezlerinden birisiydi artık. Emre, Hasan ve benim de içinde bulunduğumuz bu oluşuma ve her türlü türevine hayat verdi. Aradık, fiyordlarda çıktı, taradık Londra'da bulduk... Olmadığı zamanlar bizim için ne kadar vazgeçilmez bir dost ve enerji kaynağı olduğunu anladık. Belki de biraz geç kalmış olarak onun espri ve kahkahalarının bağımlısı olduk. Özellikle onunla bir amacı paylaştığım için kendimi çok şanslı ve güvende hissediyorum. Arkadaş ve dost Yavuzla bir 50 yıl daha birlikte olabilmeyi umuyorum. Uzun ve sağlıklı yıllara...


Hüseyin Egeli



***



Sayın Patronumu tanımaktan dolayı mutluluk duyduğumu bir kez daha ifade ediyor, sıra dışı gülüşünün yüzünden hiç eksik olmamasını diliyorum.



İyi ki doğdun Yavuz Patron, iyi ki varsın!



Bülent Mısırlıoğlu



***




Onu liseli iken tanımıştım 1975 yılında. O, BAL’lıydı ben ise liseliler hareketi oluşturma çabasındaki GSB yöneticisi bir Ziraatlı.



Okullarımız yakındı birbirine, neredeyse dip dibe gibiydi. İlginç bir coğrafyadandık ama okullarımız dolayısıyla değildi ilk tanışmamız. Yıllar geçti, mesafeler girdi araya ama sanki aramızdaki dostluk hala coğrafya tanımazlığın farkındalığına yaslanmış gibi…



Yavuz’u o yıllardan anımsamak…



Lisede çantasını büyük bir ciddiyetle taşıyan, ciddi işleri ciddi yapıp, güldü mü gök gürültüsü gibi gülendi Yavuz;



Salepçioğlu Pasajı’nda, Yapı Sen’deki liseliler toplantılarında BAL’ı ilk temsil edenlerdendi, bu okuldan yetişmişliğin zekasını, bilgisini, yaratıcılığını bir bulut gibi gezdirdi başında hep ve gönlü çekince yağdırdı yağmurlarını, bulduğu verimli topraklara, gülmeyi şehvetle severdi;



Birilerinin beni sınavlara sokmadığı zamanlarda Ziraat Fakültesi’ne sınav zamanı beni arabasıyla götüren, sonra da benimle birlikte canını ve arabasını zor kurtarandı;



İzmir’de yetişip, İstanbul’da pişendi; İzmir’in yaratıcılığını İstanbul’da hep gösteren, yaşadığı kimi çelişkileri de bir süre şehirlerarası farklılığa bağlayan, o günlerden kalma kitap dolduracak anılarının en acı yanlarını da gülerek anlatabilendi Yavuz;



Bir gün kardeşim Pervin’in İzmir’den beni telefonla arayıp, “bak sana kimi vereceğim”, deyip vermesiyle 20 yıl sonra yeniden sesini duyduğum ama kahkahasını patlatana dek tanıyamadığım, duyunca da ‘bu gülüşün sahibi ancak Yavuz olur” dediğim Yavuz;



Kız kardeşimin Erkilet güzeli, İkiz kızlarımın “Tasmanya canavarı” benim başı sonu belli ortası biraz boşluk olan 32 yıllık arkadaşım, akrep kardeşliğimin gürül gürül akan nehri;



Yaş günün kutlu olsun, hep böyle özel olsun, sonraki günlerin hep anlamlı geçsin… Nice yıllar…



Hadi patlat kahkahanı…



Sen buna layıksın dostum.



İlhami Mısırlıoğlu



01-11-2007



***



Pervin, demişsin ki:



¨... Adaletli bir kalbi, büyük bir aşkla sevebilen ruhunun yüceliğini, dürüst ve soylu mücadele yeteneğini, korkusuz ve cesur davranabilme özgürlüğünü, kaliteli yaşama konusundaki samimi tutumunu, incelikli ve detaylı düşünme, sistematik ve empati yaparak çalışabilmeyi ilke olarak kabul edişini, olağandışı espri zekasını, acımasız sanılma yanılgısını yaratabilecek kadar ilerilere götürdüğü şakaları ve elbette kimisinin garipsediği, kimisinin korktuğu, ben ve sizin gibilerin ise “muhteşem iç açıcı” bulduğu kahkahaları ile gönlümüzde gerçekten anlamlı bir yer edinen sevgili arkadaşınız...¨



Yanlış anlama olmasın, bizim Yavuz Erkilet'ten bahsediyoruz değil mi?



Pervin, ¨Aşkın gözü kördür¨ deyimini, senin bu yazını okuyana kadar tam manası ile idrak edememiş olduğumu anladım.



Ama bir yandan da her ne kadar kalleş, çapulcu, fırsat kollayıcı ve etik değerlerden yoksun olsa da sevgili Yavuz'un güler yüzlülüğü ve şen kahkahaları toplantılarda her zaman buzu kıran ve bizi eski çocukluk günlerimize götüren bir unsur olmuştur, bunun da altını çizmekte fayda var.



Her ne kadar sana layık olmasa da, yarım asır devirmiş sevgili arkadaşımıza doğum gününde mutluluklar ve sıhhat dilerim.



Kendini kolla.


Uzakta ve emniyette arkadaşınız

???



***



Yavuz'a

Nereden başlasam; okuldaki haylazlıklardan mı, havuzda Arap Osman'la başlayan ve halen devam eden sutopu maceramızla mı, bilemiyorum...

Ama bu kadar heyecanlı, neşeli, yardımsever ve etrafa pozitif enerji saçan bir dosta, her yurdum insanının ne kadar ihtiyacı olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez… Böylesini bulmak ta kolay değildir laf aramızda.. Senin Kıymetini iyi bilelim..

Başkan seni sen yapan her şeyinle çok yaşa…



Hasan EGELİ



***



Hayat bazı insanlar için sıradandır, yapılacaklar yaşanacaklar bellidir, bazıları içinse sürprizdir, bir tarzdır, farkı yaratanlar da, dünyayı değiştirenler de bu gruptadırlar ama maalesef ki azınlıktırlar, çünkü böyle yaşamak cesaret ister.

Azınlığı oluşturan bir insanla arkadaş olmak bizler için de bir renk bir onur. Daha nice yaşlarını mutlulukla ve sağlıkla, sevdiklerinle beraber geçirmeni diliyoruz, bu arada belirtmeden geçemeyeceğim;



Şanda özellikle giyimine ve ayakkabılarına bayılıyor, belirtmemi istedi.



Serim Ailesi



***



Her zaman beni güldüren sendin, yüzmeyi bile bana sen öğrettin.

Seni çok seviyorum benim tatlı Tazmanya canavarım.

Doğum günün kutlu olsun.


Mert MISIRLIOĞLU(10 yaşında)



***



Akreplerin yüz akı sevgili Yavuz Erkilet’e nice yıllar!



O biiir AĞABEY,

O biiir BABA, hem de en şefkatlilerinden,

O biiir AŞIK, hemi de çok tutkulu,

O biiir İDDİACI çocuk,

O biiir HİPERAKTİF,

O biiir BAL'lı,

O biiir PLANLAMACI,

O biiir GURME,

O biiir ŞARAP UZMANI,

O biiir İŞLERİ PRATİK YAPMADA PROFESÖR,

O biiir SUTOPÇU,

O biiir MÜZİK ARISI,

O biiir İNİSİYATİF meraklısı,

O biiir PATRON, en iyilerinden,

O
Biiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiir

YAVUUUUUUUUZ ERKİLEEEEEEEEEET!



ve o artık 50 yaşında bir AKREP!

Hem de en olağanüstü olanlarından.

Doğum günün kutlu olsun!

Sağlıklı ve mutlu nice yaşlara..



Sevgilerimle,

Hürkuş kardeşin


***



Sevgili burçtaşım,



Motivasyon perim,

Benimle saatlerce konuşan, hepsinden öte beni saatlerce dinleme sabrını gösteren ve anlayabilen (anlamaya çalışan=)); kendisinden hayata dair pek çok şey öğrendiğim ve öğreneceğim; düşünceleriyle hayatıma güzellik katan canım yavuz abim;

Yanımda olduğunu, olacağını bilmek güzel. Akrep dayanışmamız hiç bitmesin=))

İyi ki varsın!

İyi ki doğdun!

Seni çooook seviyorum!



Bahar Deniz Eriş

3 Kasım 2007



***



Sevgili Yavuz,



Seni gerçekten tanımak için çocuklara dokunuşunu görmek gerekir;



Çocuklar en gerçeği sezendir;



O anlar, kılıç kalkanını kuşanmadığın anlardır;



Orada derin içtenlik, elle tutulur keyif, yaramaz, enerji dolu başka bir çocuk vardır;



Seni tanımak zenginliktir;



Eleğinin ne denli ince elediğini bilen bilir;



İçindeki değerlidir; içindeki, yaşamı kıyı köşe damıtan, elinden erken alınmışlardan başkasın,ı kara deliklere kaptırmamak için gözü kara savaşan; centilmen bir kara şövalyedir!



Yeni yaşın kutlu olsun!


Yonca Mısırlıoğlu



***



Sevgili Yavuz,



Hep hayıflandığım şeylerden birisi de dönemimizin tüm dostlarıyla en azından birer tane sadece bize ait bir maceramın ya da anımın olmayışıdır. Bunlar içinde en hayıflandığım kişilerden birisi de sensin. En uzak yakın ya da en yakın uzak dostluk belki de bu. Dibinde olup da dokunamamak ya da dokunup da ulaşamamak gibi paradoksal olan bu durumun beni bir biçimde teselli eden bir yanı da var tabii; 7 yıllık kolej yaşamımızda elbette birbirlerine daha yakın küçük alt-gruplar, ikili-üçlü arkadaşlıklar oldu ama her alt-grubun diğer bir alt-grupla bağlantısını sağlayan eşleşmeler vardı. Sanırım sen mevcut alt grupların her birinde bir ya da iki dostu olanlardandın. Bu senin adına en sevindiğim şeylerden biriydi ve gördüğüm kadarıyla hala da öyle. Bu senin en güzel özelliklerinden; konuştuğun kişiye verdiğin önem onda, onun, senin en iyi arkadaşın (gerçekte de böyle düşünüyorum) olduğu duygusu oluşturmasını sağlıyor.



Bize özel ortak anılarımız oluşmadı belki ama biliyorum ki Yavuz'la 23 sene sonra rıhtımda karşılaştığımda ben ona o bana sıkı sıkı sarılıp hemen muhabbeti çaydan demli hale getirmeye başlayacağız…



Sevgiyle kalmaya devam et dostum :)



NİCE YILLARA!



Kardeşin Nur Ata Deniz



***



SEVGİLİ YAVUZ ABİMİZ,

iyi ki Pervin'le buluştunuz da yaşam hikayelerimiz kesişti.

Cana yakın ve tuttuğunu koparan olduğun, yaptığın iyi işler sonucu huzur bulduğun ve hayatını tutkuyla yaşadığın için o kadar güçlü ve enerjik kahkahalar attığını düşünüyorum. Kahkahalarının gücü hiç azalmasın.


Seninle yaptığımız gümüş pazarlığını hiç unutmuyorum. Bizi kırmadığın için teşekkürler ama Royal Dimond da pişer size de düşer yaniii.


iyi ki varsın...


Dilek



***



Yavuz'cum;

İnsan 7'sinde ne ise 70'inde de odur derler. Sevgili arkadaşım, ben senin 7 yaşını bilmiyorum ama 11 yaşını gördüm. Eminim ki sen 77'sinde de aynı Yavuz olarak kalacaksın. Yıllar geçtikçe seninle yapılan sohbetler unutulabilir ama hiç unutulmayacak bir şey varsa o da senin güzel gülüşün, daha doğrusu güzel kahkahandır.

Hayatın boyunca neşenin devam etmesi dileği ile nice nice yıllar dilerim.



Sema Özinel Boyacı



***



Yavuz abeyyyy...
Bi kere en baştan, bi doğum günün kutlu ossuuuuun:) Bak bana bi forma vermiştiniz 2001 yılında şimdi Genco giyiyor onu, çok mübarek adamsın çok:) (2 fakir giydirdin) o formayı verdiğiniz gün mükemmel dans etmiştik. Pervin ablayla kıvrak dans figürlerimizi sergilediğimiz fotoğraflar hala duruyor ki bu fotoğraflar torunlarıma böyle böyleydi diye anlatmak istediğim fotoğraflardan:) neyse çoooook oldu bak en yakın zamanda görüşelim. Bu yazı çok uzar. Daha nasılsa bi 150 yıl daha birlikteyiz. Yavaş yavaş her sene yeni şeyler yazarım ama senden de yazmanı beklerim. Sevgileeeer, saygılar..



Ozİİİii....:)



***



Yavuz abimi Bal’dan anımsamıyorum.

Ancak çok ilginçtir, onlar bizim dönemizin ilk etüt abileri olmuşlardı.

Hepsinin bizler üzerinde çok özel ve de güzel emekleri vardır. ; ))

Bana Yavuz nedir diye sorarsanız kocaman kahkahalar ilk aklıma gelendir.

Üstündeki negatif elektriği boşaltmak isteyen Yavuz’la oturup biraz sohbet etmeli derim. Ama adamın keyfinin de yerinde olması gerek. Çeşme’deki bir Genco yaşgününde, ona aldığın o kocaman oyuncak arabanın, Genco’nun çok hoşuna gitmesine, en az onun kadar sevinmeni ve gözlerindeki pırıltıyı unutmak mümkün değil. Sevgi dolu yüreğinle ve insanlarınla keyifle yaşamaya devam etmen dileğiyle…



Kaan 82


***



Yavuz Erkilet,



Geriye bakıyorum... Yavuz'u tanıdığım günün üzerinden 38 koca yıl geçmiş. Geçen yıllar arkadaşlığımızı hiç eskitememiş. Giderek daha samimi, içten, sağlam bir dostluk haline dönüştürmüş.
Yavuz'un yatılı okul günlerinden bugüne süzülüp gelen bende bıraktığı en önemli iz, olayları gevrek bir gülüşle karşılamasını sağlayan olgunluğu. Yavuz çocuk yaşta iken de böyleydi. Yavuz'u tanımayan, dıştan bakan biri "bu ne vurdum duymaz adam" der, tavrını duyarsızlık olarak algılar. Ancak Yavuz ile yıllarını paylaşmış, iyi-kötü, tatsız-keyifli birçok olayı birlikte yaşamış olanlar onun ne denli duyarlı biri olduğunu, hem iyi gün hem de kötü gün dostu olduğunu iyi bilir.
Yavuz yaşamı ve yaşamayı sever, doğayı sever, insanı sever. Yavuz gerçek dosttur.

Yüzünden güzel gülüşün hiç eksilmesin sevgili arkadaşım.



Mehmet Ali Özinel



***



YOL ARKADAŞIM YAVUZ’A



Pervin’in çağrısını okuduğumdan beri aklımda hep aynı cümle gezinip duruyor: HERKESİN KENDİ YAVUZ’U VAR.

Öyle ya... Birine göre başarılı iş adamı, bir diğerine göre ağırbaşlı bir dost, bir başkası için sevecen bir ses. Benim Yavuz’um ise hiç eskimeyen bir resim: Karabaş hav hav hav. “Bunlardan adam olmaz” lafını en çok hak eden iki çocuktuk biz be Yavuzcum. Ama sanki biraz da olsa adam olduk gibi (her BALLI megalomandır).



Yavuz’u önce servis otobüsünde tanıdım. Aynı durağın adamları olarak yedi sene, günde iki defa, yarımşar saat “karabaş hav hav” diye böğürdük. Kuşkusuz bir otizm belirtisiydi ama hiç de otistik değildik. Sahi Yavuz be neden yaptık bu işi acaba?



Sonra izini kaybettim. Yıllar sonra ilk rastlaşmamızda da merhaba yerine “karabaş hav hav” dedik birbirimize ve sanki o yıllar hiç geçmemiş, daha dün akşam servisten inmişiz gibi kaldığımız yerden başladık.



Yavuzcum, uzak olduğumuz yıllarda neler yaşadın bilmiyorum, neler yaşadığımı bilmiyorsun ama çok daha önemli bir şey biliyorum: seni gördüğümde içim sevinç doluyor, artık bulunması giderek zorlaşan gülmeler, kahkahalar doluyor yaşamıma.



İnsan bu yaşlara geldiğinde pek çok şeyin yanı sıra ve pek çok şeyden daha da önemli olan bir beceri ediniyor: Kimin içinde bir çocuk saklı olduğunu algılayabilme becerisi. Mevki, statü, varlık ne olursa olsun bazılarımız içlerindeki çocuğu olanca temizliğiyle koruyabiliyor. Bana göre sen de onlardan birisin. Ve bizler senin içindeki o sınır tanımaz çocuğa bayılıyoruz.



Benim coşkulu kardeşim, hak ettiğin o güzel yaşama, o hep özlenen mutluluklara kavuştuğunu, seni seven birinin (Pervin, bu sen oluyorsun) sıcaklığıyla ısındığını görebiliyorum. Bundan sonrasında senin için dileyeceğim en önemli şey sahip olduğun tüm güzelliklerin hiç zedelenmeden sürüp gitmesi ve hatta daha da çoğalması. Eğer günün birinde, ikimiz de 70’li yaşları sürerken hala daha yaşamla dalga geçebiliyor halde olursak “bundan alası Şam’da kayısı” derim.



İyilikler, sevinçler içinde kal, yeni yaşın kutlu olsun, ille de bize bir burs ver. (HAahhhaaa haaaaaah haaaaa)



Ayşen Tekşen 77


***



Sevgili Yavuz,

Yıllar ne kadar da hızla akıp gidiyor...

Demir, bakır, tunç, gümüş çağlarımız geride kaldı, şimdi de altın çağımıza giriyoruz...

En önde giren de sen misin yoksa?..

İşte buna inanamıyorum!..

Hiç belli etmedin ki mübarek...

Bana sanki hep en küçüğümüz gibi göründün ;-)

Şimdi dönüp geriye baktığımda hayatımın en güzel yıllarından bazılarında seninle aynı sınıflarda, aynı yatakhanelerde olmanın benim için ne güzel bir şans olduğunu görüyorum öncelikle...

İtiraf edeyim, onca yıldan sonra öyle tonlarca anı yok bu zaten zayıf hafızamda...

Hayatımıza renk katan, ışık saçan, adeta alameti farikan haline gelmiş kahkahaların tabii birinci sırada geliyor...

Ama bu sana biraz yaklaşan herkesin ortak anısıdır...

Bundan sonra benim aklıma ilk gelen, Pink Floyd'un şu meşhur inek resimli Atom Heart Mother albümü... ve sonra daha niceleri...

Sanırım benim hayatıma en çok müzikle girdin sen...

Ne iyi de ettin...

Tamam, abartmayalım, sana borçlu değilim müzik tutkumu, ama müzik zevkimin gelişmesinde, ruhumun beslenmesinde katkıların unutulmaz...

Bence 1 Pink Floyd albümünün hatırı 40 fincan kahveye bedeldir...

Dolayısıyla, senin hatır süren sonsuzdur...

Daha nice yıllara, nice çağlara...

Sonsuz sevgilerimle, öpüyorum...

Sadi




Sevgili Pervin,



Biraz gecikmeli de olsa Yavuz ile igili bende birkaç cümle yazmak istedim. Benim Yavuz ile okul dışında, ayrıca “karşı komşum” olması ve ailelerimizin de zaman zaman görüşmesi nedeni ile farklı bir diyaloğumuz vardı. O nedenle, Yavuz gibi bir insanı tabii böyle bir sayfaya sığdırmak, birkaç cümlede anlatmak imkansız. Ancak şunu söyliyebilirimki Yavuz o şen şakrak ve neşeli, gırgır, vurdumduymaz görüntüsü altında, aynı zamanda her anlamda “çok derinliği olan” bir insandır. Birçok şeyi hayatta “tek başına” başarmış ve kendi çabasıyla, becerisiyle, zekasıyla, bugün “iyi bir insan” ve “başarılı bir işadamı” olmuştur. Her zaman yardımsever, çözümcü ve pragmatik bir davranış şeklini benimsemiştir. Moralinin en bozuk olduğu anda bile o “neşe dolu kahkahası” ve “yaşama sevinci” ile insana tekrar moral vermeyi bilmiştir.

Yavuz’a, sevgili “cabbarımıza”, bundan sonraki yaşamında da, ailece Sağlıklı, Mutlu ve Neşeli, bol Kahkahalı daha nice uzun yıllar diliyor, seni de muhteşem organizasyonundan dolayı kutluyorum.



Selam ve Sevgilerimle,



Ahmet Yiğitbaşı


***


Epilog



50 Yaşını tamamlayanlar, 50’ye yaklaşanlar!



Yarım kalmış bir işi bitirin bu yıl;



Yeni bir işe mutlaka başlayın;



Ya yeni bir aşka dönün yüzünüzü;



Ya da aşkınızı büyütün;



İzin verin birisinin ya da bir şeyin hoşgörünüze sığınmasına;



Olmadı indirin burnunuzu, kedi olun sokulun koynuna;



Söz verin kendinize bir konuda;



Bunu yalnızca siz bilin, sorgulayın kendinizi yıl boyu;



Ve çemberinizden başarıyla çıkın;



Bize ayın arka yüzünü göstermeyi sürdürün;



İyi, mutlu, farkında ve başarılı olmak hakkınız;



Aşk olsun size!




İ. Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.