ATTIĞINIZ KUM TORBALARI

25 Aralık 2006 19:34 / 1451 kez okundu!

 

Attığınınız Kum Torbaları üzerime düşüyor diyen P.Mısırlıoğlu imdat kolunu çekiyor ama acaba dinleyeni var mı, okuyanı oldu mu?


Üzerime düşüyor. Teker teker atın. Kalkan yok , kılıç yok. Hepsi kafama yağıyor. Ezilip kalacağım altında kurtaranım yok. Siz hafifleyeceksiniz diye ben ağırlıklar edindim. Siz güzel olasınız diye ben çirkinleştim. Attığınız kum torbaları üzerime düşüyor. Balon yükselirken içinden kum torbalarını atar. Siz de öyle gökyüzüne yükseliyorsunuz. Çok güzel havalanıp, çok güzel uçuyorsunuz. Ama ya alttaki ben elimi bile kıpırdatamıyorum aşağıya gönderdiklerinizden.
Herkesin kum torbası, safrası ya da sintinesi dolu. Sintine boşaltmak olmadık yerde bilirsiniz cezaya tabi. Safra hep sorun olmuştur zaten. Ama şu kum torbaları...Atan kayıp, altında kalana bir ayıp, bir ayıp. Üstüne dayak yemek vacip. Gezme, çıkma, yürüme kardeşim aval aval dışarılarda! Yok yanlış anlamayın bu kum torbaları iç mekanlarda da üzerinize düşer. Hatta en çok kapalı alanlarda. Kim utanmaktan yorulmuşsa alay etme faslına geçer ve işte o zaman başlar kum torbası atışları.
Mesela şık bir kokteyldesiniz. Fena değilsiniz, yarım saatlik görüntünüz için yarım gününüzü heba etmişsinizdir kuaförde. Bütün dolabı yerle bir edip bir giysi icat etmişsinizdir. Omuzlarınız dik, isabet de ettirmişsiniz muhtemelen. Yanaşır yanınınıza tanıdıklar, arkadaşlar; ışıl ışıl gülümserler ama size değil konu komşuya güzel görünecekler ya. Siz de size bir iştah gelene kucak açarsınız. O da nesi? Gelen dost değil düşman. Kurt yine kuzu postunda anlaşılan. Onlar önce size güzel laflar ederler ardından taşlar...taşlar. Öyle umulmadık taş baş yarar değil valla. Bu her defasında bilerek lades. İnsan her konuda arsız, doyumsuz. Kazık yeme ve aşağılanmada da maalesef. “Dikkat ses yapıyorum!” demezler ki onlar. Aniden ve gürültüyle...kafanıza indirirler. Siz orada salak salak dururken, ağzınız kulaklarınızda.
Mesela ne mi derler ?
Bana değil size dediklerini bir hatırlasanıza!
Şişmansanız; kilo mu aldın?
Şişmansanız; kilo mu verdin? Her iki soruda da kilolarınız hatırlatılır size.
Biraz solgunsanız; çok zayıflamışsın. Onlardan habersiz zayıflamak da şişmanlamak da suçtur çünkü.
Yalnızsanız; Kız kurusu olduğunuz her koşulda hatırlatılır. “Ne zaman evlendireceğiz seni?”
Boşandıysanız, onlar evliyse sorun yok bucak bucak kaçarlar sizden
Amma siz evli onlar değilse yandınız. Bu sefer de bütün iltifatlar yanınızdakine. Sizi bırakıp onu alsın diye. Ya da almasın ama size de yaramasın diye.
Çalışıyorsanız; sizin çalışmalarınızdan asla haberdar olmayı istemeyecektir bunlar. Çalışma işini sanki Dubaililiymişiz gibi filipinlilere bırakacaklar ya! (dedikodu işi bize üretme işi filipinlilere) Uyanıktırlar da.
Bir de sizi görmezden gelen, yok sayan uyuzlar vardır. O hepsinden iyidir. Onların yanında kaşınmasanız daha iyi. Yeşil saç, mavi beden dolaşsanız nafile. Üstelik,
onlar atarlar da siz tutamazsanız vay halinize!
Boşverin konu selülütlerinize gelmeden uzaklaşın onların yanından.
Hep söylerim dedikodu iyi bir haberleşme sistemi günümüzde. Ya bir de haber-le-şe-me-sek...
İçiniz kararmasın yukarıda saydıklarım binde bir yaşanan durumlar, siz onları ciddiye almayın.
Siz kafanıza çorap örenlere,kum torbalarını atanlara vede çok bilmiş raziyelere değil
saçlarınıza papatyalar takanlara ve sizi önemsiyenlere elinizi verin.
Fena mı olur kolunuzu da kaptırmamış olursunuz böylece? Eee işte kimisine merdane kimisine pervaneyiz hepimiz.

Pervin Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.