‘Lang Lang Etkisi’ ve ‘Adem’in Yakarışı’

18 Haziran 2010 01:24 / 2406 kez okundu!

 


Cinli midir, Çinli midir anlayamadım? Bence uçsuz bucaksız göklerle bağlantıya geçebilen bir piyano cini. Ya da piyano piresi, faresi her neyse ama asla yalnızca bir piyanist değil. Chopin onun için beste yapmış ya da ilk defa onu biri anlamış. Bilmiyorum…

Ben yeterince abartamadım ya da anlatamadımsa siz gerisini tamamlayın. Tek kelime ile başka bir dünya ile tanıştım. Daha önce hiç piyano ile bu sonsuz birleşmeye tanıklık etmemiştim. Bu Lang Lang altüst etti dünyamı. Gece öyle bir uyku tutturmuşum ki… Büyük bir kaşifin doygun yorgunluğu, mucize bir icadın mucidi gibi sere serpe bir gönül rahatlığı ile derin ve hülyalı bir dünyada unutulmuşum gibi uyudum. Mutlu bir ölüm gibi. İlk defa ölümüm bir piyanonun son notası ile gerçekleşsin istedim. Sizde de sabahları uyandığınızın farkına varmak “ilk düşüncenizle” olmaz mı? Düşününce “uyanıyorsunuz” esas olarak zaten. İşte bu sabah uyanır uyanmaz müziğin kollarında olduğumu ve şimdiki gündeme dönmek istemediğimi gördüm. Bunun adını zaten koymuşlar benden önceki dinleyiciler. Büyücüye bir kez takılanlar onun peşinde şimdi.

Bu Çinli Cin “Lang Lang”i size anlatmam mümkün değil. İzlemelisiniz, duymalısınız, hissetmelisiniz. O Kaf Dağı’ndan gelen Deccal’ın peşine düşmemeniz mümkün değil. Bütün güzel ve sihirli ve hatta bilinmeyenin ürkütücü sırlarını taşıyan o dahi çocuk, melekle şeytanın buluştuğu yerlerde gezdiriyor sizi. O çarpışma anında içinize asılıyor. Ruhu iyileştirecek kadar tamamlayıcı, aklı bozacak kadar uyarıcı temalarla ele geçiriyor insanı. Her şeyin sizin bildiklerinizle sınırlı olmadığını, asıl sistemin bilmediğimiz kısmına göz kırpmanın ne demek olduğunu anlatıyor. Piyanonun tuşları var sanırdım, oysa Lang Lang bir bütün halindeki müzik pastasına uçarı ve dansın en parlak ritüelleri ile dokunarak size konser boyunca dilim dilim müzik ikram ediyor. Dokunuşları tek tek tuşlarla değil, bir bütünden koparıyor sesleri. Hem ateşli hem romantik hem çığlık çığlığa bir performans bu.

The Today Show bu halin çok doğru bir tanımını yapmış. Çin’de 40 milyondan fazla çocuğun klasik piyanoya aniden ilgi duymasını bu dahi piyanistin performansının yarattığını görerek “Lang Lang Etkisi” demiş bu “hastası olma” haline. Yaşşşaa, Bravooo diyordum hiç durmadan. Ellerim şişti, bis yapsın diye değil kutlamak ve bağrıma basmaktı bunun adı. Bütün eski bestecilerin ruhunu çalmıştı sanki; onların devamı, onların elçisiydi. Mozart tekrar gelmişti yeryüzüne… Frederic Chopin çalıyordu… Haliç inliyordu.

Haliç Kongre Merkezi’nde “Şakir Eczacıbaşı’nın Anısına” Borusan Filarmoni Orkestrası, Cin Çocuk Lang Lang ve büyük şef Gürer Aykal 38. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında İKSV sayesinde, her milletten İstanbullu gerçek bir müzik şöleni yaşadı. Sadece müzik değil Haliç’te yaratılan bu muhteşem binalar, ışıklandırma ve salon da işin güzelliğinin bir parçasıydı. Haliç’in durgun akan suyunda (hala biraz kokulu ama) dingin bir koyda bir şeyler atıştırmanın, şarap ya da kahve içmenin harika bir atmosferi oluşturulmuş. Kağıthane’ye, Sütlüce’ye, Kasımpaşa’ya; Eyüp sırtlarına bir başka anlam bir başka güzellik gelmiş. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkentlerinden biri olmuş gerçekten de. Bir İZtanbullu olarak gurur duydum.

Sadece dün gece değil, pazartesi akşamı da Topkapı’da çok özel saatler geçirdik.

07.06.2010 akşamı Aya İrini’de “Adem’in Yakarışı”nın dünya prömiyeri ile gelecek yılın 2011 Avrupa Kültür Başkenti ilan edilen Talinn ile “organik ilişkiler” kurduk. BİFO ve Estonya Filarmonik Oda Korosu eşliğinde Arvo Part’a (ikinci a’nın üzerinde iki nokta var) Yaşam boyu başarı ödülü verildi. Ödülü İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı önderliğinde Türkiye ve Estonya Cumhurbaşkanları takdim etti. Gerçi böylesi yerlerde protokol büyüdükçe sıradan dinleyicinin ızdırabı artıyor ama katlandık… Balkondaydık. Aya İrini’nin kedisine, kuşlarına hayran kaldık. Protokolün tepesine kuşlar “şans “ bırakmasın diye gerilmiş beyaz bezleri fark ettik. Güvercinleri seyreden ve bitmeyen bir temizlik yapan müzik delisi, spiritüel tekir kedinin bin bir pozunu çektik. İstanbul ve Talinn’in Avrupa Kültür Başkent’i oluşlarından dolayı Estonyalı Büyük besteci Arvo Part’a ortaklaşa ısmarladıkları (Adem’s Lament) “Adem’in Yakarışı”nı ise ünlü orkestra şefi Tonu Kaljuste yönetti. Bütün büyük dinlerin özünde Adem var ve bize en büyük mesaj ondan diyen Arvo Part eski kadim bir kilisede yeni bir dua okuttu hepimize. Pek çok din adamı, Estonya Cumhurbaşkanı ve eşi Abdullah Gül ve eşi Hayrünisa Hanım’la birlikte en ruhani ilahilerle, öykülerle tanıştık, buluştuk, coştuk.

En evrensel tanımı ile tek bir müzikle, tek bir adamla, tek bir öyküyle tüm insanlar kavuşabilir, anlaşabilir birbiriyle. “Lang Lang Etkisi” bu, yeter ki “Adem’in Yakarışı” duyulsun yeryüzünde.

İztanbullu’dan şimdilik bu kadar.

Sevgi ve saygılarımla,


Pervin Mısırlıoğlu E.

11.06.2010 - İstanbul


Arvo Part konser fotoğrafları için tıklayın.


Lang Lang hakkında

O bir fenomen

Üç yaşında piyano çalmaya başlayan, 5 yaşında Şengyang Yarışması’nı kazanarak ilk resitalini veren Lang Lang, Çaykovski Uluslararası Genç Müzisyenler Yarışması’nda birincilik kazanarak 13 yaşında Pekin Konser Salonu’nda Chopin’in 24 Etüd ’ünün tamamını çaldı. Bir başkasının yerine son anda “Yüzyılın Galası”na çağrılıp Chicago Senfoni ile Çaykovski konçertosu çalan Lang Lang böylelikle 17 yaşında yıldız olma yolunda ilk adımı atmıştı. Genç yaşında yıldız olan Lang Lang’ın tüm albümleri bütün dünyanın en iyi klasikler listelerine girmekle kalmayıp pop müzik listelerinde de yer alıyor. 2007 yılında En İyi Enstrümantal Solo Sanatçısı olan ilk Çinli sanatçı olarak Grammy ödülüne aday gösterilen Lang Lang, aynı yıl The Record Academy tarafından daha önce Zubin Mehta ile Luciano Pavorotti’ye takdim edilen Presidental Merit Ödülü’ne layık görüldü.

Sanatçının en son kaydı Vadim Repin ve Misha Maisky ile birlikte gerçekleştirdiği Rahmaninov ve Çaykovski piyano üçlüsü. Münih Dünya Futbol Şampiyonası açılış ve kapanış törenleri, Barack Obama’nın ödül aldığı 2009 Nobel Töreni, 2008 yılında Herbie Hancock ile birlikte Grammy Ödül töreni gibi pek çok farklı etkinlikte olağanüstü bir performans sergileyen Lang Lang, klasik müziği geniş seyirci kitlelerine ulaştırma başarısıyla övülüyor.

Lang Lang etkisinde kalacaksınız

New York Times’ın “Klasik müzik gezegeninin en ateşli sanatçısı” ilan ettiği Lang Lang’in, Time dergisinin her yıl seçtiği “Dünyanın En Etkili 100 İnsanı” listesinde yer alması da boşa değil. 2008 yılında, 5 milyar kişinin canlı izlediği 29. Olimpiyat Oyunları’nın Pekin’deki açılış seremonisinin ardından ülkesi Çin’de 40 milyon çocuğu piyano öğrenmeye teşvik ederek “Lang Lang etkisi” diye adlandırılan bir fenomene imza atan sanatçı, Haliç Kongre Merkezi’nde tüm dünyaya İstanbul’dan yıldız gibi parladı.

(Taraf)


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
14 Haziran 2010 00:40

hurkus

"\"\""“Pärt bizim vicdanımızdır”

Uluslararası İstanbul Müzik Festivali önceki akşam Aya İrini Müzesi’nde klasik müzik dünyasının önemli viyolensel sanatçılarından Antonio Meneses’i ve Cem Mansur yönetimindeki Akbank Oda Orkestrası’nı ağırladı.

Antonio Meneses’in, doğumunun 200. yılında Schumann’ın Viyolonsel Konçertosu’nu seslendirdiği gecenin diğer önemli konseri de bu yıl 75. yaşını kutlayan Arvo Pärt’in 4. Senfonisi Los Angeles’ın Türkiye prömiyerinin yapılmış olmasıydı. Geçtiğimiz günlerde Arvo Pärt’ın dünya prömiyerini Türkiye’de gerçekleştirdiği Âdem’in Yakarışı adlı eserinin yankıları ise hâlâ sürüyor. Pärt ile Cem Mansur’un ise özel bir dostluğu var. Daha önce Arvo Pärt’ın 4’ncü Senfonisi’nin Avrupa prömiyeri de yine Cem Mansur yönetimindeki Helsinki Filarmoni Orkestrası tarafından yapılmıştı. Bir müzisyen olarak Arvo Pärt’ı nasıl bulduğunu sorduğumuz Mansur, Pärt’ı “yaşayan en önemli bestecilerden biri” olarak değerlendirirken sözlerine şöyle devam ediyor: “20. yüzyıl müziğinin büyük paradoksu olan, dinleyici ile besteci arasında kopan bağı en etkili şekilde yeniden oluşturmayı başaran kişi. Bunu da yaparken hiçbir zaman sığlığa. popüler hareketlere başvurmamış. Başta Gregoryen ilahilerini çok sade çizgileri olmak üzere, gerçekten özgün bir dil yaratmak için kullanabilmiş.”

Müthiş bir ustalık
Mansur’a göre, Pärt’ın müziği günümüz insanının manevi arayışlarına herhangi bir dogmanın dışında da cevaplar verilebileceğinin en iyi kanıtı olmakla beraber dinî metni olmayan enstrümantal eserler bile yazılabilecek en manevi, ulvi müzik Mansur’a göre, Arvo Pärt çağımızın vicdanı... Arvo Pärt’ın dünya prömiyerini İstanbul’da geçtiğimiz hafta yaptığı Âdem’in Yakarışı’nı değerlendirmesini istediğimiz Cem Mansur, Âdem’in Yakarışı’nın son derece önemli bir yeni eser olduğunu, koro ve orkestra yazısında müthiş bir ustalık, kullanılan dilin özümsenmişliği olduğunu söylüyor: “Konu da, Adem’in çocuklarının birbirini boğazlamaya devam ettiği dünyada maalesef çok güncel. Sürekli yağan yağmuru Âdem’in gözyaşları gibi hissettim.”

Taraf/13.06.2010
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.