Dört yüz kilometrelik ekosistem: Gediz ve Deltası

05 Mayıs 2012 22:11 / 1864 kez okundu!

 


İzmir-Çanakkale yolunda arabamla ilerliyorum. Menemen ilçe kavşağından sonra, ana yolun sağında ve solunda ova’nın yemyeşil Sultaniye üzüm bağları Yeni yeşillenmiş ve çok küçük olan yaprakları, düzenlenmiş halleriyle uzanıyor ovada. Çok yakında sofralarımızı şenlendirecek olan zeytinyağı, yeşil yaprak ve baharatların harmanlanmasıyla rahmetli annem usulü pişerken içine hafif ekşilik vermesi için, yeşil erik eklemesiyle doruğa ulaşan yaprak sarmasının tadını hissettim ağzımda.

Şeftali bahçeleri, pespembe çiçekleriyle, ortalığı beyaza kesen ama çiçek yaprağını rüzgara kaptırmış Yeşil Erik ağaçlarıyla yarıştalar…

Yolun sağ tarafında daha da içerilere girdiğinizde, çilek ve kiraz bahçeleri ile ayrıca her türlü yaz meyvesinin en güzelinin yetiştiği bir cennet içinde bulursunuz kendinizi.

Bu yol sizi, sonunda Manisa’ya ulaştırır ve yolun nasıl bittiğini de anlamazsınız. Ege’nin en cennet köşelerindendir. Menemen, Emir Alem, Muradiye ve Manisa arasındaki yol.

Ben yoluma devam ediyorum.

Bir köprü üzerinden geçiyorum altından suyu azalmış bir nehir akmakta. Köprünün girişindeki demirlerin üzerindeki levhada ‘’Gediz’’ yazıyor.

Anadolu’dan Ege Denizi'ne dökülen B. Menderes'ten sonra ikinci büyük akarsudur Gediz…

Murat ve Şaphane Dağları’ndan inen suları kendine katıp ta tam 400 km yol kat ederken, üzerine barajlar yapıldığından ve değişik noktalarda, bünyesinden sulama amaçlı çok sular çekildiğinden denize kavuşmak üzereyken suları artık azalmış oluyor.

Gediz aslında Türkiye’nin kıyılarında en büyük deltalarından birini oluşturuyor. Ve devasa bir ekosistemdir. Tam 400 km'lik bir ekosistem.

İzmir körfezine dökülmekte iken, körfezin hızla dolması ve İzmir limanının denize ulaşımının kapanması tehlikesi nedeniyle,19.yy sonlarında kanallar açılarak nehrin yatağı şimdiki ve daha kuzeyde bulunan noktasına değiştirilmiştir.

Farklı ekolojik alanları iç içe bulundurması nedeniyle su kuşları ve balıklarla birlikte, binlerce canlıya uygun yaşam alanları sağlar.

Ekolojik olarak bol gıdalı bir sulak alan özelliği taşıyan Gediz deltası, zengin ve değişik habitatları (Bir organizmanın geliştiği ve yaşadığı yer) ile bir açıkhava müzesi işlevi de görür.

Gediz deltası su ürünleri ve üretimiyle yöre ekonomisine önemli katkılar sağlar. İzmir gibi bir Metropilat’ın çok yakınında bulunan delta içinde Çamaltı tuzlası ve Kuş cenneti içinde Ornitoturizm (Kuş gözlemciliği) başta olmak üzere günü birlik dinlence amaçlı kullanımları vardır.

Önemli bir görevi de tampon görevi görüyor olmasıdır. Deniz suyunun ovaya girişini önleyerek iç kesimlerde tarım alanlarının tuzlanmaya karşı korunmasını sağlar.

Zengin Fauna, (Değişik hayvan türlerinin bir araya geldiği yer) Gediz deltası Çamaltı tuzlası, Kuş cenneti, böcek türleri, çakal, yaban domuzu gibi çok sayıda memeli hayvan türü için önemli bir yaşama alanı özelliğidir.

Fauna açısından esas önemi, 200’ü aşkın kuş türüne kışlama, üreme, beslenme, konaklama olanağı sağlamasıdır. Dünya genelinde Tepeli pelikan, Kerkenez, Sumru ve Martılar için hayati önem taşıyan bir yer olmasıdır.

Kara gagalı Sumru Türkiye'de yalnız Gediz Deltası’nda görülür.

Tüm Menemen ovasının pamuk ve çeltik sulamasında çok önemli rol üstlenmiştir.

Denizle kavuşacağı noktaya kadar yukarda da bahsettiğim su tutulması ve sulamalar nedeniyle deltaya su gelemiyor.

Nehrin döküldüğü yer ile dalyanlar arasındaki sazlıkların kuruma tehlikesine karşın sulama projesi kapsamında yeraltından çekilen sular son zamanlarda delta ya verilmektedir.

İstanbul’dan İzmir’e eğer uçak ile geliyorsam, uçağın artık İzmir’e inmek üzere alçalmaya başladığı anonsundan sonra benim en büyük zevkim başlar. Çünkü uçak iniş için Bergama üzerini geçtikten sonra Menemen üzerinden burnunu körfeze kırar.

Yukarıda anlattığım güzelliklerin tamamını yaklaşık 1000 mt yüksekten seyrederim ve yemyeşil ova ile ardından Körfez ve İzmir’im aşağıdan gelip içime akar.

Aşağıya baktığımda Çiğli ve Bostanlı'nın tam aşağısında Gediz'in eski deltasını bütünüyle görürüm. Bu bana çok büyük bir zevk verir.

Uçak, Körfez’in ortasından önce Balçova yönüne ve oradan da, burnunu, Torbalı yönüne kırarken o sırada tamda İzmir’imin üzerindedir. Şehrin Tüm güzelliğini içime sindirmeye ve hızla bitecek olan o güzel görüntülerin her bir noktasının kendimce ezbere biliniyor olmasıyla gururlanırım.

Bu manzara bir yaz gecesi, aşağısı ışıl ışılken Körfez’e ışıklar yansımışken görmek ise, anlatılmaz bir hayal dünyasıdır.

Suyuyla içinden ya da kıyılarından geçtiği şehirlere yerleşimlere hayat taşıyan devasa ekosistemlerimize, ki Türkiye ve Türkiye’nin özellikle de batısı bu ekosistemlerle doludur, naçizane dikkat çekmek ve bu ekosistemlerin korunması adına okuyucuda bir nebze dikkat yaratmaktı amacım.

Bizler doğanın, bitki, hayvan ve diğer mikroorganizmalar ile birlikte kaliteli yaşamamız için bize sunduğu bu güzel hediyeleri sistemlerin zincir halkalarını kırıp bozmamak ve gelecekte yaşanmaz bir dünya ile karşı karşıya kalmamak adına ekosistemlerimize bilinç seviyesi yüksek insanlar olarak yaklaşmak ve onları tıpkı kendi yaşamımız gibi sevip korumalıyız diye düşünmekteyim.

"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlarsın."

(Kızılderili atasözü)



Özdener GÜLERYÜZ

30.04.2012

Son Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2012 12:29

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.