90+2'DE DÜŞÜNSEL ŞİMDİ, NİNOÇKA'DA SVETLANA BOYM

19 Aralık 2018 11:55 / 687 kez okundu!

 

 

“Neden sevdim, nasıl çekti beni içine, güzel düzgün cümleleri miydi, Paris'i anlatışı mı? Her satırında farklı bir duyguya çekildiğim, daha derine gitmek istediğim, uzağından kokladığım, o yılbaşı sürecinde yüzüme sulu karını yediğim, insanını sevdiğim, yüzümde, ağız çevremde soğuktan uçukların belirdiği Paris soğuğu mu? 
Hiç inkar edemem,otelden ayrılıp, iki saat süreyle yol gidip ayrıca da  uzun yürüyüş mesafesiyle giriş yapabildiğimiz, tahminlerinizden çok daha fazla bir alanı kapsayan, hayatınızda okuduğunuz ve okuyabileceğiniz çok farklı çizgi kahramanların capcanlı karşınızda oluşuyla sizi karlar arasında masallar ülkesinde gezintiye çıkaran Disneyland'ı...

 

 

 

****


90+2’DE DÜŞÜNSEL ŞİMDİ, NİNOÇKA’DA SVETLANA BOYM


Neden sevdim, nasıl çekti beni içine, güzel düzgün cümleleri miydi, Paris'i anlatışı mı? Her satırında farklı bir duyguya çekildiğim, daha derine gitmek istediğim, uzağından kokladığım, o yılbaşı sürecinde yüzüme sulu karını yediğim, insanını sevdiğim, yüzümde, ağız çevremde soğuktan uçukların belirdiği Paris soğuğu mu?

Hiç inkar edemem,otelden ayrılıp, iki saat süreyle yol gidip ayrıca da  uzun yürüyüş mesafesiyle giriş yapabildiğimiz, tahminlerinizden çok daha fazla bir alanı kapsayan, hayatınızda okuduğunuz ve okuyabileceğiniz çok farklı çizgi kahramanların capcanlı karşınızda oluşuyla sizi karlar arasında masallar ülkesinde gezintiye çıkaran Disneyland'ı...

Ayrıca Paris sokaklarını ve caddelerini. 

Ayrıca Eyfel kulesini.

Kule yakınlarındaki Kafede elleriniz donmuş vaziyette oturup kahve yudumlarken Kafenin duvarında Kule'nin yapım aşamasındaki resimleri, yarım Eyfel kulesinin, sonlanmaya yakın olan kulenin resimlerinden etkilenişinizi...

Meraklanıp nasıl yapıldığını incelediğinizde karşınıza çok ilginç durumlar çıkıyor.

Mimarı Alexandre Gustave Eiffel, Yapıyı ikonik bir yapı olarak tasarlıyor, Fransız devriminin 60. yıl kutlamaları çerçevesinde yapımına başlanıyor,

324m yüksekliğinde şehrin her yanından görülebilen, 10.1 ton ağırlığında 200 000 m2 alana yayılan,

Her yedi yılda bir 60 ton boya ile boyanmak istendiğinde 3 milyon Euro maliyeti olan bir yapı.

Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeken ve Fransa turizmine katkısı yüksek olan bir yer. 

Yapımı bittiğinde halk ve diğer sanatçılar tarafından beğenilmemiş, eleştirilmiş yıkılma kararı alınmış, sonunda telgraf anteni olarak kalmasına karar verilmiş. 

Eiffel hergün kuleye gider orada zaman geçirirmiş.

''Neden her gün buradasın'' diye soranlara; ''Onu görmediğim tek yer burası'' diye cevap verirmiş, buradan sanki kendi eserinden nefret eden bir mimar olduğunu çıkarıyoruz.

Elimdeki kitap Svetlana Boym'un Ninoçka isimli kitabı, konuya Boym'un cümleleriyle girmiştim. 

Yazdığına göre, şimdi var mı bilmiyorum, kulenin hemen dibinde bir atlıkarınca varmış, Eyfel kulesinin müşterileri önce yukarı çıkarlar, sonra atlıkarıncaya binip, dondurma alırlarmış.

Yüzyirminci sayfadan giriş yaptım kitaba.

Ninoçka, cinayete kurban gitmiş Rus göçmeni kadın. 

1980'lerde Rusyadan ABD'ye göç eden ve şimdi New York'ta tarih yüksek lisansı yapmakta olan Tanya, Nina Belskaya'nın adına bir dip notta rastlıyor ve cinayeti merak ediyor.

Bir dedektif gibi Paris'e giderek olayı soruşturmaya başladığında işlerin sandığından daha da çetrefil olduğunu görüyor. 

Nina'nın öldürülmesi ile baş rolünü Greta Garbo'nun oynadığı 1939 yapımı Ninoçka filmi arasındaki bağları araştırıyor.

Svetlana Boym bunları anlatırken derin derin size Paris'i koklatıyor, hissetiriyor.

Arada bir kitaptan kopmanın da bir sakıncası olmasa gerek,

Yılbaşı sürecinde Önceden ücretini ödediğimiz Moulen Rouge gösterisini doyumsuzca izliyoruz.

Bana öyle geliyor ki, ne kadar soğuk olursa olsun, o gösteride rol alan sanatçılara saygı adına, emek adına bu gösteri seyredilir. Sanırım herkes benim gibi düşünüyor. 

Müthiş bir kalabalık, soğuk dinleyen yok. Oraya gelen her kes çok sakin.


 
NASIL YAŞAYALIM? 

‘’Vazgeçebilmek’’ kitabında Guy Finley, Akılsal Nasıl ve Düşünsel Şimdi deyimlerinden bahseder, kalıcı mutluluk ile sizin aranızda duran hiçbir şeyin olmadığını, nasıl diye sormamak gerektiğini, izin verirseniz şimdinin size yol göstereceğini, Düşünsel Şimdinin akla hayale sığmayacak bir eylem olduğunu, kendiniz dışındaki yeni dünyaya varmanız eskisinden çıkmış olduğunuz anlamına geleceğini, kendinizden kaçmanın elzem olduğunu, bunu ne kadar iyi anlarsanız o kadar özgür olacağınızı, kendiniz dışına götürülmekte ne kadar istekli iseniz, o kadar hızlı bir şekilde oraya varacağınızı, Akılsal nasıl ile Düşünsel şimdi arasındaki mesafeyi kısaltmak için her an çalışarak ruhsal yolculuğunuza günlük hoşluklar eklemeniz gerektiğini,

Kendi dışınıza çıkmak için kimsenin yardımı olamayacağını, ancak herkese bunu yapmanız gerektiğini göstermek gerektiğini, 

Gerçek başarının sizin neye ulaşmayı amaçladığınızla değil, sessizce anlayabildiğinizle ölçüleceğinden söz eder.

Kısaca ‘’Düşünsel Şimdi’’ ile kendinizden kaçmak kaçınılmazdır.

‘’Akısal Nasıl ‘’da kalırsanız eziyet eden sorulara cevap aramakla zaman harcarsınız.

Anlayacağınız uzun lafın kısası ‘’an’’ da kalın ve ‘’an’ ı yaşayın diye anlayabileceğiniz bir anlatım.

Geçmişle bağınızı bir an önce koparın şimdiyi yaşayın yani.


 
90+2 de GOL YEMEK NASIL BİR ŞEY?

Türk Futbolu’nun yüz yıllık futbol takımı, liglerde üç kez şampiyon olmuş, her zaman üst sıralarda görmeye alışık olduğumuz, futbol ligi’nin, rakipleri tarafından ‘’iyi ki varsın’’ noktasındaki ezeli rakibi olan, büyük bir sivil toplum örgütü denilebilecek topluluk, başkan değişimi ile yapılan reformlara uyum sağlayamadan ne olduğunu anlayamadan, hızla küme düşme hattına gelirse,

Alt yapısına bakıldığında, Avrupa çapında yapılanma, dokuz branşta mücadele, geçmişinde büyük başarılar olan Türkiye’nin göz bebeği futbol takımı, öncelikle yerli hocalara direnip sonrasında çaresiz daha önce görev yapmış, şampiyonluk yaşatmış bir hoca ile anlaşma sağlayıp hocayı göreve getirdiğinde taraftarın beklentisi ilk maçta galibiyettir değil mi? Evet öyle.

Gece son baktığımda takım galip iken, o duygularla sakince yatağıma gidiyorum. Bana göre yeni hoca ilk maçını kazandı ve arkası da gelecek.

Sabah uyandığımda ise işte bu Türkiye’nin göz bebeği futbol takımının son dakikada elinden geleni yapmış milyon euro değerindeki futbolcuları ile süperlige bu yıl çıkmış yerli hoca yönetimindeki ve çok eminim ki galibiyet yemini etmiş Anadolu takımından, mutlu ve huzurlu 90+2 de gol yeyip berabere kalmış olduğunu çok derin bir hüzünle akşam ve ertesi günün farklı skorları ile içime gömmüş bulunuyorum.

Bu yazıyı yazarken tüm kanallarda Takımın başkanı ve yeni hocası yaptıkları açıklamalarda, ikinci yarının lider takımı olacaklarına söz veriyorlardı. 

Bize de inanmaktan başka çare kalmıyordu.

Belki de hayat tam da işte böyle bir şeydi.

 

Özdener GÜLERYÜZ

18.12.2018

 

Son Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018 10:01

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.