Yaşım 34

15 Aralık 2012 20:42 / 1602 kez okundu!

 


Bir ömre sığdırılan güzel anılar ve karşılıksız verilen sevgiler. İnsanı güvende hissettiren bu karşılıksız kucaklaşmalar, gülüşmeler dayanışmalar.

Yitip giden ömürlerin geride bıraktığı boşluk dolmaz iken, akıp giden zaman sizden birşeyler alırken, sevdiklerinizi tek tek koparıp götürmeye devam ediyor.

İyiler erken ölür derler. Bunu yaşayarak öğrenen nadir insanlardan biriyim sanırım. Bugüne kadar kaybettiğim sevdiklerimin hepside birbirinden iyiydi. Fedakarlardı. Kendi acılarını gizler sizi mutlu etmek için mutlu görünürlerdi. O yaşadıkları hayatlarda ne acılar çektiler ama hiçbirini göstermediler çünkü onlar için kendi acılarından daha mühim bir şey vardı; sizin mutluluğunuz!

Bugün tarihe not düşmek adına tüm cesaretimi toplayıp kendimi yazmak istiyorum. Hep sakladığım kendimi.

Hayatımdaki ilk ölümü 9 yaşındayken henüz kırklı başların yaşında olan ve 5 çocuğu olan Amcamı bir trafik kazasında kaybederek tadtım. En küçük çocuğu henüz 7 yaşında idi. Ağlama sesleri kulaklarımda çınlarken daha önce yaşamadığım bu hissin ne olduğunu anlamaya çalışıyor bu acının nasıl bir acı olduğunu keşfetmeye çalışıyordum. Bu keşif çok uzun sürmedi acının kendisini ve ebatını sadece 1 yıl sonra annemi kaybettiğimde anladım. Henüz 10 yaşındayken annesini kaybetmiş bir çocukken bir anda arkada 8 yaşında kızkardesi ve 1 yaşında erkek kardeşi olan olgun ve güçlü olmak zorunda olan adam oluveriyorsunuz. Kendinizce dünyayı değiştirmeye muktedir olacağınız zamanı bekleyip o zaman gelince kardeşleriniz için yapacaklarınızı, onların mutsuz geçen yıllarının acısını nasıl çıkaracağınızın hesaplarını yapıyorsunuz.

Ey zavallı insanoğlu! sen kimsinki hayatı planlama gücünü kendinde görüyorsun sen daha kendi zamanının bile patronu değilken başkalarının geleceğine nasıl karar verebiliyorsun cahil mahlukat gerçeğini hayat bana yaşatarak öğretti.

Erkek kardeşim daha 6 yaşındayken kahredici hastalığı ortaya çıktı. Hastalığı sonrası ailede yapılan taramada aynı hastalık kızkardeşimde de çıktı. Bende değil. Hayat işte bu kadar basit. Neden ben değilde kızkardeşim. Öyle bir hastalık düşününki her an vücudunuzda patlayacak olan bir bomba dolaşıyor ama ne zaman ve nerede patlayacağını bilmiyorsunuz. Patladığı bölgeye göre vücuda değişik zararlar veren bir bomba. Böyle bir bomba ile vücudunda yaşayan kardeşlerim ne mi yaptı? Kardeşlik yaptılar. Çok sevdiler abilerini ve bir gün olsun neden başkası değilde biz yada neden aile içinde biz yada neden abimiz değilde bizde çıktı demediler… Yaşlı bir dedem ve babaannem vardı. Kendilerince annesiz büyüyen çocukların bu eksikliğini hissetmemeleri için tüm sevgilerini ve ilgilerini bizlere verdiler. Böyle bir ortamda büyümeye çalışan bizler büyüyemeden ilk bomba erkek kardeşimde patladı ve patladığı yer beyin olmuştu. Aldı onu bizden ama o giderken bile sevgisini göstererek gitti komadayken doktorların duyması imkansız dediği anda bile abisi kulağına eğilip ismini haykırdığında elleriyle abisinin ellerini sımsıkı tutarak… Zaman durmuyordu geçiyordu ve kaderimiz değişmiyordu. Önce üzerimizde emeği büyük cefakar insan babaannemizi aldı. Öyle bir babaanneki bir gün olsun torunlarını üzmeyen, yaşlı halleriyle bile onlara hizmet etmekten geri durmayan bir babaanne. Sonra dedemizi. Öyle bir dede ki 90 yaşında kimseye boyun eğmemiş, kimseye eyvallah etmemiş ve öldüğü güne kadar saygınlığını kaybetmemiş torunlarının örnek modeli bir dede. Zaman akıyor acılar eksilmiyordu. Derken bir gün bir bomba patladı ama bu defa anlamadık nerede patladığını. Kız kardeşim tüm ısrarlarımıza rağmen hastaneye gitmek istemedi. Yanında abisi beklerken ertesi gün işe gidecek olan abisini o içindeki acıya rağmen uyutmaya kalkan bir kızkardeş. Ben iyiyim abi sen uyu diyen bir kızkardeş. Son nefesinde bile abisini düşünen bir kızkardeş. Ağzından gelen köpük, birkaç dakika içinde gelen bir ambülans ama aslında o birkaç dakika içinde çoktan vefat etmiş bir kızkardeş.

Acılarla yoğrulmuş bir hayatta daha ne kaldı ki dediğin anda gelen bir acı haber daha. Beraber büyüdüğün, aynı sene doğduğun, aynı okulu okuyup bir gün olsun tartışmadığın teyzenin oğlu… Anne ve babasının biricik oğlu, kızkardeşinin can yoldaşı abisi hiçbir sağlık problemi yokken, ailesinde kalp rahatsızlığı yokken, içki ve sigara içmez düzenli spor yaparken bir gün spor yaparken kalp krizi geçirip ölüyor. Ansızın bir anda herşey sıfırlanıyor. İmkansızlıklar içinde bile ailesinişn fedakarlıklarıyla en iyi yerlerde okuyan, en iyi işlerde çalışan, herkesin gururu bir insan dün var bugün yok.

Hayat zor görünürken ne kadar kolay. Hayat şifrelerini çözdüğün andan itibaren ne kadar değersiz. Uğruna üzüldüğünü sandığın şeyler aslında ne kadar boş. Hırsların kölesi yaptığı insanların dev aynasının gerçek izdüşümü aslında ne kadar küçük.

Annem 34 yaşında geride 3 çocuk bırakarak öldü. Öldüğünde 1 yaşında olan oğlu Emre 10 yaşında, öldüğünde 7 yaşında olan kızı 31 yaşında ve öldüğünde 9 yaşında olan yeğeni Ali kendisiyle aynı yaşta 34 yaşında vefat etti. Ben kaç yaşında mıyım? 34.


Ömer KARAKUYU

15.12.2012

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.