İzmir'in seçimi

14 Aralık 2013 01:10 / 1244 kez okundu!

 

 

Türkiye’de seçimlerin yerel veya genel seçim olması maalesef seçmenler için çok fazla anlam ifade etmiyor. Türkiye’de her seçim döneminde projelerin, değil işi özünden uzaklaştırıp seçmenleri manüpüle etmeye dönük  sığ ve yapay gündem maddeleri ile ideolojik tartışmalara hapseden seçim stratejileri görmekteyiz.

İzmir’de yaklaşan yerel seçimler öncesi iktidar partisinin adayının netleşmesi ile bir kez daha anlaşıldı ki Başbakan için İzmir artık mutlaka alınması gereken belki de son kale. İzmir’i almak onun için mutlak iktidarının ve savunduğu ideolojisinin zirve noktasıdır.

İzmir gibi kazanma ihtimalinizin zayıf olduğu bir şehirde, kabinenin en uzun soluklu bakanlık yapmış ve pek çok çevreye göre en başarılı bakanı olan Binali Yıldırım’ın adaylığı bana göre şehrin kazanılmasının Başbakan için ne denli bir hırsı ifade ettiğini göstermektedir.

Yerel seçimlerde Binali Yıldırım gibi bir ismin karşısında CHP’de aday olarak akla gelen ilk isim mevcut başkan Aziz Kocaoğlu gibi duruyor. Mevcut iktidarı elinde tutan sırası gelen seçimlerde her zaman rakiplerine göre avantajlıdır. İzmir’de yerel iktidarı elinde tutan Kocaoğlu’nun bu anlamda avantajlı olduğu aşikardır.

AKP ve CHP dışında yerel şeçimlerde sonuca etki edecek iki parti mevcut. Bunlardan birincisi MHP diğeri ise BDP. Bu iki partinin kendi seçmenlerini bir arada tutacak güçlü adaylar çıkarıp çıkarmaması ve buna bağlı bu partilerden olası oy kaymaları seçim sonuçlarına etki edebilir.

Benim öngörülerime gelince; bu seçimde kimse şehrin altyapı yetersizliklerini, trafik sorunlarını, kentsel dönüşümün içinden çıkılmaz hallerini, işporta tezgahlarını, kaldırımlara taşan restaurantları, projelere aykırı binaları, imara aykırı plan değişikliklerini konuşuyor olmayacağız. Bu seçim yerel seçimden ziyade iktidar ile ona ders vermek isteyen tüm muhalif düşüncelerin bir olup savaşacağı bir seçim mücadelesi olacaktır. Biz projeleri değil Gezi olaylarını konuşacağız. Uludere’de bombalanan vatandaşlarımızı, susturulan muhalif sesleri, uzun tutuklulukları, yargıya talimat veren iktidarı, YÖK eliyle baskı altına alınan üniversiteleri konuşuyor olacağız.

Bu atmosferde seçimi kim kazanır? Seçimi şahıs değil CHP kazanır. Bunun değişik nedenleri var. Birincisi CHP’nin İzmir’de kemikleşmiş bir seçmen kitlesi var. Göçmen nüfusun tamamına yakını kendini CHP ile özdeşleştirmektedir. Kemalist, ulusalcı, göçmen, yüksek gelir segmentine mensup, yaşam şekline müdahale edilme korkusuna sahip gençler bu kemik kitleyi oluşturmaktadır. Bunlara ilaveten değişik sol fraksiyonlara mensup kendini CHP ile farklı kulvarlarda ifade eden, ancak İktidar partisini ortak düşman belleyen kesimler için tek alternatif olması nedeniyle de CHP seçimlerde emanet oylar alacaktır. "Yetmez ama evet" diyen liberallerin de, iktidar partisinin yeni düzende kurduğu mutlakiyetçi düzen karşısında kafalarında oluşan soru işaretleri nedeniyle partinin yükselen oy grafiğine bağlı artan kibrini frenlemek için önümüzdeki yerel  seçimlerden başlayarak bir müddet oylarını daha iyi bir alternatif bulana kadar CHP’ye emanet edeceklerini düşünüyorum.

Binali Yıldırım adına bu adaylığın üzücü olduğunu düşünüyorum. Bunca yıllık başarılı kabul edilen bakanlığın İstanbul adaylığı ile taçlandırılması beklenirken, İzmir adaylığı ile çıkmaz sokağa sürüklenmesi kötü oldu. Başarılı dönemin sonunda kaybeden sıfatı hoş olmayacak.

Aziz Kocaoğlu’na gelince; ben, herkes emin olsa da Kocaoğlu’nun adaylığının kesin olmadığını düşünüyorum. Önceki yazılarımdan birinde biraz değinmiştm. Özellikle son kurultay sonrası MYK’da hiçbir İzmir’linin olmaması şehrin siyasetinde kendilerini eksen yapmak isteyen Kocaoğlu-Yüksel ikilisine Genel Başkanın verdiği açık bir mesaj idi. CHP Genel Merkezi İzmir’de çok aykırı bir ismi Büyükşehirde aday göstermediği sürece seçimi rahatlıkla kazanacağını çok iyi biliyor. Bence Aziz Kocaoğlu, Binali Yıldırım’ın adaylığı ile genel merkezin köşeye sıkıştığını ve güçlü aday olarak kendisini göstermek zorunda kalacağını düşünüyor. Ama ben CHP’nin İzmir Büyükşehir adayının Kocaoğlu olmayacağı düşüncesindeyim. Kocaoğlu ismi partide birleştirici bir isim değil. Şehrin milletvekilleri arasında bile ismi üzerinde uzlaşma yok. Kendi partilileri ile geçmişteki kavgaları ortada. Büyükşehrin imkanları ile götürülen hizmetler sonuçta başkan kim olursa olsun belediye bütçesinin imkan verdiği hizmetler. Yaptıkları kadar yapmadıkları yapamadıkları da sorgulandığı zaman 2 dönemdir başkanlık yapan biri olarak karnesinde üstü başarı notu göreceğimize dair ciddi kuşkularım var.  AKP için bile belki de en güçlü rakip gibi kendini gören Kocaoğlu gönüllerinden geçen adaydır. Bence Kılıçdaroğlu İzmir’de kendi genel başkanlığında kendi belirlediği yeni bir isim ile yarışa girecek ve kazanacaktır. Bu isim kim olabilir derseniz bence en güçlü iki aday Tunç Soyer ve Aytun Çıray. Hakan Tartan ismi geri planda kalmış gibi görünmekle beraber İstanbul merkezli desteği yarışta ona  kazandırabilir. Ancak CHP tabanında karşılığı olmayan bir ismin yukarıdan destekle aday gösterilmesini üst yönetimin göze alabileceğinden çok emin değilim. İstanbul’da Mustafa Sarıgül’ün aday gösterilmesi ile bazı çevrelere istediğini veren Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de kimseye taviz vermeyeceğini düşünüyorum.

İzmir’de yerel hizmetlerin belirleyici olacağı asıl seçimlerin ilçelerde olacağını düşünüyorum. Karşıyaka, Narlıdere, Güzelbahçe, Bornova harici tüm ilçelerde sonucu adayların belirleyeceğini düşünüyorum.

Bu ülkede gündemin çok hızlı geçtiği geçmişten bilindiğinden seçimlere kadar pek çok olayların yaşanacağı aşikar. Elbette bu gündem maddeleri seçimleri etkileyecektir. Ancak çok bariz hatalar yapılmazsa 3 ay sonuca etki etmek için çok kısa bir süre.

Bekleyelim ve görelim…

 

Ömer KARAKUYU

14.12.2013

 

Son Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2013 22:32

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.