İçimden gelmiyor

26 Mayıs 2014 13:49 / 1205 kez okundu!

 

 

2014 yılında elim bir kez bile klaveyeye gitmek istemedi. İçimden hiçbir şey yazmak gelmedi. Her gün yeni bir hüzne uyandık. Her gün daha karamsar bir geleceğe bakıyor olduk.

Adalete olan inancımızı kaybettik, vatandaşlarının canı emanet olan devletin o canlara kıyabildiğini gördük. Söylemde vaat edilen güzel şeylerin aslında ucu söyleyenlere dokununca nasılda tarumar edildiğini gördük.

Gezi’de yeşile sahip çıkanlar terörist onlara destek verenler işbirlikçi onları yönlendirenler ise global güçler oldu. İnsanlar olaylarda can verdi karşılığı eden bulur oldu. Çocuklarımızın ölümlerine bile tepkisiz bir toplum olalım istendi. Ölenler mutlaka bir hain örgütün üyesi, ölümleri ise yaptıklarının cezası olarak mazur gösterildi. İnsanlarımızın sağılığına gösterilmeyen hassasiyet müteahhitlerin iş makinalarına gösterildi.

Yolsuzluk iddiaları oldu, paralel darbe dendi yolsuzluğun kendisinden başka her şeyi konuşur olduk. Yargı bağımsız değil denerek bizlerin oylarıyla kurulan ve daha adil olduğu söylenen yeni hukuk düzeni için şer yuvası dendi yerine kodlarıyla oynanmış siyasi iktidara biat eden yargı sistemi kurulmaya kalkıldı.

Her gün bir iddia dile getirildi bir tanesi ispat edilmedi. Dün işbirlikçi dedikleri işadamları ile bugün açılışlarda boy gösterildi bir kere bile yüzler kızarmadı.

Askeri vesayet dendi, yargı vesayeti dendi, bürokratik vesayet dendi ama bir gün olsun bunu diyenler bugünün Türkiye’sinde yasama, yürütme ve yargı üzerinde güçler ayrılığı değil tek gücün tahakkümünü isteyen siyasi vesayete söz söylemez oldular.

Soma’da yüzlerce madencimiz can verdi işin fıtratında var dendi. Yüzyıl öncesinin maden kazaları ile Soma cinayeti karşılaştırıldı ve bu cinayet normalleştirilmeye kalkışıldı. Hesap verme makamı olan siyasi iktidar eleştirilmeye kalkıldı, protesto edenler tehdit edildi, hakarete maruz kaldı, dövüldü. Yerdeki vatandaş başbakanlıkta görevli bir bürokratça onlarca kamera önünde tekmelendi , buna rağmen gördüklerimize değil yalanlarına inanmamız beklendi. Tekmelenen değil tekmeleyenin mağdur olduğu ülke yarattılar.

Polis kurşunu masum bir insanın canını aldı vuran değil vurulan itibarsızlaştırıldı.

Bir senaryo yazıldı ve yaratılan yapay düşman varmış gibi gösterilerek binlerce devlet memuru yerlerinden sürüldü. Atamalarda liyakatın yerini particilik, sorumluluğun  yerini lidere sadakat aldı.

Herkesi kucaklayan Başbakan kucakladığı 75 milyon arasında mezhep ayrımını kışkırtacak söylemler söyledi. Birbirimizi sevmeyi değil, birbirimizden nefret etmeyi körüklediler.

Masa başlarında yazılan senaryolar bağımlı medyaya servis edilerek halkımız uyutulmaya kalktı, utanmadan üstüne aptal yerine konularak bu hikayelere inanmamızı beklediler.

İçimden bir şey yazmak gelmiyor çünkü ne yazsam boş, ben inandığım doğruları haykırdıkça gördüğüm sadece büyüyen bir mutsuzluk ve umutsuzluk…

 

Ömer KARAKUYU

26.05.2014

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.