Cesur olmak

18 Ağustos 2012 17:03 / 1003 kez okundu!

 


Cesur olabilmektir bir toplumu ileri götüren, söyleyebilmektir doğruları her zaman her yerde...

Aydın olabilmenin sorumluluklarını taşıyamayan insanların her devrin rüzgarına kapılan fikirlere ses olması, kendi küçük entellektüel çevrelerinde bugün itibar görmelerini sağlayabilir ancak tarihin sayfalarında ve insanların gönül dünyalarında yer bulamayacakları kesindir.

Son günlerde toplumda karşılığı olmayan insanların kestiği ahkamlara bakıyorumda, içten içe söylenmemek imkansız. Dünün 28 Şubat sürecinde askeri vesayetin borazanlığını yapanların, AKP iktidarı sonrası askeri vesayetin çökertilmesine dönük atılan adımlar sonrası bir anda demokrasi havariliğine soyunmaları, son dönemde ise iktidarın daha milliyetçi söylemler içeren yeni bir devket merkezli ve güvenlikçi politikalar izlemesine paralel U dönüşü yaparak faşizan yaklaşımlar sergilemesini ibretle izliyorum.

Bugün aleni bir şekilde beğenmediği fikirleri yazıya döken yazarları patronlarına hedef gösteren bir başbakanı haklı gören düne kadar topluma nasıl adam olunacağını öğreten fatih altaylı gibiler sadece ceplerini doldururken toplum nezdindeki saygınlıkları da bir o kadar azalıyor. Televizyon kanallarına bakıldığında önceden sipariş sorular üstüne kurulmuş yalancı programlar, gazetelere bakıldığında ülkede ne olup bittiğiniğ kendi halkından saklayan iktidara servis yapan zihniyet, vicdanın sesine kulak veren yazarların tasfiyesi sonrası yerlerini dolduran suya sabuna dokunmayan sözüm ona köşe yazarları sokağa çıktıklarında toplum nezdindeki karşılıklarının ne olduğunu çok kolay anlayabilirler.

Askeri vesayete karşı çıkmak bir aydının namus borcudur. Ancak iktidarlar halkının entellektüel gelişiminin önünü tıkıyorsa, yurttaşlarının haber alma özgürlüklerini manipüle ediyorsa, insana hizmet etmesi gereken devleti kutsallaştırıp insan odaklı çözümler yerine devlet odaklı çözümler üretiyorsa bunun karşısında olmakta aynı aydınların namus borcu olmalıdır.

İnsanların fikirlerinden ötürü halen hapislere kolaylıkla atılabildiği, masum insanların olmayan delillerle aylarca hakim karşısına çıkmayı zindanlarda bekledikleri, canı adalete emanet insanların insani olmayan koşullarda sözde rehabilite edilmesi amaçlanırken, özde fiziki ve ruhi sağlıklarına kast edildiği bir dönemde bu gerçekleri söylemek insanlığa karşı bir borçtur.

Tek bir insanın dahi gözyaşına üzülen, insanların sorunlarını kendi sorunu olarak gören, doğruyu toplumun çoğunluğunun aksi görüşüne rağmen söyleme cesaretini kaybetmeyen, daha güzel dünyanın insanları öldürerek değil yaşatarak elde edileceğine inanan insanların gerçek aydınlar olduğuna inanıyor ve medyada yer bulamasalar da, köşe başlarında rantı yüksek pozisyonlar kapmasalar da, yarın ölürken daha huzurlu öleceklerinden eminim.

Silahlara karşı bir taş atan çocuk eğer uğruna savaştığı inançlarının zafer elde edeceğine inanıyorsa, o bir tane taş atan çocuklar milyon olduklarında en güçlü silahlar bile onları durdurumaz. Hep beraber daha güzel bir ülke ve dünya için kan üstüne mutluluk kurmayı vaat eden piyonlara ve onları perde arkasından yöneten asıl güç sahiplerine bir taş atalım.


Ömer KARAKUYU

18.08.2012

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.