Hem #EVET demek hem de Etyen Mahçupyan'ı anlamak mümkündür

13 Nisan 2017 22:27 / 353 kez okundu!

 

 

"Türkiye, müslümanların değiştiği kadar değişecektir" sözünün sahibiydi Etyen. YDH'daki birlikteliğimizden bu yana ilk kez ters düştük" diyen nuhungemisi; Ak Parti'yi de, Etyen Mahçupyan'ı da anlamaya, Mahçupyan'ın son Hayır kararını anlamlandırmaya çalışmış, siyah ya da beyazcıların arasından, gri alandan bir bakışla...

****

 

Hem #EVET demek hem de Etyen Mahçupyan'ı anlamak mümkündür

"Türkiye, müslümanların değiştiği kadar değişecektir" sözünün sahibiydi etyen. ydh'daki birlikteliğimizden bu yana ilk kez ters düştük. 

son eleştirlerinin bir çoğunda `nşa` haklılıklar var ancak bu değerlendirmelerin arasına üstelik kronolojik olarak, `normal olmayan şartlar altında`ki durumlarımızı eklese daha adaletli ve tabii ki politik olarak daha doğru olurdu. bunları yapmayınca elitlik, kolaycılık, üstenci akademik bakışçılıkla suçlanmaların dozu da arttı. 

yanlış şurada; sanki 2012'ye kadar çok iyi giden ak parti ve rte; aniden rota değiştirmeye karar veriyor ve gizlediği ab karşıtlığını, diktatörlük hevesini ortaya çıkarıyormuş muamelesi yapılıyor sürece. etyen'in de son değerlendirmesinin aşil topuğu burası. 

aşağıdaki olayların, muhatapları üzerinde nasıl bir etki yapacağını adaletli ve vicdanlı bir gözle değerlendirmek lazım.

- darbeciler, askerler tarafında yapılmış vesayetçi, statükocu anayasaların hükumetlere tanıdığı dar alanda kısa paslarla ilerleyen ak parti'nin, her pası ofsayt diye taç diye kesilmeye başlandı;

- utanç verici iddianamelerle partileri kapatılmaya çalışıldı;

- `genç subaylar rahatsız` denilerek geleneksel darbecilik günleri başlatıldı;

- `ergenekoncu` subayların darbe senaryoları ortaya dökülünce (ki bunun %70'i doğru %30'u da cemaat şişirmesiydi) hem telaş hem sağlam duruş örnekleri verildi;

- gülen cemaatiyle yapılan zorunlu bir tür koalisyonun sürüş ve bitiş süreçleri ağrılı sancılı geçti. masa altı didişmeleri açıktan kavgaya dönüştü; 

- oslo sürecinin tutanaklarının açık edilmesi, mit müsteşarının yargılanmak istenmesi, abartılı kck tutuklamaları; iktidar savaşı yapan cemaatçilerin barış sürecine vurdukları ağır darbelerdi;

- ilk 2 gündeki haklı çevreci çıkışın, nasıl yıpratıcı hükumet karşıtlığına evrildiğinin iyi örneği olarak `gezi eylemleri` tarihe geçti;

- amerikan neo-conlarının başını çektiği, israil yanlısı, iran karşıtı politik cephenin; usa'nın iran ambargosunu delerek ortadoğu'daki milyarlarca doların amerikan bankaları dışında dolaşıma girmesinin intikamı olarak `17-25 aralık 2014 darbe girişimi` gündeme geldi; yolsuzluk algı operasyonuyla, kafası az karışık bir kesim de olumsuz etkilendi.

- suriye'de pkk devleti olasılığının belirmesiyle, hdp/pkk'nın bu elma şekerine kanması, çözüm sürecine son darbeyi indirdi ve halk savaşı, özerklik ilanları ve hendekçilik yoluyla iktidar zor seçimlerle karşıkarşıya bırakıldı.

- "daeş destekçisi iktidar", "kürt karşıtı iktidar", "diktatörlüğe giden rte" abartılı, haksız suçlamaları arasında hükumet; daeş, pkk, dhkpc ve fetö ile aynı anda yoğun biçimde savaşmak zorunda bırakıldı;

- usa, rusya, almanya, ab, israil, suriye, iran, ırak ile aynı anda değişik tonlarla didişme, itişme, barışma seansları yaşamak zorunda bırakılan iktidar; bu mayınlı arazide yer yer yaptığı hatalara rağmen esas olarak iyi dans etti, hala da ediyor;

- ortadoğu'daki sınırları türkiye'ye rağmen ve esas olarak da onun zararına çizmek isteyenlerin varlığı bu kadar açık iken; böylesine ulusal konularda hükumetin yanında yer alması gereken milliyetçilerin bir kısmı ayılarak saf tuttu, bir kısmı ise algı operasyonlarına kurban gitti;

- politik, askeri, hukuki alanda başarılı olamayanlar; iç ve dış destekçileri yoluyla bu kez de ekonomik saldırılara geçtiler. imf, db, derecelendirme kuruluşları yoluyla krizi derinleştirme çabaları da istedikleri başarıyı sağlayamadı;

- var olan kararsız dengeyi kendi lehine değiştirme girişimi olarak `15 temmuz darbesi` ve ona karşı gelişen, ona dünya çapında örneklik gücü kazandıran milli demokratik halk direnişi; tüm ezberleri bozdu;

bütün bu sürecin nasıl bir politik, psikolojik ilişkiler yumağı oluşturacağı hesaplanmadan, doğru kararlar verilemez. verilirse de yanlış olma ihtimali artar.

nitekim `pelikancılık` akımının inatlı kışkırtmalarının, provokasyonlarının tuzağına en sonunda düşmüş olarak mahçupyan; insani ve akademik sabrının, zaaflarının sınırlarının test edildiği bir sürece zorlandı; hatta bu süreçte imalı kelime oyunlarından bile medet umdu;

- etyen'e öldüresiye saldıranlar ise, onun akademik ama "serinkanlı" duruşunun, davuoğlu danışmanlığı ile taçlanmasına dayanamadılar;

- pelikancılık, reisçiliğini davutoğlu üzerinden pekiştirmek isterken; etyen'in kimi konulardaki eleştirel duruşunu fırsat bilerek, onun üzerinden davutoğlu'na yüklenmeyi daha elverişli gördüler;

- bu süreçte yaşananların etyen'de açtığı yaraları göz ardı edenlerle; 15 yıllık sürecin tüm demokrasi dışı saldırılarının ak parti'de, onun liderliğinde, hükumetlerinde açtığı yaraları ve bu yaraların yol açabileceği doğal abartıları, hataları, intikamcılıkları göz ardı edenler, şimdi karşı karşıyalar ve hesaplaşma çağrıları yapılmakta;

- meseleyi siyah/beyaz açılarla anlamak kolay değil. gri bölgede durmanın da hem zorlukları hem de bir bedeli var; gri alanda durabilmek kolay da değil çünkü bu alan zaten çok dar ve kendisini politikada adil, vicdanlı ve tutralı olmakla bağlayan birisi için tutunma noktaları çok fazla yok. bu nedenle arasıra siyaha beyaza bulaşarak yorum yapabilir, politik taktikler üretebilir, eleştiriler getirebiliriz. gerçeği arıyorsak, siyaha da, beyaza da uğrayan ama daha çok gri alanda geçen ve üç boyutlu olan bir çizginin peşinde olmalıyız.

ak parti de, etyen mahçupyan da bu adaletli bakışı hak ediyorlar; her ikisi de zaman zaman karşı tarafa bu adalet anlayışıyla yaklaşamamış olsalar bile... hatta özellikle o yüzden.

"türkiye, müslümanların değiştiği kadar değişecektir" sözünün sahibiydi etyen. bugün ters düştük ancak ben müslümanlarla yanyana durmaya, değişimde katalizör olmaya devam edeceğim.

dananın kuyruğunun koptuğu noktada söyleyelim son sözü;

askeri cuntalar yapmadığı sürece tüm sivil anayasa girişimleri esas olarak eksik yapılır. meclis tarafından ve ilk kez sivil bir ittifakla yapılan anayasa, bu ittifakın kaçınılmaz olarak izini taşır, taşıyor. son 35 yılı cunta anayasasının orasını burasını düzelterek geçirdik; önümüzdeki bir kaç 10 yılı da cb hükumet sistemini iyileştirerek geçireceğimiz bellidir. daha iyisi olamaz mıydı? elbette olurdu ama bu "olurdu" için de bir kitap yazmak gerekir :)

mükemmel, iyinin düşmanıdır!

bu nedenle etyen'i şeytanlaştıranlar yanılıyor; dün ben etyen'in yazılarını överken bıyık altından gülenler ise onun son bir iki yazısı işlerine çok geldiği için şimdi sahte dostlar olarak iştahla paylaşıyorlar. onlar durmuş saatler, etyen ise çalışan bir saat. onlar günde mutlaka iki kez doğruyu gösterirler; etyen ise ara sıra farklı zamanları işaret etse de, duraklar gibi olsa da, denenmemiş ya da kolay patikalara sapsa da, zamanın ruhunu kavramış birisi olarak onunla hep aynı çok boyutlu yolda olacağız.

bu duygularla 16 nisan için oyum #evet

türkiye saha değiştirmeye hazırlanıyor, bunu engellemek değil kolaylaştırmak gerek.

 

nuhungemisi

[http://www.izmirizmir.net/ilhami-misirlioglu-turkiye-20-nisanda-saha-degisimine-hazirlaniyor;-futbol-sadece-futbol-degildir-y4487.html türkiye saha değiştiriyor]

 

Son Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2017 18:43

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.