Dönen Ev

24 Ekim 2014 14:49 / 1246 kez okundu!

 

 

Paul Klee’nin 1921 yılında yaptığı, ‘’Revolving House’’ adlı tablosu en sevdiğim tablo dersem, diğer Klee tablolarına haksızlık etmiş olurum. Bazı sanat eserlerinde, hayatımıza dair parçalar bulunca, onları kendi eserimiz gibi sahipleniriz. Klee’nin bu tablosu, benim için öyle bir anlam taşımaktadır. 

İnsan, bir parça geçmiş, en taze bellek zamanlarında hafızasına istemeye istemeye kazıdığı görüntüler ve sözcükler, bir yapıyı korumak için kendinden çaldıkları ve asla yerine koyamayacaklarından ortaya çıkan, bocalamaların toplamıdır. Bir bütünken bir taneye dönüşmek, dönmek, dönmek ve o sarmalın içerisinden kurtulamamak. Çıkıp da birisinin:

- Hey çocuk, öğreneceğin daha o kadar şey var ki, sen sabırlı olmaya bak, demesini beklemek.

Öğrenme, işte bu bekleyiş sürecinde başlıyor. Kimsenin, senin istediğin cümleleri kurmadığını anladığında bir zaman sonra bunu da kabulleniyorsun.

Birçok silüette, sözcüklerin sakilliği ve ucuzluğuna şahitlik etmenin, seni yorduğunu biliyorum. Her kabulleniş yeni bir keşfin başlangıcı, bunu da anlıyorsun. O küçük evde ne hikayeler yaşadın. Her bir adımında kainata, kendine, başkasına dair yeni sırlar keşfettin. Senin yansıman, bir başkasının nefretini kırmaya ve yıkmaya yetmedi. Yetmezdi de, sen ne peygamber ne de bir azizdin.  Buna rağmen, sen başkasının nefretini üstlendin. Başkasının yerine acı çektin, başkasının mutsuzluğunu kendi mutsuzluğuna çevirdin, onun yerine ağladın. Görüntüne bakarak, başkaları senin büyüdüğünü düşünmezken, gözlerin seni ele verecekti. O kadar çok gözyaşı döktün ki, vücudunda yaşlanmaya başlayan ilk yer, gözlerin oldu. Biliyorum, kimse yanında olmadı, kimse sırtını sıvazlamadı. Bu yüzden sırtında ki kambur ve ağrıları anlıyorum. Kaybettim, sakın deme! Sen büyük bir şeyi başardın. İçinde birbirine karşı savaşan, dargın olan bütün yönlerini, barışı sağlayarak, huzura erdirdin. Senin bugüne karşı gerçekleştirdiğin en büyük savaş, nefrete karşı verdiğin savaştı. O küçük sarı eve gelen her misafir, nefretini sana bırakırken, sen hepsini sevgiye çevirmeyi öğrendin. Güzel ve iyi şeylerin kalıcı olabilmesi için insanlar büyük bedeller öder, sende hepsini ödedin. Ruhunu çürümeye terk ederken, ektiklerinden habersizdin. Bu evrende yaptığın her dönüş, kendineydi. Sen, herkes olmanın yolunu seçmedin. Sakın hayatının hep mutsuzluk içinde geçeceğini düşünüp, ümitsizliğe kapılma. Bunca yolu boşuna katletmedin. İnsan, sonu gelmeden de iyileşebilir. Bu süre, bu sürekli dönüş, bu hayatın öğrenme kısmından biridir sadece.

Şimdi istediğin cümleleri sana kuran birini buldun: koş ve aynaya bak!

Herkesi ve her şeye dair anlamları öğrenmeye başladığın o eve, teşekkür et çocuk!..

 

Nilden ERSOY

18.10.2014

 

                                                                                                                                      

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.