Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu ev Selanik’te ise….

21 Ocak 2013 18:25 / 2806 kez okundu!

 


“Halklar arasında güçlü, daimi barış ve işbirliği ile dostluğun kurulmasında, halkların milli, tarihi, kültürel, dini değerlerine karşılıklı saygı esastır…”

----------------------------------------------------------------------------------------------

Geride bıraktığımız 2012 yılı, ailece Yunanistan ile tanıştığımız bir yıl oldu. Ortak kültüre dair çok şey paylaştığımız bu ülkeyle olan geçmişimiz ve var olan sorunlarımız, bizleri biraz tereddütte bıraksa da, değişik zamanlarda ve ortamlarda bir araya geldiğimiz Yunanlılar ile hep dostça ilişkiler kurmuş, iki ülke arasındaki sorunların daima politika ve politikacılardan kaynaklandığını karşılıklı ifade ederek, sohbetlerimizde genellikle politik konulara girmemeyi tercih etmişizdir. Açıkçası bu yaklaşımın halklar arasında doğal ve güzel bir iletişim kurulmasını kolaylaştırdığına pek çok kere şahit olmuştuk.

Yetmişli yılların ilköğretim müfredatında Yunanistan, sınır komşusu bir ülke olarak değil, daha çok düşman bir ülke gibi anlatılırdı. Çocukluğumda bu yüzden Yunanlılar’dan ürktüğümü üzülerek hatırlarım. Kurtuluş Savaşı’mızın acı anıları, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı, Adalar sorunu, Batı Trakya Türkleri’nin yaşadıkları sorunlar derken ülkemiz insanı bu ülke insanına karşı şartlı bir refleksin etkisi ile hep olumsuz duygular içinde olmuştur. Ülkemizde, Ege ve Trakyalı aile köklerine bakıldığında, pek çoğunun Girit, Rodos, Kos gibi Yunan adaları ya da Selanik, Kavala gibi Yunan kentleri ile bağları olduğu görülür.

1999’da merhum İsmail Cem, Dışişleri Bakanı iken bu ülke ile olan dostluk ilişkilerimiz ciddi manada geliştirilmiş, ilköğretimin müfredat kitaplarından her iki ülke halkına karşı nefret uyandıran söylemler karşılıklı olarak çıkarılmış, saygıdeğer sanatçılarımızdan Zülfü Livaneli ve ünlü Yunanlı sanatçı Theodorakis’in ortak dostluk konserleri birbirini izlemiş, politik sorunlar mevcudiyetini korumasına rağmen, bu ülkeyle olan ilişkilerimiz günden güne düzelmiştir. Bugün, Yunanistan’da ülkemizin televizyon dizileri tarifsiz bir ilgiyle izlenirken, Yunanlı sanatçıların besteleri de zaman zaman müzik listelerimizin en üst sıralarında yer almış, Ege Belediyeleri’mizin çoğunun Yunan kentlerinden kardeş şehirleri olmuştur.

İzmir’de yaşıyorsanız ve köklerinizde bu ülkeyle bağlar varsa, İzmir Adnan Menderes havalimanından Atina Eleftherios Venizelos hava limanına 45 dakikada ulaşıyorsanız, Yunan Adaları uluslararası turizmin merkezindeyse, Atina dünya tarihinin önemli bir parçasıysa ve cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu ev Selanik’te ise, kendinizi bir anda Yunanistan’da bulmanız hiç zor değil elbette...

İşte bu duygu ve düşüncelerle, geçen Ağustos ayının başlarında Ege Denizi üzerinde, adalar seyri ve keyifli bir uçuş ile Atina Elefterios Venizelos havalimanına indik. Turizm bürosundan edindiğimiz haritamızı cebimize koyup, havalimanına bitişik tren istasyonundan bizdeki İZBAN benzeri hızlı metro ile yaklaşık 40 dakikada, şehir merkezi ve aynı zamanda Parlamento Binası’nın da bulunduğu Atina’nın en ünlü meydanı Syntagma’ya ulaştık.

Daha önce bu ülkeye giden dostlarımızın bize söylediğine göre Avrupa’da ki en ucuz taksi ücretleri Yunanistan’daydı ve Atina ‘da gideceğimiz hemen hemen her yer bu ünlü meydanın çevresinde bulunduğundan turistler için kent içi ulaşımda taksi kullanmak en avantajlı tercih olmaktaydı. Biz de dostlarımızın sözünü dinledik ve kentte kaldığımız sürece taksiyle hareket ettik. Bu yüzden de en çok sohbet ettiğimiz insanlar doğal olarak taksi şoförleri oldu.

Rehberlik de içeren bu küçük tatlı sohbetlerde, bize en çok aktarılan; iki ülke arasındaki sorunlar yönünden aslında halklar arasında bir problem olmadığı, Türkiye’de arkadaşlarının olduğu, en çok Konstantinopolis’i (İstanbul) bildikleri, Smyrna’yı (İzmir) da ziyaret etmek istedikleri, ailelerinde Trabzon‘dan, İstanbul ve Karaman’dan, İzmir’den köklerinin olduğu, Yunanistan’ın ekonomisinin aslında bozuk olmadığı, bunun bir bankalar krizi olduğu, halkın yaşamını aynı şekilde sürdürdüğü, hükümetin banka iflaslarının yükünü vatandaşa vergi olarak yüklediği, bizlerin ülkelerini ziyaret etme nedenimizin bu ekonomik kriz haberlerine dayanıp dayanmadığı, Türkiye ekonomisinin göründüğü gibi güçlü olup olmadığı konuları idi. Taksi ücretleri gerçekten de çok ucuzdu. Taksi şoförleri son derece nazik, bakımlı ve yardımsever olmanın yanı sıra iyi derecede İngilizce biliyorlardı. Buna rağmen taksimetre açan şoförler ise yalnızca bayan şoförlerdi.



Atina denilince ilk akla gelen yerin, yılda yaklaşık üç milyon turistin ziyaret ettiği ünlü tarihi mekan Akropolis olduğu bilinen bir gerçek. Burası, M.Ö.1500 yılında bir kraliyet sarayını ve tanrıça Athena tapınaklarını çepeçevre saran, kalıntıları hala var olan duvarlarla çevrili bir yerleşim yeri; M.Ö.9. yüz yılda ilk Yunan Devleti Atina’nın merkezi olmuş antik bir şehir… Tapınakları, Antik Yunan Agorası, heykelleri, tiyatrosu, müzesi, doğal güzelliği, panoramik şehir manzarası, çevresindeki antik hediyelik eşya dükkanları, sokak sanatçıları ve geceleri ışıklandırılmış heybetli görünümü ile Akropolis bizi, Atina’da en çok etkileyen mekanlardan biri oldu.

Keyif aldığımız diğer mekanlardan Plaka ve Monastraki Meydanı’na Atina’da kaldığımız sürece her gün gittik. Bu mekanları önce Syntagma meydanından kalkan küçük bir gezi treniyle turistler için planlanmış kent güzergahında, sonra da yürüyerek keşfettik. Tarih kokan sokakları cıvıl cıvıl; ışıl ışıldı. Beyoğlu’nu andıran Ermou Caddesi, Kapnikarea kilisesi ideal alışveriş ve buluşma noktalarıydı. Kentin en lüks semti Kolonaki ve hemen sırtında Acropol’den daha yüksekte yer alan Likavittos Dağı’na teleferikle çıkılıyordu. Buradan bütün bir Atina’yı ve civar adalar dahil tüm çevreyi net biçimde görebiliyorsunuz. Bir sabahımızı buraya ayırmakla ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi manzaranın görkemine kapıldığımızda daha iyi anladık. Kentteki en etkileyici yapılardan biri olan, ilk olimpiyatların yapıldığı Panathınaıkos Stadyumu tüm ihtişamı ile size adeta tarihi yaşatıyor.



Plaka’da seçtiğimiz yemekler içinde en çok şaşırdığımız “musakka” olmuştu. Bizde kıymalı patlıcan yemeği olarak bilinen musakkayı, Atina’da bir fırın makarna gibi aralarına bir kat patlıcan, bir kat patates, bir kat kıymalı soğan ve beşamel sos ile tabağımıza servis edilen bir yemek olarak tattık. En çok tüketilen Souvlaki ise bildiğimiz şiş kebaptı ama kendilerinin de gülümseyerek ve açık yüreklilikle kabul ettiği gibi bizimkinin çok daha güzel olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.

Döner, baklava, lokma, tulumba tatlısı, kahve, nazar boncuğu ve Anadolu motiflerinden seramikler gibi karşılaştığımız diğer ortak ürünler ilk anda: “…bunlar aslında bizim ülkemize ait değerler…” dedirtmiş olsa da, bu denli iç içe geçmiş bir kültüre şaşmamak gerçekten de elde değildi. Bu ülkede ince belli çay bardaklarında hiç çay sunulmadığından, “hiç olmazsa bu keyif sadece bizde..” diyebildik.

Atina’da deniz kıyısında bir liman bölgesi olan Pire’ye Monstraki istasyonundan bindiğimiz metro ile 20 dakikada gittik. İçinde bir yat limanı olan harika koy manzaralı Castella Hıll’de sıra sıra dizilmiş sahil lokantalarından birinde muhteşem deniz ürünleri tattık. Bunlardan özellikle kum midyesi, kalamar ve ahtapot ızgara muhteşemdi. Bu noktada hemen belirtmeliyiz ki porsiyonlar bizdeki gibi olmayıp, bir tabak neredeyse ancak üç kişi tarafından bitirilebiliyor…

Seyahatimizin cuma ve cumartesi günlerine denk gelen iki gününü Selanik’e ayırmıştık. Yaklaşık 6 saatlik bir tren yolculuğunun ardından Selanik’e ulaştığımızda İzmir’le olan benzerliği hemen dikkatimizi çekti. Kordon birebir aynıydı. Cumhuriyet Meydanı ise Aristoteles Meydanı olarak geçiyordu. Tek fark bu meydandaki yapıların büyük ölçüde tarihi değerlerini korumuş olması idi.

Kentin sembolü deniz kıyısındaki tarihi beyaz kule idi. Selanik’te denize bakan kafeler ve koyları gezdiren günlük gemi turları oldukça hoşumuza gitti. Burası tek kelime ile İzmir Alsancak, biraz da İstanbul Moda’yı çağrıştırıyordu. Liman karşısındaki ara sokaklarda klasik Yunan yemekleri, Alsancak ara sokaklarındaki eski evlerin, birebir aynısı diyebileceğimiz evlerin zemin katındaki lokantalarda sunuluyor, yerel kültüre ait gece yaşamının bir parçası olarak göz kamaştırıyordu. Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ettiğimizde ise bambaşka duygular içinde bulduk kendimizi. Çok sade ve fakat insanı inanılmaz duygulandıran bu evin arka kısmında konsolosluğumuz da olduğundan çok sıkı bir koruma altında olduğunu gördük.

Selanik’te krize rağmen Cumartesi öğleden sonra ve Pazar günleri alışveriş mekanlarının kapalı olması, Kuzey Yunanistan’ın en büyük alışveriş merkezi olduğu söylenen Cosmos’u da gezmemizi sağlamıştı.. Çok güldüğümüz konulardan biri, şehrin 10 km kadar dışındaki bu yere giderken eşimin taksi şoförüne, Paok takımının Avrupa kupasındaki akşamki maçının kaç- kaç bittiğini sorduğunda, aldığı cevap oldu. Şoför: “Bize ne Paok”tan, en büyük Aris deyince aklımıza malum İzmir’deki Göztepe –Karşıyaka rekabeti geldi. “Galiba konu futbol olunca, bu yakada da işler hep aynı şekilde” demekten kendimizi alamadık. Selanik dönüşü Atina’da bir gece daha kaldıktan sonra havalimanına geldiğimizde tarifsiz duygular içinde olduğumuzu fark ettik.

Ülkeler arasında politik uyuşmazlıklar her zaman olacaktır. Ancak bunlar, politikacıların halkları birbirine düşman edecek iç politikalar üretmelerine neden olmamalıdır. İnternet ortamında sınırların neredeyse kalktığı, artık dünya vatandaşlığının konuşulduğu bir çağda, insanlığın dayanışma içerisinde ortak ilgi ve çıkarlarını görebilmek gerekir. Yeni bir güzellik ve buna bağlı bir gelecek inşa etmek için ihtiyacımız olan şey, birbirimize gönül gözü ile bakmak, birbirimizi anlamaya çalışmak, “yassu ile selam”ın bu duygunun alfabesi olduğunun farkında olmaktır. İki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin geliştirilmesine önemli katkıları olan Mikis Theodorakis’in şu önemli sözüne kulak verelim…

“Halklar arasında güçlü, daimi barış ve işbirliği ile dostluğun kurulmasında, halkların milli, tarihi, kültürel, dini değerlerine karşılıklı saygı esastır…”


Nilay Sermi KÖKKILINÇ

18.01.2013


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.