ERDEM, ÖZGÜRLÜK ve EĞİTİM, ÖĞRETİM

01 Mayıs 2019 12:12 / 1228 kez okundu!

 

 

Zaman zaman gittiğimiz salonda sessiz bir ortamda oldukça konsantre olarak bilardo oynuyorduk. Bir grup kadın ve erkek gürültülü bir şekilde masalardan birisinin başına geldi. Daha sonra içlerinden birisi belgesellerden aldığı bilgilerden birkaçını araya kahkahalar da katarak ardı ardına sıralarken diğer yandan araya politik şeyler de sıkıştırıyordu. O sırada salon sahibi kırmamak için bir şey söylemiyordu ama salonun insicamı da bozulmuştu. Oysa bilardoda sessizlik konsantre olmak için çok önemlidir. Şahıs adeta egosunun esaretinde her cümlesinde “ben buradayım, beni görün” diyordu. Bir ara çıkardığı gürültü arasında “Dün tam 150 kez layklanmışım” dediğini duydum.

 

****

 

ERDEM, ÖZGÜRLÜK ve EĞİTİM, ÖĞRETİM

 

Zaman zaman gittiğimiz salonda sessiz bir ortamda oldukça konsantre olarak bilardo oynuyorduk. Bir grup kadın ve erkek gürültülü bir şekilde masalardan birisinin başına geldi. Daha sonra içlerinden birisi belgesellerden aldığı bilgilerden birkaçını araya kahkahalar da katarak ardı ardına sıralarken diğer yandan araya politik şeyler de sıkıştırıyordu. O sırada salon sahibi kırmamak için bir şey söylemiyordu ama salonun insicamı da bozulmuştu. Oysa bilardoda sessizlik konsantre olmak için çok önemlidir. Şahıs adeta egosunun esaretinde her cümlesinde “ben buradayım, beni görün” diyordu. Bir ara çıkardığı gürültü arasında “Dün tam 150 kez layklanmışım” dediğini duydum.

 

Sokrates’in de üzerinde önemle durduğu şeylerden birisi kendini bilmekti. Bu, insanlığın düşünce tarihinin başlangıcından bugüne hiç değişmemiş erdemlerden birisidir. Klasik filozoflar da 2400 yıl önce sadece erdemli insanın dünyayı değiştirebileceğini düşünürken bunun ancak eğitimle olabileceği üzerinde durmuşlardı. Yani onlara göre erdem ancak eğitimle verilebilirdi. Öğretim ise insan zihnine bilgi yükleme ile ilgiliydi. Yani öğretim daha çok epistemolojiyle ilgiliydi. Klasik filozoflara göre insanlığın iyiye gidebilmesi daha çok eğitim ile insanlara iyi karakter formasyonu yükleyerek erdemler mizaç haline getirilerek sağlanabilirdi ama bu 2500 yıl içerisinde  olamadı. Çıkagelen modern de farklı tür insanı geliştirdi. Sonuçta bugün “eğlenceli insan”, görüntüde “yedi düvelle barışık insan” ya da “kıyak insan” aranılan nitelikler olurken belirli bir mahremiyet içinde de yaşayıp kendi başına ayakta durabilen, rol kesmeyen, diğerlerini sorguladığı gibi kendini de amansızca sorgulayabilen insanlar gittikçe daha zor bulunabilmektedir. Çünkü insan sorgulanmak istemiyor. İyi bir tartışma yapmaktan aciz olarak sürükleniyor. Sadece eğlenceli, yüzeysel yaşamak istiyor. Bu durumda da kendini bilme ile ilgili meseleye dolanıp duruyor. Goethe şöyle demektedir: “Etkinliğimi arttırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp yaşamıma birşey katmadan bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum.”

 

Filozoflar için politika felsefesinin temel amacı genelde daha iyi bir yönetimin nasıl kurulacağı meselesidir. Klasik filozofların (Sokrates, Platon, Aristoteles) demokrasiden çok aristokrasiyi önermelerinin sebebi özgürlüğün önemini kavrayamadıklarından değildir. Onlar da özgürlükler ile demokrasi arasındaki bağı biliyorlardı. Onlar demokrasinin ana prensibi özgürlük olduğu için demokrasilerde en iyi insan tipinin özgürce gelişebileceğini biliyorlardı. Buna rağmen onlara göre insanlığın gelişebilmesi için özgürlükten daha önemli olan başka bir şey vardı. O da erdemdi. Çünkü özgürlükler klasik filozoflara göre iyi insan tipinin serpilip gelişmesinin imkânlarını genişletir; ancak, özgürlüğün ikili bir karakteri vardır ve o iyiyi geliştirme imkânına sahip olduğu kadar kötüyü de geliştirme imkânlarına sahiptir. Yani kötü de özgürlükler içerisinde serpilip gelişebilme imkânına kavuşacaktır. Ancak, onlara göre erdem daha farklı bir değerdir ve insana sadece olumlu değerler yükleyebilir. Leo Strauss’a göre Aristoteles mealen şöyle der: Partizanlar yurtseverlerden daha derinlikli görülür, fakat yalnızca tek bir partizan türü yurtseverden daha üstündür; bu da erdem partizanıdır.

 

Bana göre ise bazı sorunları getirmesine rağmen götürdüklerinden daha fazla getirisi olduğundan özgürlükler ve demokrasi insanlık adına en önemli kavramlardır. Bununla birlikte insanlığın düşünce tarihinde tartışma konularını bilmek bizlerin algısını genişletmesi bakımından yok sayamayacağımız önemli tecrübelerdir. Bana göre meselemiz özgürlükler ile erdemleri birleştirmektir. Bunun ne ölçüde olup olmayacağı üzerine tartışmaktır.

 

Fütüristik bakış açısıyla geleceğin en önemli fenomeni layklamak olacak ve bunun sonucunda erdemin kalıntıları da silinecek ve daha sahte bir dünyaya yuvarlanacağız. Layklamak ve layklanmanın giderek insani bir reytinge dönüşebileceği öngörülmektedir. Gelecekte kafamıza takılan bir çip ile karşımızdaki insanın sosyal yapı olarak reytingini görebileceğiz. Ama bu reyting insanın gerçek niteliklerini gösteren bir reyting olamayacak. Daha çok önyargıların reytingi olacak. Çünkü layklamalar da sahte. İnsanlar daha çok kopyala-yapıştırla yol alacaklar. Kendisini layklayanları daha çok layklayacaklar. Layklanmak ve reyting kazanmak her şey olacak gibi. Bu reyting yüzünden gelecekte insanlar özlerinin dışında daha iyi, hoşgörülü, sabırlı, bilgili şekilde görünmeye çalışacaklar. Bu ikiyüzlülük hayatın kendisi olacak. Bunun nüvelerini şimdiden görmekteyiz. Oysa insanın içgüdülerinden gelen, kötü de olabilen hayatı düzensizliklere yuvarlayan bir karakteri (hırs, tutku, haset, açgözlülük gibi) var.  Bu durumda ikiyüzlülüğün artacağı varsayımları hiç de boş bir varsayım olmasa gerek. Teknoloji kullanarak akılla bu düzensizliği düzenli hale getiremeyiz. Çünkü akıl, insanın hırsını, hasetini, tutkularını belirleyen şey değildir. D. Hume’un dediği gibi, tersine aklı etkileyen şey duygulardır ve ona göre algılarız. Dolayısı ile insandaki yüzeysel olanla derinlikte olan arasındaki karmaşadan insanlık kolay çıkabilecek gibi görünmüyor.

 

Erdemler Don Kişot romanı ile alaya alındığında zaten modernin getirecekleri anlatılmaya çalışılarak bir uyarı yapılmıştı.

 

İnsanlığın öğretim kadar eğitime de ihtiyacı var...

 

Nihat ÜSTÜN

01.05.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.