SUYA SABUNA DOKUNMADAN DENİZ GEZMİŞ VE “ARKADAŞLARI” NI ANMAK

07 Mayıs 2021 13:56 / 166 kez okundu!

 

 

"Geçmişte Marksizm'e yönelmiş TKP ana kadrolarının, bugün Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam gününü adeta THKO’nun kadrolarının gösterebileceği tepki biçiminde anması ne anlama geliyor?"

 

***

SUYA SABUNA DOKUNMADAN DENİZ GEZMİŞ VE “ARKADAŞLARI” NI ANMAK
 
Yine aynı şey, değişen bir şey yok maalesef...
 
Meseleye birkaç veçheden bakmaya çalışalım…
 
1. Deniz Gezmiş ve “arkadaşları” ifadesi doğru bir ifade değil, doğrusu Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan , Hüseyin İnan şeklinde üçünün de isminin ifade edilmesidir.
 
2. Deniz Gezmiş’in de içinde bulunduğu sözkonusu öğrenci gençlik jenerasyonu, çeşitli etkiler altında konjonktürün de uygunluğuyla toplumsal sorunlara duyarlı bir tavırdaydı. Özellikle Avrupa’da 68 öğrenci gençlik eylemleri zirvedeydi. Ancak bu jenerasyon kendi birliğini bile koruyamazken, taşıyamayacakları bir misyon yüklendiler.
 
3. Bu ”taşıyamayacakları misyon” meselesine baktığımızda aslında bu gençlere destek veren “zinde güçleri” bir kenara not etmek gerekiyor. “Ordu gençlik ele ele” zihniyeti bir önceki on yıllık peryottan miras kalmıştı.
 
4. Deniz Gezmiş'in liderliğini yaptığı THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) adından da anlaşılacağı üzere doğrudan “ordu” şeklinde kurulmuştur. Siyasi olmaktan çok askeri bir oluşum olduğunu söylemek yanlış olmaz. Solcu olarak ortaya çıkmış olmalarına rağmen koca bir Marksist literatür olmasına rağmen, ya habersizdiler ya da ilgilenmediler. Tabii ki aynı dönemde Marksizm'e yönelmiş gençler de oldu ki onlar TKP (Türkiye Komünist Partisi)’nin ana kadrosunu oluşturdular. Ve Deniz Gezmiş ve o yolda gidenleri şiddetli bir eleştiriye tabi tuttular. Biz o eleştiri ortamında “yetiştik”.
 
5. 12 Mart darbesi koşullarının hazırlanmasında kullanıldılar, bunu anlayacak siyasi olgunlukta değildiler. Hatta 9 Mart umuduna kapıldılar. O gençler ve liderleri birçok dönemlerinde ciddi yanlışlara düştüler, başarısız oldular, hayatlarını feda ettiler ama bunun toplumdaki etkisi, oldukça farklılıklar gösterdi.
 
6. 12 Mart sonrası yakalanıp yargılanmaları sonrasında, ideolojik olarak yargı bürokrasisine yakın oldukları halde idama mahkum olmaları, yargı bürokrasisinin daha büyük ve farklı amaçları için bir “kolayca kurban vermesi” şeklinde açıklanabilir. Devamla idamların meclis’te oylanması da farklı temsilcilerin farklı davranışları da açıklanmaya muhtaçtır. AP grubunun tavrı, belki bir rövanş anlayışı gibi görünmekte, CHP’ninki ise nasıl olsa AP evet demeye hazır edasıyla kısmen oylamaya katılarak aktif evet şeklinde, kısmen de katılmayarak kerhen evet şeklinde olmuştur. CHP için de “kurban vermeye razı olma” duygusu ile hareket ettiği söylenebilir.
Bugün durum ne? O zamanki Marksizm'e yönelmiş sonraki TKP ana kadrolarının, bugün Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam gününü adeta THKO’nun kadrolarının gösterebileceği tepki biçiminde anması ne anlama geliyor, düşünmeye değer. CHP’nin ise, nihayetinde “gerekirse yine kurban verebiliriz nasıl olsa, ne de olsa bize dokunan bir şey yok” düşünce ve duygusuyla aynı şekilde idam yıldönümünde gözyaşları dökmesi ise düşünmeye değer mi bilemiyorum...
 
Necmi DEMİRCİ

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.