BOĞAZİÇİLİ ÇOCUKLAR NE İSTİYOR? - 2

26 Şubat 2021 17:25 / 1850 kez okundu!

 

 

Birinci yazımda kendi kısa tecrübemizi özetlemiş ardından bugüne, bugünkü “Boğaziçi’li Çocuklara” gelmiştik.

Öncelikle şuna açıklık getirmeliyim; "Boğaziçi’li Çocuklar" ifadesini tabii ki özellikle seçtim. Vurgulamak istediğim, tamamen, siyasi bilgi ve tecrübe bağlamında, henüz çocukluk aşamasında olduklarına dairdir. Sadece bu bağlamda.

Yazımın devamında bizim şöyle demişim; “Gençler, hadi biz farkında değildik, biz mazur görülebiliriz... Ama siz, hayır, eğer kafanız biraz basıyorsa mazur görülemezsiniz.”

 

****

 

BOĞAZİÇİLİ ÇOCUKLAR NE İSTİYOR? - 2 

 

Birinci yazımda (BOĞAZİÇİLİ ÇOCUKLAR NE İSTİYOR? - 1) kendi kısa tecrübemizi özetlemiş ardından bugüne, bugünkü “Boğaziçi’li Çocuklara” gelmiştik.

Öncelikle şuna açıklık getirmeliyim; "Boğaziçi’li Çocuklar" ifadesini tabii ki özellikle seçtim. Vurgulamak istediğim, tamamen, siyasi bilgi ve tecrübe bağlamında, henüz çocukluk aşamasında olduklarına dairdir. Sadece bu bağlamda.

Yazımın devamında bizim şöyle demişim; “Gençler, hadi biz farkında değildik, biz mazur görülebiliriz... Ama siz, hayır, eğer kafanız biraz basıyorsa mazur görülemezsiniz.”

Burada tabii biz 70’li yılların gençliği(78 kuşağı), adeta 60’lı yılların gençliğinin(68 kuşağı) devamı gibiydik. Dolayısıyla farkına varacak ne bir zaman ne de zemin bulabildik...

Bugünkü öğrenci gençlik için durum elbette bu manada farklıdır. Ortak olan bir taraf var ki o da hazır bir topluluk, dinamik bir topluluk, üniversite içinde, toplumun göz önünde ve toplumun geleceği olan bir topluluk olmasıdır. Bu manada da “herkesin” gözünü diktiği bir topluluk...

Her şeye karşın “mazur görülemezsiniz” ifadesi biraz ağır kaçmış olabilir...

Biz nasıl mazur görülmek istiyorsak, onların da bunu isteme hakkı olsa gerek...

Evet, aradan neredeyse bir kırk elli yıl geçmiş, onca tecrübe yaşanmıştır ama elbette kendi koşullarında bizden önce de bir tecrübe birikimi yok değildi. Şimdi görmek bulmak daha kolay evet ama kulak vermek o kadar da kolay değil.

Ne de olsa hem biz hem de şimdiki gençlik, berbat bir ideolojik enjeksiyona maruz kalmışız...

Gençler Üniversitelere adeta “hazır” halde geliyorlar;

Neyle;

Batı hayranı, Batı merkezci ve oryantalizmin etkisinde...

Küçümsenen bir Doğu ve giydirilen aşağılık kompleksi...

Ama bunun sorumlusu da bu gençler olamaz tabii...

Yani daha az da olsa elbette mazur görülebilirler...

Fikir ifade etme alanında ise bir sınırlama zaten olamaz...

 

SONUÇ

Böyle olduğuna göre, işin polisiye tarafının da bu bakış açısıyla paralel gitmesi gerekir. Gençlerin refleksleri ne kadar normalse, bu reflekslerini, yalan, dezenformasyon ve provakatif hareketlerle, bir oyunun içine çekmeye çalışan Dünya çapında tecrübeli bir kadronun her zaman işbaşında olduğunu unutmadan emniyet unsurlarının da görevlerini layıkıyla yerine getirmeye çalışması gayet normaldir. Siyasetin de bu bilinçle, bu anlayışla olaya yaklaşması ve bu paralelde ifadeler kullanması çok önemlidir. Çünkü, Devlet’in ilgili kurumlarının bu gençlere karşı muamelesi tüm bu atmosferin de etkisi altında kalabilir ki bu çok tehlikelidir. Gençlerle tartışarak, gençlere etki etmek isteyen akım ve zihniyetlerle tartışarak, meselelerin aydınlığa kavuşmasına katkıda bulunmak da tecrübeli gençler olarak bizim işimiz olsa gerek... Yoksa çok yazık olur yine. Bizim kuşak nasıl çekildiyse bir büyük oyunun içine, bize nasıl yazık olduysa, bizim de oyunu anlamamıza nasıl fırsat verilmediyse, aynı şey olmasın, tarih tekerrür etmesin derim... Ama bu çok büyük ve çok yönlü bir mücadelenin bir parçası ve çok kolay değil...

 

Necmi DEMİRCİ

25.02.2021

 

Son Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2021 21:34

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.