AİHM KARARI VE DEMİRTAŞ'IN DEVRİMCİ DURUMU

31 Aralık 2020 17:38 / 970 kez okundu!

 

 

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Demirtaş ile ilgili bir karar verdi. Bir kısım muhalifler bu kararı "Demirtaş'ın serbest bırakılması" biçiminde yorumlamaya ve bu doğrultuda bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Oysa 4-5 yıl önceki Demirtaş, o dönemi bir tür "devrimci durum" olarak değerlendirmiş ve kendince ona uygun kimi adımlar atmıştı."

 

 

****

 

 

AİHM KARARI VE DEMİRTAŞ'IN DEVRİMCİ DURUMU

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Demirtaş ile ilgili bir karar verdi. Bir kısım muhalifler bu kararı "Demirtaş'ın serbest bırakılması" biçiminde yorumlamaya ve bu doğrultuda bir algı oluşturmaya çalışıyorlar.

Oysa 4-5 yıl önceki Demirtaş, o dönemi bir tür "devrimci durum" olarak değerlendirmiş ve kendince ona uygun kimi adımlar atmıştı.

Lenin, devrimci durumu şöyle tarif eder;

“Bir Marksist için devrimci durum olmadan devrim olamayacağı konusunda hiçbir tereddüt olmamalıdır. Ama her devrimci durum da devrime varmaz. Genel hatlarıyla bir devrimci durumun belirtileri nelerdir? 

Belli başlı şu üç belirtiyi sıralarken yanılmayacağımızdan eminiz:

1) Yönetici sınıfların egemenliklerini eski biçimi değiştirmeden sürdürmenin imkânsız hale gelmesi; yani ‘zirvede’ bir kriz; egemen sınıf siyasetinin kriziyle ezilen sınıfların hoşnutsuzluk ve öfkelerinin akacağı bir yolun açılması. Genellikle ‘tabandakilerin artık eskisi gibi yaşamak istememesi’ yetmez; ‘zirvedekilerin de bunu yapamayacak durumda’ olması önem taşır. 

2) Ezilen sınıfların sefalet ve sıkıntılarının olağan koşullarda olduğuna kıyasla iyice ağırlaşmış olması. 

3) ‘Barışçıl dönemlerde’ soyulmaya sükunetle razı olan kitlelerin fırtınalı dönemlerde gerek bir bütün olarak kriz nedeniyle, gerekse de bizzat ‘zirvedekiler’ tarafından kışkırtılarak bağımsız bir tarihsel eyleme itilmeleri ve yukarıdaki koşullar nedeniyle kitlelerin faaliyetinin ciddi bir boyut kazanması.

Şu ya da bu parti ya da grubun yahut sınıfın niyetlerinden bağımsız bu nesnel gelişmeler olmaksızın devrim bir genel kural olarak mümkün değildir. Bir devrimci durumu oluşturan bir bütün olarak bu nesnel gelişmelerin tümüdür.” (İkinci Enternasyonal’in Çöküşü, TE. C. 21, sf. 216-217)

Böylesi bir durumda Devrimci öncü bir parti mevcutsa, devrim gerçekleşir.

Bu öğretiyi düstur edinmiş sol ya da ayrılıkçı örgütler hala mevcut.

PKK da bu düsturla hareket edip 2015 te devrimci halk savaşı çağrısında bulundu.

HDP başkanı Demirtaş da halkı sokağa çıkmaya çağırdı.

Herhalde devrimci durum değerlendirmesi yapmışlardı. Genç kadrolarını barikatlara sürdüler, halkın ayaklanmaya kalkacağını düşündüler, olmadı. Çok insan öldü. 6-8 Ekim olaylarında 52 kişi hayatını kaybetti. Bunun yasal sorumlusu belliydi ve her ne kadar dışardan gelen bir talimata göre davranmışsa da yargıda hesap verecek olan oydu.

Bugün olan budur. Bunun yargısının uzun sürmesi anlaşılabilir bir durumdur.

Peki siz ne yaptınız böyle durumlarda, mesela Fransa?

1870'deki Paris Komünü'nü hatırlayalım... Komün'ün iki aylık ömründen sonra ordunuzla cepheden üzerine yürüdünüz ve 20.000'den fazla insanın katlettiniz. Komün lidetlerini derhal kurşuna dizdiniz.

Siz o devletin kurumlarından geliyorsunuz, ne de olsa devlette devamlılık var, değil mi?

Almanya, ya sen? 1918'de devrimci durum değerlendirmesi yapan Almanya Komünist Partisi'nin en etkili liderlerini, Karl Liebknecht ve Ross Lüksenburg'u sokak ortasında katletmediniz mi?

Ve siz o devletin kurumlarının devamı değil misiniz?

Hey gidi AİHM hey, o tarihi bilmiyor değilsiniz değil mi?

Necmi DEMİRCİ

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.