MUHALEFET SEVMEYİZ

28 Şubat 2021 11:21 / 1677 kez okundu!

 

 

Demokrasi denilince, hepimiz bir anda ne kadar demokrat olduğumuzun ispatına yarışırız. Siyasal yelpazemizde yer alan, merkez olsun, merkezin sağında ya da merkezin solunda, ister marjinal olsun tüm partilerin kadrolarının ne denli demokrasi havarisi olduğunu hep dinlemiş, görmüşüzdür.

 

****

 

MUHALEFET  SEVMEYİZ

 

Demokrasi denilince, hepimiz bir anda ne kadar demokrat olduğumuzun ispatına yarışırız. Siyasal yelpazemizde yer alan, merkez olsun, merkezin sağında ya da merkezin solunda, ister marjinal olsun tüm partilerin kadrolarının ne denli demokrasi havarisi olduğunu hep dinlemiş, görmüşüzdür.

Demokrasinin olmazsa olmazlarından biri ise farklı düşüncelere saygı duymak değil midir? Saygı duymak bir yana, değişik düşüncelerin, ilerlemenin ve gelişmenin en önemli kurallarından biri olduğunu biliriz, söyleriz. Bunu düşünür söyleriz ama bizim herhangi bir düşüncemize, eylemimize fikrimize karşı, bu düşüncemizin veya eylemimizin olmazını belirten bir başkasına ise tahammülümüz pek yoktur nedense. Düşüncemize, uygulamamıza muhalefet edecek olanları dinlememek, susturmak genelde başvurduğumuz temel yöntemlerin başında gelir. Daha çok bağıranın en haklı olacağı algısı yerleşmiş beynimize sanki.

Ülkemizde yer alan siyasi partilere, sendikalara, derneklere, odalara, sivil toplum örgütlerine bir bakın. Özellikle seçimli kongrelerde meydana gelen olayları gözlemleyin, yönetimde yer almanın zorluğundan daha zorunun yönetimden vazgeçmek, ayrılmak olduğuna şahit olacaksınız. Kavgasız gürültüsüz seçim yapabilme becerisini gerçekleştiremememizin baş nedeni koltuğu kaybetmek istemeyişimizdir kanımca.                                                                        

Hani demokrattık… Seçim esastı… Değişik düşüncelere kapılarımız açıktı…                           

Bizim demokratlığımız da bize benziyor. En demokrat benim/biziz, sair fikirler, bize aykırı düşünceler söylemler tali şeylerdir, bizi kıskananların yakıştırmalarıdır mantığındayız çoğunlukla.

Muhaliflerin söylemlerine çoğunlukla sağırdır yönetimde görev alanlar. Bu sağırlığın bir sınırı vardır elbette. Bazen muhalifler işin zorda olduğunu, söylemlerine itibar edilmediğini gördüklerinde içinde bulundukları yapılanmadan ayrılarak kendilerine yeni bir örgüt kurma kolaycılığını tercih etmektedirler. Küçük olsun ama benim olsun mantığının geldiği son noktalardan biridir, var olan örgütten kopuşlar. Çok az kişi haklı olarak dışlanmışlık nedeniyle ayrılmıştır örgütünden. Bu kopuşlardan ötürü, muhalefetin ayrıldığı örgüt belli bir süre rahatlamış görünse de ilanihaye böyle kalmayacağı bilinmektedir bu durumun. Yeni muhaliflere gebedir tüm örgütler ki bu yaşamın ve demokrasinin, gelişmenin doğal sonucudur.

Siyasi Partilerde, hükümetlerde, demokratik kitle örgütlerinde yönetimi eleştirme, ya da yönetime talip olmak gibi istekleri ve hedefleri vardır muhaliflerin.

Siyasal yelpazede seçimler sonucu en çok oyu alarak birinci çıkan parti dışındaki tüm partiler muhalefet olarak anılırlar bilindiği üzere. Seçimle çoğunluğu almış partinin kurduğu hükümet muhalefetin genelde tüm önerilerini reddetmek gibi alışkanlığa sahiptir ülkemizde. Bunun tersi ise, iktidarın tüm uygulamalarını kabul etmeyip karşı durmak da muhalefetin olmazsa olmazıymış gibidir sanki. Kamuoyunun yeterli ve doğru bilgiye ulaşma şansı çok az olduğundan yandaş medyanın tüm dezenformasyonu ve mizenformasyonu karşısında çaresiz kalmakta haklılığını anlatmakta zorlanmaktadır muhalefet.

Bakın günümüz siyasetine, kendi içinde muhalefeti görünmeyen belki de hiç görünmeyecek tek parti şu anda iktidar partimiz görünmektedir. Bu partide demokrasiden söz edilemeyeceğinden baskıdan kaynaklıdır muhalefetin görünmemesi. Son dönemlerde cılız sesler orda da ortaya çıkmaktadır. Diğer partilerin içinde ise sıklıkla muhalif sesler ortaya çıkmaktadır. Ana muhalefet partimiz ise görünüşe göre yarı yarıya muhalif görüntüsündedir kendi parti yönetimine. Kısaca ana muhalefet partimiz bile muhalefetten korkar durumda nerdeyse. Kendimize demokrasi düşüncesine sahip olduğumuzu söylüyorsak, partilerde, sendikalarda, sivil toplum örgütlerinde, derneklerde muhaliflerin olmasını doğal karşılayıp bel altı vurma mücadelesini değil, açık sözlü, etik davranışı elden bırakmadan mücadeleyi esas almak demokrat yaklaşıma uyan davranış olmalıdır.

 

Muzaffer NARMAN

28.02.2021

 

Son Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2021 19:27

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.