STOCKHOLM'DE CORONA İLE DANS - 1

29 Nisan 2020 15:23 / 1074 kez okundu!

 


"Sonraki yazımda bugünkü Stockholm seyahatimi, yani zorunlu doktor ziyaretimde şahit olduğum felaketi anlatacağım. Ambulans uçak, Kürdo Baksi ve bu konuda medyanın rezil durumunu değerlendireceğim. Tabii eski solcuların, PKK'lıların ve Fetöcülerin bu konudaki kampanyalarına da değineceğim"

 

****

 

STOCKHOLM’DE CORONA İLE DANS - 1 

 

Önce başlığı neden böyle seçtim, ona bir açıklık getireyim.


İsveç, İkinci Dünya Savaşından; Gestapo'yu kafaya alarak, çok kârlı ve oldukça zengin çıkabilmiş, dünyanın tek ülkesidir. 

Bencileyin geçmişteki bu başarı şimdilerde Corona ile deneniyor. Bu danstan başarıyla çıkarsa, yani bir taşla bir kaç kuşu vurmayı becerirse (!), voliyi vurmuş olacak. En azından görüntü bu. Aslında bu işten başarı ile çıkacağına dair bir işaret yok, çünkü Corona, Gestapo'dan daha 'becerikli' sanki...

Bir arkadaşım "İsveç eliti kendini güvenceye aldı, hiç biri ortada görünmüyor" dedi. Gerçekten de İsveç eliti, yani kraliyet çevresi, siyasiler, bürokratlar, zenginler sırra kadem basmış çoktan. Çok gerekirse İnternet bağlantısı kuruluyordu bu zevatla. Çok nadir basın karşısına çıkan hükümet yetkililerinin suratlarından düşen bin parça oluyordu...

Size biraz Stockholm'u anlatmaya çalışayım.

1983 Yılında Stockholm’e avdet etmiş bulundum. İlk gözüme çarpan, İsveçlinin Yunan mtolojisinden fırlamış heykelleri andıran güzellikleriydi. İlla da hatunları...

İsveç, kadın ve çocuk cenneti olarak tanınıyordu tüm dünyada. Gerçekten de haddinize düşmüşse milletin önünde çocuğunuza bir tokat atmış olun, bitmez tükenmez sorgulamalar ve devlet görevlilerinin sayısız ziyareti sonucunda, çocuğunuzu elinizden alıp bir bakım evine vermeleri hiç yadırganmazdı.

Bir fahişeyi eve çağırıp parasını ödemiş (!) bile olsanız, onu o istemediği andan itibaren sekse zorlamanız ve sonuçta kendinizi tecavüzden mahkemede bulmanız mümkündü.

Bu şehirde birinden seks talep etmek, bir bardak su rica etmekten daha kolaydır. Yerinde ve usulünce teklif edilmişse genelde hayır sözcüğü ile karşılanmaz. 

Yalnız siz siz olacaksınız bu teklifinizi kabul edip eve gelmiş hatunu seks yapmaya zorlamayacaksınız, bu hatayı yapan göçmenlerin mahkeme, hapislik hikayeleri hiç te az değildir. Neyse geçelim…

Bu tutum ve davranışların, medeniyetin boyutlarının nerelere vardığına şahit olmak açısından 'hayran' olmamak elde değildi...

Derken, gel zaman git zaman oldu, köprülerin altından çok sular aktı. İsveççeye hakim oldukça ve İsveçlilerle yakın temas gerçekleşince işin rengi değişti. Tabii bu süreç en az on yılımı aldı.
Bu insanlar aklın hafsalanın almayacağı kadar egoist ve duygusuzdular sanki…

İsveç’te insanlar genellikle çok yaşar. Yüz ve ilerisi yaşamak çok normaldir buralarda. Yaşlılar yüzde doksan yaşlı bakım evlerinde ölümü beklerler. Buraya kadar normal kabul edilse bile, Noel'den Noel'e ebeveynlerini ziyaret edenlerin bu yaptıklarıyla övünmelerini görünce ikinci şoku yaşadım. 

Dediğim birinci şokumu bu insanların egoizminin boyutlarını görünce yaşamıştım. İkinci şoku, bu 'sık' ziyaretleriyle övünmelerini duyunca yaşadım. Çünkü çoğu bu 'sık' ziyarete bile zaman bulamıyorlarmış. 

Bu durumu kabul edecek bir hissiyatım olamazdı. Annem aklıma geldi. Evimin yolu üzerinde otururdu, bir kez olsun eve giderken ona uğramadan eve gitmişsem, ki böyle birşeyi yaptığım hiç aklıma gelmiyor, o gün korkunç bir boşluk hissederdim. Bu durum kardeşlerim için de böyledir.

Bugün bakım evlerinde ziyaretçi bekleyen yaşlılar, benim sözünü ettiğim dönemin gençleridir. Onların çocuklarına sitem etmesi diye bir duyguları yoktur sanırım. Çünkü onlar da zamanında farklı davranmamışlardı ebeveynlerine. Köpeklerini gezdirmek için zamanları vardı ama, ebeveynlerine ayıracak zaman bulamamışlardı.

Şimdi Stockholm’de bir senfonik müzik yükseliyor. Duyuyorum. Yaşlıların el salladıklarını göremiyorum ama sanki bu halden hiç hoşnut değiller. Hakları olmasa da, bir protesto melodisi sanki...

Bugün İsveç’in en büyük gazetesinde şöyle bir başlık vardı "Korona taşıyan bir hasta, yaşlıların bulunduğu bakım evine geri gönderildi."

Sonraki yazımda bugünkü Stockholm seyahatimi, yani zorunlu doktor ziyaretimde şahit olduğum felaketi anlatacağım. Ambulans uçak, Kürdo Baksi ve bu konuda medyanın rezil durumunu değerlendireceğim. Tabii eski solcuların, PKK'lıların ve Fetöcülerin bu konudaki kampanyalarına da değineceğim...

Sevgiyle kalın. EVDE KALIN.

 

Mustafa SATIŞ

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.