OPERASYON İMPLANT

14 Ekim 2019 19:40 / 204 kez okundu!

 

 

Bazı hikayeler önemli anlarda yeniden değer kazanır. Keyifli okumalar...

 

****

 

Bazı hikayeler önemli anlarda yeniden değer kazanır. Keyifli okumalar...

 

OPERASYON İMPLANT

 

Profesör boynundaki kart okuyucuyu asansöre dayadı. Yerin altı kat dibindeki özel çelik bölmeye giden asansöre bindi. Heyecandan yerinde duramıyordu. Derin bir nefes alıp butona bastı ve asansör hareket etti. Yaklaşık 1,5 saniyelik sürede, yıllar geçmiş gibi geldi. İnmeden önce aynaya son bir kez baktığında gözlerinde daha önce hiç görmediği tuhaf bir parıltıyı fark etti. Asansörden çıkıp özel bölmenin kapısına altı adımda geldi. Kapıdaki retina tarama testi cihazına doğru yaklaştı ve eğilip gözünü ekrana dayadı. Cihazın onaylandı diye yanıp sönen mesajının ekranda belirmesinden sonra parmak izini de okuttuktan sonra çıkan metal sesinin ardından kapının açılmasıyla içeri girdi. Tepeden tırnağa beyaz giysiler giyinmiş bir cerrah karşıladı. Yüzündeki ameliyat maskesini çıkararak “Hoş geldiniz Hocam,” dedi. “Başlayalım mı?”
“Biraz bekleyelim, bir misafirimiz gelecek.”
“Anlaşıldı Hocam.”
“Deneklerin sağlık durumu nasıl?”
“Hepsi stabil.”
“Güzel.”
Cemal Hoca, ileriye doğru baktığına ameliyat masasında dört deneğin beynine elektrotlar bağlanmış halde uzandıklarını gördü. Hoca, 30 yılını Tübitak ve millete hizmete adamış, kozmik derecede gizli bir projenin son safhalarını biçimlendirmekle meşguldü. Arkasındaki çelik kapının açıldığını hissetti ve bir adamın tam kapıda durduğunu gördü. Yüzünü ona döndüğünde telaşlı bir şekilde sordu. “Paşam, biz de sizi bekliyorduk. Aksakallı gelmeyecek miydi?”
“Cemal Hocam, endişelenmeyin. Her an çıkagelir.”
“Paşam, güvenlik önlemleri yeterli mi? Her an sızıntı olabilir.”
Çakmak çakmak bakan Korgeneral Burhanettin Paşa, “Bana güvenmiyor musunuz? En güvendiğim adamlarım sivil bir şekilde hem kurum içinde hem de dışında tüm tedbirleri aldılar. Havadan bile keşif ve gözetleme yapıyoruz,” dedi.
“Sizin ekibinizi titizlikle seçtiğinize güvenim tam. Peki, yabancı servislerin dış müdahalesini engelleyebilir miyiz?” 
“Yerin altı kat altında çelik bölmede olduğumuza göre, çok etkili bir karşı faaliyet yapamazlar.”
“Peki Paşam, artık içim rahat.”
“Hocam, ek olarak siber güvenlik tedbirlerini de aldırdık,” dedi. 
Burhanettin Paşa, Cemal Hoca’ya söz hakkı tanımadan gerisini getirdi. “Hocam, gördüğünüz gibi endişelenecek hiçbir şey kalmadı.” 
“Sağ olun Paşam. Meslek hayatımın en önemli projesini tamamlamak üzere olduğumuz için heyecanımı mazur görün.”
“Anlıyorum, biz bile heyecanlıyız.”
Burhanettin Paşa, telsiz kulaklığında bir anons duyunca “İzin verir misiniz Hocam,” dedi.
“Estağfurullah Paşam.”
Kapının kapanmasıyla Özel bölüme girişteki bir yerde Paşa telsize kulak verdi. “Puma’dan Avcı’ya. Puma’dan Avcı’ya.”
“Avcı dinlemede Puma.”
“Efendim Sinyal İstihbarat bize olağanüstü bir frekans hareketliliği bildirdi. Acil olabilir.”
“Hemen Turuncu alarm seviyesine geçin. Puma havada durumumuz nedir, önleme faaliyeti yapabilir miyiz?”
“Efendim tehdit havadan değil, kaynağını tespit edemediğimiz bir uydudan ya da Güney’deki bir yer istasyonundan geliyor?
“Durumu kavradım, Puma.”
“Emriniz Avcı.”
“Güneydeki yer istasyonun çevresinde bir tim konuşlandırın ve talimatımı bekleyin.”
“Alındı, anlaşıldı.”
Burhanettin Paşa, telsiz görüşmesinden sonra iki elini arkasına bağlayıp yere bakarak derin düşüncelere daldı. Hemen yanında yetmiş yaşlarında kır saçlı ve kartal bakışlı adam belirdi ve ona çok derin bir bakış gönderdi. Burhanettin Paşa, bakışın gücünü kalbinin en ücra köşelerinde hissedince başını hafifçe öne eğip selamladı ve Aksakallı’nın yüzünde bir işaret aradı. Ancak balmumundan yüzünden en ufak bir mimik bile yoktu. 
“Burhanettinim.”
“Buyurun Efendim.”
“Hoca hazır mı?”
“Hazır efendim”
Paşa Aksakallı’yı kapıdan içeri sokup dışarıda beklemeye koyuldu. Cemal Hoca, dev ekranda asistanın lazer işaretleyici ile gösterdiği verileri gözden geçiriyordu.
Çok yakından tanıdığı “Cemalim” diye bağıran sesin geldiği yöne hızla dönen Hoca, Aksakallı’yı karşısında görünce “Hoş geldiniz Efendim,” diyerek başıyla selamladı. “Emrederseniz, başlayabiliriz.”

Aksakallı Hoca’ya dönerek sordu. “Denekleri hangi gruptan seçtiniz?”
“Uyuyanlardan Efendim.”
“Buna dikkat etmene sevindim. Aferin. Operasyonu başlatın.”
Cemal Hoca, Aksakallı’ya sordu. “ Hazır mısınız Efendim?”
“Amma yaptın Cemalim, her zaman hazırım evelallah.”
“Peki, başlıyoruz transfere. Siz şuradaki koltuğa geçin.”
Aksakallı, siyah diş hekimi koltuğuna benzer bir koltuğa oturdu. Cemal Hoca’nın ekibinden bir görevli elektrotları kafasına bağlayıp, elektrotların diğer uçlarını birleştirerek masadaki bir terminale bağladı. Dört ameliyat masasındaki cerrahlara dönen Cemal Hoca, hepsine tek tek sordu ve deneklerin kafataslarının açıldığı işaretini aldı. Yanına gelen diğer görevliye sordu. “Mühendisler çipleri hazırladı mı?”
“Evet Hocam,” deyip elindeki minik poşetleri gösterdi. 
“Şahane,” diye beğenisini dile getiren Cemal Hoca, Aksakallı’nın yanına giderek terminalde son kontrolleri yaptı. Ve çipleri terminale bağlı cihaza takarak birkaç tuşa birden bastı. Telefonu çalınca hemen açtı. “Ters giden bir şey mi var Paşam?”
“Elimizi çabuk tutmamız lazım. Güneydeki karanlık yer istasyonun frekans karıştırması yüzünden, bizimkileri atlatan bir tim buraya doğru yaklaşıyor. Dışarıdaki adamlarım teyakkuzda ancak nerden sızma yapacaklarını bilmiyoruz.”
“Ne kadar zamanım var?”
“Sadece yarım saat, sonra tahliye işlemini başlatacağız.”
“Çok sıkışırız.”
“Hocam, ne yap et bitir. Ülkemizin geleceği için hayati öneme sahip olduğunu biliyorsun. İstikbali ellerine teslim ettik.
Yaşadığı gerilimi atmak için birkaç nefes aldıktan sonra Cemal Hoca kararlı bir şekilde “Tamam,” dedi ve telefonu kapattı.
Asistanına sordu. “Veri transferi hangi aşamada?”
“Hocam, muhterem Zat’ın tüm bilinçaltı kayıtları ve zihin verilerinin dörtte üçünü çiplere aktarılması bitti.”
“Harikasınız arkadaşlar.”
Cemal Hoca, Aksakallı’nın yanına gitti ve elinde tuttu. Aksakallı delici bakışlarını üzerinde gezdirerek sordu. “Nasıl gidiyor Cemalim?”
“Efendim, yormayın kendinizi. Çok şükür, her şey kontrol altında.”
“İyi iyi.”
Cemal Hoca, dev ekranda veri transferlerinin gidişatını izledikten sonra telefonu çalınca açtı. “ Efendim Paşam, bir sorun mu var?”
“Hocam, sızma yapan düşman unsurları binanın dışındaki timlerimle çatışmaya girmişler. Başka yerlerden de saldırıda bulunabileceklerini tahmin ediyoruz. Ne yapıp edip bitirin şu işi, tahliyeyi sağlayalım.”
“Az kaldı, bitiyor” diyen Cemal Hoca, ekibindeki asistanına baktı. Cerrah kılığındaki adam başparmağını yukarı doğru kaldırınca telefonda “Çiplerin işlenmesi tamamlandı,” dedi. “Deneklere takılması yarım saat sürer.”
“Tamam, Hocam elimizden geleni yapacağız,” diye karşılık veren Paşa, telefonu kapatıp, vakur bir şekilde telsizinden anons yaptı.
“Avcı’dan Puma’ya.
“Puma dinlemede Avcı.”
“Angajman raporu verin.”
“Avcı sızma yapan timlerle yoğun temasımız var.”
“Kaybımız var mı?”
“Üç şehit, beş yaralı.”
“Aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun, vatan sağ olsun.”
“Âmin.”
“Ne yapıp edin, düşmanı kapıdan içeri sokmayın.”
“Anlaşıldı.”
Paşa şehitler için dua ettikten sonra telefonuna bir kez daha sarıldı. Cemal Hoca “Çipler beyinlere implant edilmeye başlandı,” diye cevap verdi. “Operasyon tamamlanır tamamlanmaz arayacağım”
“Bekliyorum Hocam.”
Cemal Hoca, işlemin tamamlandığını görünce asistanına sordu. “Bitti mi?”
“Evet efendim.”
“Dev ekranda yaşamsal fonksiyonlarını gösterebilir misin?”
Asistan, dört denekle ilgili verileri ekrana aktardı.
“Hepsi normal görünüyor Hocam, onaylarsanız uyandırma işlemine başlayabiliriz.”
“Evet, uyandırmaya geçin.”
Dört masada bekleyen anestezistler damar yollarından deneklere iğne yapınca, denekler kendilerine gelmeye başladı. Cemal Hoca, Paşayı aradı. “Paşam, operasyonu başarıyla tamamladık.”
“Çok şükür, on dakikamız kaldı sadece. Sızma yapan timler, uydu desteği de almış. Çok zor durumdayız. Buradan hemen çıkmamız lazım,”
“Sizi içeri alıyorum, Aksakallı gerekeni yapar.”
Paşa kapı açılınca, koşar adım içeri girdi. Cemal Hoca’nın Aksakallı’nın başında açıklama yaptığını gördü. Aksakallı eliyle işaret etti. “Gel Paşam,”
Paşa büyük bir saygıyla konuşmayı dinlemeye koyuldu.
“Sadece ikinizin bildiği kozmik operasyonun son detayını açıklıyorum, iyi dinleyin.”
Hoca ve Paşa neredeyse nefes almadan can kulağıyla dinliyordu. 
“Burhanettinim, evlatlarının ne kadar kahramanca çarpıştığını biliyorum. Canları pahasına düşmana geçit vermediler. Devletimizin en gizli projesini korudular. Ruhları şad olsun. Onlar makamların en büyüğüne ermişlerdir. Allah hepimize nasip etsin. Cemalim tüm ekibine şükranlarımı sunarım. Bizi mahcup etmediler. Deneklerin her ikisini Düşmanın saflarına katacaksınız. Onlardan birini Roma’ya, diğerini Şam’a göndereceksiniz. Roma’daki Carbonari cemiyetine, Şam’daki Rejim partisine katılacak. Diğer ikisini Dost saflarına katacaksınız. Biri, Tel Abyad’daki Türkmenlere katılacak, diğeri Erbil’deki dost Kürt aşiretlerine girecek.”
Paşa, kafası karışmış gibi “Efendim dört unsur bir araya nasıl gelecek. Gücümüz bölünmesin,” dedi.
“Yorum yapmadan dinle. Onlara tüm hazineyi devrettim. Düşman saflarına katılacak ikiliye karanlık ağın tüm verilerini, dost saflarına katılacak ikiliye aydınlık ağın tüm verilerini yükledik. Ana kumanda bende olacak. Zamanı gelince, Düşman taraftaki deneklerimiz dost taraftaki deneklerimizle birleşecek.”
Paşa, komutan ciddiyetiyle “Başüstüne Efendim,” dedi.
“Roma, Şam, Tel Abyad ve Kerkük’teki uyuyan hücrelerimiz hazır mı?”
“Hazır Efendim.”
“Alâ, denekler görev yerlerinde aktif olunca, hücreleri uyandıracağız.”
Cemal Hoca araya girerek “Hücreleri uyandırma kodlarını hazırladık Efendim, yıllardır bu görev için hazırlanmışlardı” dedi.
“Söyle bakalım.”
“Roma hücresine Atilla, Tel Abyad’a Kültigin, Şam’a Yavuz, Kerkük’e Salahaddin.”
“Aklımdan geçeni hissetmişsin, Hoca.”
“Sağ olun Efendim.”
“Geri sayımı başlatın, tahliye olalım.”
Özel bölmedeki herkes koltuklarına oturdu ve ışıklar kapatıldı. Sadece Aksakallı’nın sesi duyuluyordu. “Kılıç kınından çıktı. Artık Devletimiz Dünya’nın dört köşesine Zülfikâr’ın adaletini götürecek. Gazamız mübarek olsun aslanlarım.” Işıklar üç kere yanıp söndükten sonra Aksakallı’nın elinde gözleri kamaştıran bir fener belirdi. Odanın her tarafında aydınlık yayıldı. Göz gözü görmüyordu, odadaki ekibin her üyesi kendini ışık kaynağının içine çekildiğini hissetti. Onun vücudunda adeta birer birer kayboluyorlardı. Tüm perde inmiş ve oyun bitmişti sanki. Geriye insanları yutan bir kör karanlık kaldı. Sonra bir uçak sesi duyuldu derinlerde, yükseliyordu gökyüzüne. Karanlıklar yavaş yavaş dağılırken, ortalık aydınlanmaya başladı. Uçakta bir pilot, telsiz operatörü ve dört yolcu vardı. Telsiz operatörü anons yaptı. “Avcı’dan Aksakallı’ya.”
“Aksakallı dinlemede Avcı.”
“Kalkış güvenli tamamlandı, kargoları teslimata gidiyoruz.”
“Anlaşıldı, kuşlardan ikisini kara deliğe, ikisini ak deliğe postalayın.”
“Emredersiniz Efendim.”
“Bahtınız açık olsun.”


#hikaye #operasyon #implant #fetih #kızılelma #barışpınarı

 

Murat ŞAŞZADE

11.10.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.