MAARİF SIÇRAMASI

25 Eylül 2018 16:11 / 1446 kez okundu!

 

 

Sevgili Okuyucular, toplumun her kesiminde liderlik yapabilecek nitelikte insanların yetiştirilmesiyle ilgili bazı fikirlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Küresel Sistemin yeniden kurgulandığı ve ülkelere rollerin yeniden dağıtıldığı bir dönemden geçiyoruz. Buna bağlı olarak Dünya’da yaşanan büyük kırılmalar ve krizlerden ülkemiz fazlasıyla etkileniyor. Özellikle kamuda ve özel sektörde, medyada, akademide, kültür ve sanat dünyasında, sporda, topluma yön verecek ve Türkiye’nin yeni Küresel Sistemde yerini almasına katkı sağlayacak fikir liderlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

 

****

 

MAARİF SIÇRAMASI

 

Sevgili Okuyucular, toplumun her kesiminde liderlik yapabilecek nitelikte insanların yetiştirilmesiyle ilgili bazı fikirlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Küresel Sistemin yeniden kurgulandığı ve ülkelere rollerin yeniden dağıtıldığı bir dönemden geçiyoruz. Buna bağlı olarak Dünya’da yaşanan büyük kırılmalar ve krizlerden ülkemiz fazlasıyla etkileniyor. Özellikle kamuda ve özel sektörde, medyada, akademide, kültür ve sanat dünyasında, sporda, topluma yön verecek ve Türkiye’nin yeni Küresel Sistemde yerini almasına katkı sağlayacak fikir liderlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

İlk önce doğru kavram tercihine değinmek istiyorum. Eğitim, ülkemizin ihtiyaçlarına cevap verecek bir kelime değil. Anlamına baktığımızda terbiye ile karşılaşıyoruz. Yani eğitimi kullandığımızda ister istemez kalıba dökmeyi, çerçevelemeyi, kısıtlamayı ve budamayı kastetmiş oluyoruz. Bu yaklaşımın en sonunda tek tip insana çıkar. Bugün yaşadığımız sorunlar ve Milli Eğitim Bakanımızın sıkça dile getirdiği aksaklıklarına altında yatan nedenlerin en başında bunun geldiğini düşünüyorum. Eğitim yerine maarifi kullandığımızda karşımıza bambaşka bir açısı ve zenginlik çıkıyor. Maarif köken itibariyle irfandır. Bir insanın sıfırdan başlayarak merdivenleri çıkmasını, yani tekâmül etmesini, potansiyeline kavuşturulmasını ve kendini aşmasını kapsıyor. Ve insana marifet ve maharet kazandırılması anlamına geliyor. Eğitim zihni fakirleştirirken, maarif zenginleştiriyor.

Gelelim yeni fikir liderlerini kazandıracak nasıl bir maarif sistemi kurulmalı sorusunun cevabını aramaya... İz sürmeye ve arayışa köklü tarihimizden başladığımızda, Osmanlı Devletimizin kurduğu ve ihya ettiği Enderun Mektebi gözlerimizi kamaştırır.  Bu kurum, her yönüyle analiz edip günümüzün küresel şartlarına adapte edilmeli, yeniden canlandırılmalıdır. Maarif programı titizlikle hazırlanmalıdır. Açılacak Enderun Okulları, sadece geleceğin nitelikli ve liyakat sahibi fikir liderlerini değil aynı zamanda siyaset, bürokrasi, sermaye, finans, akademi, medya, kültür ve sanat alanlarında ve Türkiye için hassas nitelikteki –bilişim, silah sanayi, tarım ve ilaç vb. - sektörleri sürükleyecek insan kadrosunun oluşturulmasında rol oynamalıdır.

Bu okullara uygulanacak maarif programı, son derece zengin niteliklere sahip olmalıdır. Alınacak üstün zekâlı çocuklar, maddi ve manevi ilimlerle donatılarak geleceğe hazırlanmalıdır. Batının sadece sömürüye dayanan, yozlaşmış ve çökmek üzere olan sahte medeniyeti, Dünya’ya sadece zulüm, çatışmalar, savaş, ölümler, açlık, çevre tahribatı ve iklim değişiklikleri getirmiştir. Bu bakımdan yeniden kurgulanan Küresel Düzenin insanlığa biraz daha yakınlaşmasında, hak, adalet ve kaynak paylaşımı gibi ögelere değer vermesinde yerel ve küresel değerlerle donanmış insanlarımızın büyük katkısı olacaktır. Yola “Dünya Beşten Büyüktür” iddiasıyla çıktıysak bunun altyapısını oluşturmak zorundayız. Yeni Enderun Okullarında matematik, fizik, kimya, astronomi gibi temel bilimler, Türkçe, Osmanlıca, edebiyat, tarih, psikoloji, felsefe vb. sosyal bilimlerin yanı sıra çağın gereklerine uygun olarak bilişim, kod yazılımı, finans okuryazarlığı, medya ve sosyal medya okuryazarlığından oluşan zengin bir program oluşturulmadır. Manevi ilimlerde ise çocuklarımıza, dinimizin tüm yönleri öğretilmeli ve en önemli ögelerinden Anadolu İrfan Medeniyetinin temel taşı tasavvuf programları uygulanmalıdır. Böylece, maddi ve manevi ilimlerle yoğrulan bir çocuk zenginleşen zihni ve gönlü arasında kopmaz bir bağ kuracaktır. Ve hepsinden önemlisi zihin ve gönül birliğini idrak ederek kendini aşmaya başlayıp tüm insanlığa hitap eder hale gelecektir. Yıkıcılık yerine yapıcılığı, insanları, din, dil, ırk, mezhep, etnik köken ayırmadan kazanmayı öğrendiği için Küresel Sistemin kan emici sömürü sisteminin sona ermesinde rol üstlenebilecektir.

Enderun Mekteplerinde maarif programı bir çocuğun temel eğitiminden geçerek üniversite ve yüksek lisans düzeyine gelinceye kadar devam etmelidir. Bu sistemin en önemli ögesi ise alınacak üstün zekâlı ve yetenekli çocukların nasıl seçileceğidir. Toplumda her sektörde ve alanda sivrilmiş, kendini aşmış, tekâmül etmiş, liderlik vasfı olan kendini hizmet etmeye adamış ve hiçbir maddi karşılık beklemeyen gönlü zengin insanlar mevcuttur. Devletin ilgili birimlerinin bu insanlara yetki ve görev vermesiyle bir arama tarama komitesi oluşturulmalıdır. Hazırlanan eğitim projesi uygun iletişim teknikleriyle medyada ses getirecek biçimde hazırlanmalı ve ailelere tanıtılmalıdır. Bu arama tarama komitesi sosyolog, eğitimci, psikolog ve ilahiyatçılarla desteklenmelidir. Bahsettiğim konu, aslında farklı bir tür akil adamlar projesidir. Türkiye’nin yedi bölgesine dağılacak akil adamlar, Enderun Mekteplerine uygun üstün zekâlı çocukları bulmak için sorumlu oldukları bölgeleri karış karış dolaşmalı ve en ücra köşelere ulaşmalıdırlar. Gidecekleri şehrin, mülki idare amirleri, il eğitim müdürleri, okul yöneticileri ve öğretmenleri, iş adamları, sanatçıları, müftüleri, muhtarlarıyla toplantılar düzenleyip hedef çocukların seçiminde veri toplamalıdırlar. Titiz bir şekilde araştırmayla belirlenen çocukların ailelerine ulaşılmalı ve birebir görüşmeler yapılmalıdır. Akil insanlar, her şeyden önce samimi davranırsa ailenin gönlüne girebilir. Çocuğun gelecekte üstleneceği lider vasfıyla ülkemizin önünün açılmasında üstleneceği rolün doğru iletişim teknikleriyle anlatılmasıyla aile kendiliğinden ikna olacaktır. Enderun Mektepleri finansmanı, Devletimizin özel sektörü de dâhil ederek oluşturacağı fonlarla karşılanmalıdır. Çocukların bursla okuyacak olması elbette aileler tarafından sevinçle karşılanacaktır. Akil Adamların oluşturduğu tarama komitesi tarafından belirlenen isimler, uzmanlar tarafından bizim toplumumuza uygun zekâ ve yetenek testlerine tabi tutularak belirlenmelidir.

Peki Enderun Mekteplerine yalnız Türk vatandaşı öğrenciler mi alınsın? Hayır… Dünya’nın sömürülen ve ezilen ülkelerinde olduğu gibi Batı Dünya’sında da hakkaniyet, adalet ve insanlığa dayanan bir düzenin özlemiyle yanıp tutuşan ve manevi yönden zengin insanlar var. Bu bakımdan Küresel Düzenin mağduru olan ve daha adil yeni bir sistemin kurulmasında rol alabilecek potansiyeli olan yabancı öğrenciler de Enderun Mekteplerinin her kademesinde maarif programına tabi tutulabilirler. Etki alanımıza giren Ortadoğu, Afrika, Kafkasya ve Balkan ülkelerinin yanı sıra Batı ülkelerinden ve Asya’dan gelecek uygun nitelikte öğrenciler mezun olabilir. Böylece kendi ülkelerinde fikir liderleri ve çeşitli sektörlerde yönetici seviyesine yükselebilecek bu insanlar, büyük bir dönüşümü başlatabilir. Mezun olan Türk öğrencilerin hem Türkiye’de Dünya’nın her ülkesinde toplumlara yön verme hedefiyle oluşan güç, büyük bir dönüşüm dalgası oluşturacaktır. Unutulmasın ki, ülkemizin talip olduğu insanlık değerlerini Dünya’ya ihraç etmek rolü, kendi medeniyetini yeniden ihya etmesiyle başarılabilir. Bunun da yolu üst düzeyde donanımlı, kendini ülkesine ve insanlığa adamış birkaç iyi insanın sistem içinde kilit noktalara yerleştirilmesinden geçmektedir.

 

Murat ŞAŞZADE

25.09.2018

 

Son Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2018 08:48

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.