KANALİZASYONLA UYUTULANLAR

20 Aralık 2018 16:44 / 343 kez okundu!

 

 

Sabah kuşağı programlarına dikkat ettiğimde şunu gördüm. Sadece reyting alma kaygısıyla hareket eden kanal yöneticileri, programlara parayla izleyici getirtiyor. Ne idüğü belirsiz insanlar sunuculuk yaptıkları programlar sayesinde şöhrete kavuşup, milyonların sevgilisi haline geliyor. Programlarda değişik yemek tarifleri sunuluyor; adi suç mağduru insanların hayat hikâyeleri, yakınmaları, üçüncü sayfaya haber olacak nitelikte kişilik organizasyonları olan insanların fütursuzca, hatta alay edilircesine sergileniyor. Boşanma eşiğinde olan çiftlere yol gösteriliyor. İlk başta kardeşim ne var bunda diyebilirsiniz?

 

****

 

KANALİZASYONLA UYUTULANLAR

 

Her geçen gün çevremdeki insanların konuştuğu konulara dikkat ettikçe, üzerinde sohbet edilen konuların içinde bazı tv programlarının hatırı sayılı miktarda yer aldığının farkına vardım. İzleyiciye hiçbir faydası olmayan, enerjisini ve sağlığını ekran karşısında tüketmesinden başka bir işe yaramayan bu programlarla ilgili düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Sabah kuşağı programlarına dikkat ettiğimde şunu gördüm. Sadece reyting alma kaygısıyla hareket eden kanal yöneticileri, programlara parayla izleyici getirtiyor. Ne idüğü belirsiz insanlar sunuculuk yaptıkları programlar sayesinde şöhrete kavuşup, milyonların sevgilisi haline geliyor. Programlarda değişik yemek tarifleri sunuluyor; adi suç mağduru insanların hayat hikâyeleri, yakınmaları, üçüncü sayfaya haber olacak nitelikte kişilik organizasyonları olan insanların fütursuzca, hatta alay edilircesine sergileniyor. Boşanma eşiğinde olan çiftlere yol gösteriliyor. İlk başta kardeşim ne var bunda diyebilirsiniz? Ancak bu tarz programlarda sunucuların izleyicilere adalet sembolüymüş gibi didaktik söylevler vermesi, izleyicileri mağdurların hikâyeleriyle ilgili kim haklı kim haksız şeklinde ilkel ayrıma tabi tutmalarının insanları yönlendirdiğini, zihinlerini bulandırdığını düşünüyorum. Sözün özü, izleyici klasik bir klişeyle önüne konan kötü yemekleri tercih edip yemek zorunda bırakılıyor. Sağlıkla ve tıpla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan sunucular programlarında kitlelere sağlıkla ilgili birbirinden ilginç fetvalar veriyor. Şöhret ve müşteri peşinden koşan bazı sağlık uzmanlarını çıkarıp, birbiriyle çelişen sağlık bilgileriyle halkımızın kafasını karıştırmalarını sağlıyorlar. İnsanın en temel ihtiyacı olan güven duygusunu bilerek ya da bilmeyerek sarsıyorlar.

Aynı zamanda son zamanlarda mantar gibi biten yemek programları da bir başka tartışma konusu olabilir. Yemek programlarının tüm Dünya’da bir patlama yaptığını ve bunun ülkemize de sirayet ettiğini söyleyebilirim. Aslında yeni yemek tariflerini denemek gayet masumane ve faydalı bir uğraş. Fakat sürekli televizyon başında oturmaya, listede yer alan malzemeleri nasıl tedarik edileceğine kafa yorma, sürekli günü hangi yemeğin yapılacağı endişeyle geçirme insanı zihin işlevlerini boşuna işgal eder. İzleyici en sonunda uyuşmaya başlar.

Bu tür programlar içinde en korkuncu ve en zararlısının yarışmacıların yetenekleri sergilediği programlar olduğunu düşünüyorum. Böyle programlarda genellikle ruhsal durumları çalkantılı, dürtü denetim bozuklukları olan, her an patlamaya hazır sosyopat veya rol icabı böyle davranan kişiler yer alıyor. İmzaladıkları sözleşmelerle kendilerini tv kanallarına esir eden bu insanları bir zavallı olarak görüyor ve hallerine acıyorum. Yakın geçmişte bir rezalet halini alan evlilik programlarına katılan ve stüdyodaki sunucu ve seyircinin gönderdiği uyaranlarla çizgiyi aşan yarışmacıların hallerini hepiniz biliyorsunuz. Programlar değerlerimizi yozlaştırmaya hizmet eder hale gelince ve halkın şikâyetleri ayyuka çıkınca yayından kaldırıldı. Yüksek reyting almaktan başka hiçbir amacı olmayan yeteneklerin sergilendiği programlarda, yapımcıların ruh sağlığı bozuk olan insanlara özel olarak yer verdiklerini gözlemliyorum. Zaten oluşturdukları yapay ve acımasız rekabet ortamı, herhangi bir insanın bile sağlığını bozup, çileden çıkartmaya yeter de artar. Bu tarz programlarda ünlenen ve herkesçe bilinen medyatik bir şahsiyete değinmeden geçemeyeceğim. Yeteneklerin sergilendiği programların yapımcısı ve sunucusu olan bu zat, geçmişte muhabir olarak girdiği medya dünyasında belirli güçlerin desteğiyle yükseltildi. Hayal bile edemeyeceği yerlere getirildi. Şöhretin ve servetin şımarttığı bu muhterem zat, yabancı televizyon kanallarından satın aldığı program formatlarıyla bir anda adından söz ettirdi. Hiçbir kültürel arka planı olmayan ve bir projenin ürünü olan bu zat, yayınladığı programlarla kitleleri ekran başına bağlayarak aslında uyutup, gerçeklikle bağlarını koparıyor. Küresel Hegomonların, en büyük hedeflerinin insanın zihnini işgal etmek olduğunu göz önünde bulundurursak, masum görünümlü bu zatın aslında Efendilerinin kullanışlı bir piyonu olduğunu iddia edebiliriz.

Ekran başlarında izleyicilerin, sadisitik özellikleri olan, birbirlerine hakaret etmekte hiçbir beis görmeyen ve yedikleri nimete bile eleştiren ve bir kukla gibi kullanılan yarışmacıların aldıkları oylarla yatar kalkar hale geldiklerinin farkında olduklarını zannetmiyorum. Bunun sebebi televizyon izlerken düşünme yetilerinin felce uğraması sonucu kendiliğinden girilen hipnoz durumudur. Hamburger gibi tüketilen ve geriye bir lezzet bırakmayan bu programlar izleyiciyi hazırlopçu hale getiriyor. Düşünmekten ve gerçekleri araştırmaktan uzaklaştırıyor. Şimdi soruyorum, adeta gözü açık uyuyan izleyici program arasında maruz kaldığı reklamlara nasıl tepki verir dersiniz? İlk fırsatta alışverişe çıkıp adı geçen ürünleri tüketir. Yarışmacıların çocuklar ve ergenlere rol modeli olduğunda ileride doğabilecek sonuçları düşünmek bile istemiyorum. Onların davranış modellerini içselleştirilmesi, toplum yaşamında ve insan ilişkilerinde bir felakete yol açacaktır.

Giderek psikopatik özellikleri fazla olan yarışmacıların çıkardıkları rezaletlere daha fazla tanık oluyoruz. Medya ve toplum tarafından dikkate alınmak güdüsüyle hareket ediyorlar. Her türlü sözel ve fiili şiddete başvurabilecek bu tür insanların, altta yatan en önemli sorunları fark edilme arzusudur. Bunun da temeli onaylanma ihtiyacına dayanmaktadır. Konuyu uzmanlarına bırakarak bu tip programlara seyirci kalan kuruma değineceğim. Esasen yalnız arz-talep klişesi açısından bakarsak, madem ki böyle yozlaşmış programlara talep var; yapımcı izleyicinin tercihine uymaktan başka ne yapsın diyebiliriz. Bu kadar mekanik ve indirgemeci düşünemeyiz. Halkın sağlığını korumak ve ilerlemeye teşvik etmek bir Devletin en temel vazifelerinden biridir. Herhalde ekran karşısında ruhların kararmasına, zihinlerin uyuşmasına izin verilmesi beklenemez. Suçu sadece yetenek yarışmalarına atmak da büyük bir haksızlık olur. Televizyon kanallarının çoğuna hâkim olan anlayış, sadece izleyiciyi gerçeklerden uzaklaştırıp, uyutmak ve sorgulamadan tüketmesini sağlayacak basit, ucuz ve yozlaşmış programları sunmaktır. RTÜK adı altında, düzenleyici ve denetleyici bir kurum olduğunu biliyoruz. Yetenek yarışmalarına en baştan nasıl izin verdiği bir başka tartışma konusu olmalıdır. Halkın uyutulmasına, patolojik tiplerin gösterdiği şiddet içerikli sapkın davranışlara, zihinlerin kirletilmesine nasıl izin verdiğini sorgulanmalıdır. En son infial yaratan hayvana şiddet olayından sonra bu tür programlar hakkında derhal işlem yapmalı ve yasanın verdiği yaptırım haklarını sonuna kadar kullanmalıdır. Kanalları, izleyicinin ufkunu açan, geliştirici programlar hazırlamaya teşvik etmelidir. Tabi her şeyin Devletten beklemeden birey olarak yapacağımız işler de var. Sorumluluk alarak en azından yakın çevremizi tv kanallarının aslında zihinleri kirleten ve iğdiş eden bir kanalizasyon olduğunu açıklayalım. Tv başından kalkıp hayata karışmanın zihinleri rehabilite edici bir etki oluşturacağını söyleyelim.

Hayat ekran başında çürümeye değmeyecek kadar kıymetlidir. 

 

Murat ŞAŞZADE

20.12.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.