Korkunun sesi, cinselliğin sessizliği

04 Mayıs 2013 01:02 / 1589 kez okundu!

 


“Vuramadın ki, vuramadın ki, ÇAAAATTTTTT... Bir an sessizlik... Düşünüyorsun, beyin algılamaya çalışıyor... Beni ıskalayarak geçmiş olması gerekiyordu, çünkü atiktim ve reflekslerim çok iyiydi. Kadın sen nasıl bir ustasın diye geçiriyorum içimden. Sanırım böyle bir falsoyu topa, Roberto Carlos, terliğe de ancak bir anne verebilir.

Biz hani hep okul kitaplarında geçen o çekirdek aileydik. Ama Kabak çekirdeği… Yani normal çekirdeğe nazaran daha büyüktük. Bir çatı altında amca, duymayan bir Büyükbaba, onun yüzünden yüksek sesle konuşan Babaanne vardı. Ev, sürekli bir şenlik havasındaydı.

Annemin fırlattığı terlikleri saymazsak çocukluğum güzel ve mutlu geçti...

Annem terliği fırlatırken arkadan da küçük harflerle minik minik küfürler gelirdi. Büyükbabam o küfürleri her nasılsa duyardı. Hemen ardından “Edep ya hû” derdi... Aradan yıllar geçti. Büyükbabamın ölümünden sonra bu cümleyi bir daha ne duymuş ne de bir yerde okumuştum. Ta ki Mehmet Anıl'ın “Edep Ya Hû” isimli kitabını görünceye kadar. Kitabı elime alınca gözlerim doldu, büyükbabam ve o eski günler geldi aklıma...

Mehmet Anıl'ı 2008 Yunus Nadi Roman ödülü aldığı Pembe Otobüs adlı kitabıyla tanımıştım. Bunca sansürlü günler içinde kitabı hedef göstermek istemem ama umarım bu esere de sansür uygulanmaz ya da ona dair böyle bir durum söz konusu olmaz. Çünkü bu roman, konusu Osmanlı imparatorluğu zamanında geçen, Anadolu’da kendi halinde bir ailenin çocuğu iken İstanbul’ a getirilen ilk önce bir paşanın daha sonra da bir Yeniçeri ağasının kapatması olan, askerlere ikram edilen, Kız Ferhad adlı hayali bir karakterin romanı.

Hikâye edildiği dönemin Tarihî gerçekliklerini çevresine alarak fuhuş, entrika ve ihanet içinde, eşcinsel Ferhad’ın hüzünle sona eren hikâyesini okuyacaksınız bu kitapta. Ferhad’ın Allah ile olan diyalogları zaman zaman sizi güldürüp düşündürtebilir.

Bu tarihî roman ders kitaplarında ve birçok başka kitapta anlatılan, bıyıkları kavisli ‘’börk’’ adlı keçe şapkalı, yaklaşık 500 yıl boyunca ordunun gözbebeği olan Yeniçeri askerlerinin dünyasına da dikkat çekiyor. Kitabı bitirdikten sonra, güzel kurgulanmış tarihi bir romanın içerisinde Ferhad'ın Allah ile diyaloglarına tanık olunca ve o dönemi farklı bir uslüp ile okuyunca, yüzümde hınzır bir gülümsemeyle, “Edep Ya Hû Mehmet Anıl” dedim.

Bizim çokbilmiş, kraldan kralcı, kendi gölgesinden korkan okurlarımız var. Ben ne zaman çocuğuma yasak koymaya başladım. İşte dedim kendi kendime, sen büyüdün ve içindeki çocuğu öldürdün. İşte bunu anladığım günden sonra, aslında içimizde yaşatmamız gerekenin yalnızca sevgi olmaması gerektiğine karar verdim. Bizi tüm yasaklara karşı koruyan büyümemizi ve yasakçı olmamızı engelleyen o çocuk ruhumuzu kaybetmemeliyiz.

Şimdi düşünüyorum; bizim anne ve babalarımız o kadar yasakçı değildi. 1980'ler… Video; Beta/VHS kaset furyasının olduğu yıllar. İzmir'in Gültepe semtinde yaşıyorum. Koca mahallede sadece bir kişinin evinde video var; o kişi de Ali Rıza Karakurt… Bazen üç bazen beş arkadaş bir araya gelip harçlıklarımızla Video kaset kiralayarak Ali’lerde izliyoruz. Ali'nin babası gece çalışıyor, gündüzleri de televizyonun olduğu odanın bitişiğinde uyuyor. Annesi her zamanki gibi komşuya giderken bize tembihliyor; “Çocuklar, Ramazan abiniz uyuyor, sesini çok açmayın”. Hepimiz birden kafayı sallıyoruz... O gün üç kişiyiz; Ferdi, ben, Ali… Almayı istediğimiz filmi bulamamış ve Ali’nin ısrarı üzerine, ilk kez bir korku filmi almıştık ve bekleşiyorduk. Ali’nin annesi kapıdan çıktı. Mutfağa koşup, aldığımız cincibir gazozlarını ve çiğdemleri odaya getirdik. Ali filmi açtı ve hep berabercene izlemeye başladık. Birkaç dakika sonra ekranda sevişme sahnesi başladı. İşte o an yan odanın kapısı açıldı ve Ali'nin babası içeriye girdi.

“Ne yapıyonuz keratalar”

Üçümüz birden aynı anda: “Film izliyoruz”

Televizyona baktı.

“Nasıl film lan bu”

Yine hep bir ağızdan: “Korku filmi”

Bu arada sevişme sahnesi devam ediyor. Ramazan abi videonun üzerinde duran kasetin kutusunu alıp sağını solunu çevirdi, yüksek sesle ismini okudu, bize döndü.

“Keratalar çok gürültü yapmayın” dedi. Odadan çıktı. Hepimiz derin bir oh çekip, filmi izlemeye devam ettik.

Eskiden beri nedense, korku-gerilim kitaplarından ya da filmlerinden uzak dururum. Geçtiğimiz İstanbul Kitap Fuarı’nda bir arkadaşımın tavsiyesi ile aldığım Mahzen adlı korku-gerilim kitabını elime aldım. Okurken en keyif aldığım şey şaşırtmacanın bol olduğu kurgular okumaktır. Mahzen’de kendimi, ortaçağdan kalma bir binada buldum...

Kitapları eskisi gibi çok satmayan İpek, kocasından ayrıldıktan sonra, yeni romanını yazmak için ortaçağ meraklısı bir mimar olan, daha önce eşi bir gölde ölü bulunmuş, ev sahibi Alper beyin alt katına taşınır. İpek'in dairesinin altında Alper Bey’e ait bir Mahzen vardır. Bu mahzenden bazı geceler kadın çığlıkları duyulmaktadır. İpek kısa bir süre sonra bu dairede daha önce Esra adlı bir kadının yaşadığını ve Alper Bey’in eşinin öldürüldüğü gölde, bu kadının bileklerini keserek intihar ettiğini öğrenir. İpek Bu durumu avukatı ve arkadaşı Meral’le paylaşır. İpek, evi kiralarken Alper Bey’in ricası üzerine, kilitli dolapların içindeki eşyaların kalmasında bir sorun görmemişti. Her odası aynalarla dolu bu ev artık onu rahatsız ediyordu. İpek gizli bir bölmede Esra'nın günlüklerini bulup okumaya başlar. Apartmanda şüpheli olaylar olurken alt kattaki ‘’Mahzen’’ hâlâ gizemini korumaktadır...

Bu tür kitaplar ya da filmler izlenirken hep aklımızdan şu geçer: Katil uşak... Yazarın Alper'i katil olarak gözümüzün içine sokması bizi, öyle değildir diyerek başka ihtimaller düşünmeye itiyor. Oysa kitap bittikten sonra yazar öyle bir oyun oynamış oluyor ki, akıldaki tüm ihtimaller suya düşüyor. Sonunda istemeyerek de olsa ağzımdan şöyle bir kelime çıkıyor. Ha sssktirrrr... ‘’Minval Yayınları’’ndan çıkan, Tolga Aydoğan'ın yazdığı bu kitap hiç beklenmedik bir kurgu ve final ile çok şaşırtacak.

Bir şarkının dizeleri geldi şimdi aklıma “Biz ne zaman büyüdük, en son ne zaman? Çocuklara yasaklar koyduk işte o zaman”.


İyi okumalar.


Murat ŞAHİN

04.05.2013


Son Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2013 11:09

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.