Beni çok konuşan kadınlar mahvetti

25 Şubat 2012 21:36 / 1487 kez okundu!

 


İnsan bazen kendini çok çaresiz ve yalnız hissediyor. Hepimiz birbirimizi yalnızlaştırıyoruz. Uzaklaşıyor, iletişim kurmakta güçlük çekiyoruz. O kadar yalnızlaşıyoruz ki, bir süre sonra kendimize, iç dünyamıza yabancılaşıyoruz.

Sevdiğiniz kadın/adam sizi artık anlamıyor. Konuşmak kendini ifade etmekten çıkıp sizi anlaşılmaz, dinlenilmez, duyulmaz bir duruma sokuyor. Siz de susuyor, konuşmuyor, dinlemiyor/dinleyemiyorsunuz.

Özdemir Asaf ne güzel söylemiştir, “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz”. Arkadaşlar, dostlar, sevgililer bir süre sonra önce kendilerini sonra da bizi yalnızlığa itiyorlar. Sorun mutlu olmayı beceremeyen kafalarda, mutlu olmak hayata güzel bakmak/bakabilmek…

Çok az insan tanırım her sözden kırılmayan, gücenmeyen… Eleştirmek, siz kimsiniz? Asla ama asla kimseyi eleştiremezsiniz. İnsanlar artık doğruyu duymak istemiyor. Alkışlanmak ve övgüler duymak istiyor. Eleştirmekten kastım şu değil, sağa sola sinmiş avının üzerine atlamayı bekleyen aslan misali en ufak yanlışta insanların üzerine atlayan, yapılan her işe olumsuzluk katan insanlardan bahsetmiyorum. Onlar kendi iç dünyalarındaki mutsuzluklarını, karanlıklarını, kirli pis hayatlarının intikamını sizin yaptığınız iş üzerinden almaya çalışırlar.

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın “Ben akıllı kadınları severim. Düşünen, az konuşan çok bilen. Her yerde, her zaman nazı çekilen” şiiriyle hayatımızı kâbusa çeviren çok konuşan kadınlara küçük bir not düşüyorum. Çok ve boş konuşan insanlar zaman kaybından başka bir şey değil. Çok konuşmaktan bahsetmişken, Montaigne (İş Bankası Yayınları) “Denemeler” kitabının otuzuncu sayfasında başlığı “Dırdırcı” olan bir yazı var. Lütfen okuyun, o zaman anlayacaksınız ki, çok konuşan insanların aslında hayata nasıl baktığını, sizleri nasıl karanlık, kirli dünyalarına, bataklıklarına çektiğini daha iyi anlayacaksınız.

Kendimi yalnız ve mutsuz hissettiğimde şiir kitaplarında nefes almaya çalışırım. Bugünlerde kendimi Orhan Veli’nin Yapı Kredi Yayınlarından çıkan ve içinde kendi sesiyle şiirlerini okuduğu bir CD de bulunan “Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti” kitabını okuyor ve dinliyorum. Orhan Veli’nin bu kaydı ilk defa ortaya çıkarıldı. O kadar güzel ve tok bir sesle okumuş ki şiirleri mest oldum. Dinlemeye başlamadan önce biraz tedirginliğim vardı. İlk şiiri okumaya başlamasıyla tedirginlik yerini bir kez daha hayranlığa bıraktı. En sondaki Karagöz/Hacivat oynatma yeteneği, bu çalışmayla şiir okumadaki ustalığı kadar gün yüzüne çıkmış oldu.

Sevgililer günü geldi geçti. O gün herkes sevgilisine değişik hediyeler aldı. Aslında sevgiliye verilecek en güzel hediye Nâzım Hikmet’in “Piraye’ye Mektuplar / YKY”. Daha önce Adam Yayınları’ndan çıkan bu kitap özel baskısı, mektupların birebir kopyası ve fiyatıyla sadece bin adet basıldı.

Sevgililer gününde bir sevgilim olsaydı, bu kitabı ona hediye ederdim. Nâzım’ın “Canım karıcığım” diye başlayan cümleleri, şiir tadında yazımıyla sizi harflerin içinde bir yolculuğa çıkarıyor. Bu kitabı ayrıntılı olarak başka bir yazımda sizlere aktaracağım.

Orhan Veli’yi güzel havalar, beni de çok konuşan kadınlar mahvetti…

İyi okumalar…


Murat ŞAHİN

24.02ç2012

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.