BABA BANA BAĞIRMA…

10 Aralık 2009 17:38 / 2194 kez okundu!

 


Edebiyat tam da hayatın içinde, bunu bugün çok daha iyi anladım. Altı yaşındaki kızım bu sene anaokuluna başladı. İlk günler güle oynaya gittiği okul bir hafta sonra ikimize de işkence olmaya başlamıştı. Her sabah kavga dövüş, bağrış çağrış evden çıkıyor.

Gözyaşları indiği merdivenleri bir bir öperken ben kendimi zor tutuyorum.

“Kızım nedir derdin? Neden böyle yapıyorsun?” soruları havada asılı kalıyor. Gözyaşlarıyla dolu bir tek şu cümle dökülüyordu küçücük dudaklarından:

“Lütfen, gitmek istemiyorum.”

Ben her sabah soruları değiştiriyor, acaba bir yanıt alabilir miyim ümidiyle dudaklarından dökülecek harfleri gözyaşlarının arasından tutmaya çalışıyorum. Olmuyor, olamıyor, yapamıyorum.

Bu sabah her zamanki gibi kıyamet koptu. Ben kendimi kaybedip biraz sesimi yükseltince (Hiç yapmadığım şeydir) kızım bana dönüp:

“Baba bana bağırma!.. Okulda seni özlüyorum” dedi.

O an beynimden vurulmuşa döndüm. İster istemez yıllar önce okuduğum Akgün Akova’nın şiiri geldi aklıma:

“BABA BANA BAĞIRMA”

Uzun bir şiirdir ama ben en çok son dizelerini severdim:

baba bana bağırma
farkında değilsin
arkasını ezilenlerin yaladığı
bir posta puludur dünya
bir karadelik yutana kadar uzayda bizi
asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
söylemenin tam sırası
Ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
partiler getirdi baba
ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
bir yaşamlık kaygı duruşundayım
yakın tarihimiz için

baba bana bağırma
bacağından vurulursa bir şiir
nereye kadar gidebilir
bana bağırma
kendine bağır
yoksa her şey bitebilir.

Baba, öfke duyulan, bazen çok sevilen ama asla bir türlü anne gibi olamayan, sürekli korkulan, yanında tedirgin olunan hiçbir şey paylaşılamayan varlık. Tabii herkes için geçerli değildir. Birçoğumuz annemizden şu sözü duymuşuzdur:

“Akşam baban gelince ona anlatırsın derdini”, “Akşam baban gelsin o zaman görüşeceğiz seninle”

Edebiyat dünyası da farklı değil aslında. Birçoğumuz karşımıza alıp konuşamadık babamızla. Ne o derdimizi dinleyebildi, ne de biz anlatabildik. Çünkü o babaydı. Böyle işlerle uğraşmazdı. Anne uğraşır, başı sıkışırsa babaya haber verirdi. Bu yüzdendir ki en son babalar duyar.

Can Yücel dizelere dökmemiş midir babasına sevgisini “Hayatta ben en çok babamı sevdim” diyerek. Bir başka şiirinde de babasına sormuştur. “Dargın mıyız” diye.

Franz Kafka da babası ile olan ilişkisini dillendiremeyip kaleme alan yazarlardan. 1919 yılında bir kız ile tanışıp nişanlanır. Babası bu nişana karşı çıkar. 1919 yılında babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı mektuplar daha sonra “Babaya Mektup / Can Yayınları” ismi ile yayımlanır. Kafka’nın yazdıklarından küçük bir alıntı ile babası hakkındaki düşüncelerini de az çok aktarmış olacağım. Şunu da belirtmek isterim ki, Kafka yazdığı hiçbir mektubu babasına göndermemiştir.

“Çok sevgili baba, geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun. Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana duyduğum bu korku yüzünden…” (Babaya Mektup / Franz Kafka - Can Yayınları)

Baba kelimesi farklı alanlarda da kullanılıyor. Mesela Mafya Babası… Söz buraya gelmişken Mario Puzo’nun “Baba” kitabını atlamak haksızlık olur. Sinema dünyasında da bir klasik olan baba oyuncular, yönetmen ve müzikleri açısından takdir mertebesine yükselmiş bir filmdir.

Yıldız savaşlarının (Star Wars) yönetmen ve yapımcısı George Lucas yakın arkadaşı Francis Ford Coppola’ya gider. Bir uzay filmi çekmek istediğini fakat elindeki paranın ve imkânlarının kısıtlı olduğunu söyleyip ortaklık teklif eder. Coppola hiç tereddütsüz ret cevabını verir. Onun aklında İtalyan mafyasının anlatıldığı baba filmini çekme fikri vardır. İki arkadaş yollarını ayırır. İkisi de sinema tarihimizde hak ettikleri yeri almışlardır. Mario Puzo’nun “Baba /E Yayınları” kitabı da filmi kadar olmasa da istenilen başarıyı yakalamıştır.

Biz babalarımızın karşına geçip, Can yücel’ in de yazdığı gibi ne “dargın mıyız?” diyebildik, ne de “Baba hayatta ben en çok seni sevdim” diyebildik. Umarım çocuklarımız bize söyleyebilir…

Haaa unutmadan: Çocuklarınıza bağırmayın. Artık çocuklar bizim gibi değil. Baba bana bağırma diyebilirler…

İyi okumalar,

Murat Şahin
10.12.2009



Not: Baba bana bağırma şiiri “Seçme Şiirler / Akgün Akova – Çınar Yayınları”




 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
12 Aralık 2009 20:31

ŞEREF MUŞ

bu güzel yazıyı yazdıran yüreği yorumsuz ayakta alkışladım sevgiyle yolculuk yapan kaleminizi kutluyorum murat bey

11 Aralık 2009 10:44

mavivesiyah

Son zamanlarda okuduğum en muhteşem,olağanüstü, mükemmel yorumunuz için çok teşekkürler..
Bir ders niteliği yazınızı, adınızı da vererek tüm guruplarıma ilettim..
Sağlıkla ve sevgi ile kalın..

11 Aralık 2009 00:52

terzi

Sagol Murat,
Kizlara daha bir ince davranmak gerek onlar cok cabuk babadan ürkebiliyor, iyi oldu genc bir babadan böylesi hos bir hatirlatma. Ellerine saglik.. ha benim Cano daha yedisine girmedi. dikkat edecegim.
yasli terzi
11 Aralık 2009 00:40

ERTUĞRUL BARKA

Ben de kendimi az da olsa iyi yazıyorum sanıyordum.
Demek güzel yazı böyle oluyormuş.
İmrendim doğrusu.
Kutlarım.
11 Aralık 2009 00:18

Hülya Soyşekerci


Baba olmak dünyanın en zor ve en çok sorumluluk gerektiren olgularından biri... Babalar ve çocukları konusunu gayet güzel dile getirdiğiniz ve bizi Akgün Akova'nın şiiyle buluşturduğunuz için çok teşekkürler.

Ben de bu konuda en çok Turgenyev'in "Babalar ve Oğullar" romanından etkilendiğimi söyleyebilirim. Kuşak çatışması içinde zihniyet ve inanç farklılıklarını derin bir bakışla dile getirir Turgenyev. Bir de Balzac'ın "Goriot Baba"'sı var; kızlarına inanılmaz derecede düşkün, onlar için tüm mal varlığını eritip bitiren Goriot Baba, unutulmaz bir roman karakteridir bence. Sait Faik'in "Sinağrit Baba" öyküsü ise bilgelik mesajlarıyla dolu inanılmaz bir balık hikayesidir. Av ve avcının durumu karşısında derin düşüncelere alır götürür bu öykü bizleri. Anlatılan insanlık durumu karşısında tüylerimiz ürperir.

Tekrar kutluyorum. Nice yazılarınız okumak dileğiyle...

Hülya Soyşekerci
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.