O SIRRI ÖĞRENEMEDİ!..

18 Ekim 2020 20:42 / 742 kez okundu!

 

 

Temmuz ayının sıcaklığında İstanbul Ümraniye’de camiinin çeşmesinde başımı serinliyordum. Derken telefonum çaldı. Zil sesi Şivan Perwer’in “Delale delale” şarkısıydı. Bankta oturan yaşlı amca: 

 

****

 

O SIRRI ÖĞRENEMEDİ!..

 

Temmuz ayının sıcaklığında İstanbul Ümraniye’de camiinin çeşmesinde başımı serinliyordum. Derken telefonum çaldı. Zil sesi Şivan Perwer’in “Delale delale” şarkısıydı. Bankta oturan yaşlı amca: 

- Nerelisin evladım 

- Iğdırlıyım amca, sen? 

- Ben de Doğubayazıtlıyım. 

- Kürt’sün değil mi? (Telefonu işaret ederek. Zil sesi Kürtçe çalmıştı) 

- Evet, Kürdüm. 

- Ne iş yapıyorsun 

- Gazeteciyim 

Derken, ben de banka oturdum. Sohbete devam ettik. Tanıştık, adımı söyledim. Onu sorunca; 

- Ben hem varım hem de yokum yeğenim.  

- Anlamadım amca nasıl yani?  

- Bak yeğenim benim hayat hikâyem tam gazetelik. Sana anlatacağım ama ben öldükten sonra yazacağına söz ver?  

Merakla “Tamam amca söz, buyur anlat” dedim. 

Amca, derin bir of çekerek başladı söze; Ben memlekette hali vakti yerinde bir ailenin genci idim. Ailem gibi önde gelen bir ailenin kızı olan Zozan ile devasa bir aşk yaşıyorduk. Fakat ailesi kızı bana vermek istemiyordu. Zozan ile anlaştık. Kaçmaktan başka çare yoktu. Ve bir gün Zozan’ı atımın terkisine alıp İran sınırına doğru kaçtık. Sınıra gelince kaçakçılardan öğrendiğimiz kadarıyla İran askerlerinin sabaha doğru uyuduğunu, sabah saatlerinde sınırı geçeriz dedik. Sınıra yakın bir yerde durduk. Yanımızda getirdiğimiz azıktan yedik, sudan içtik. Mesut bir şekilde koklaşırken, bir atlı uzaktan belirdi ve bizim yanımıza geldi. Selam, aleyküm selam konuştuk.  

- “Sevdiğim kızdır birlikte kaçtık İran geçeceğiz. Büyükler araya girip barış sağlanınca döneriz. Şimdi kızın ailesi peşimizde. Yakalasalar ikimizi de öldüreler.” Şeklinde sohbet sürdü. 

Adam da “Bende İran’a geçeceğim. Ticaret amaçlı gelip gidiyorum. Geçiş yollarını iyi biliyorum. Sabaha karşı birlikte geçeriz. Size yardımcı olurum” dedi.  

Benden yaşça da büyük olan adam ile sohbet ederken karanlık bastı. Adam uzaklaştı. Bir kayanın dibine doğru uzandı. Sadece ayakları görünüyordu. Uzaktan ancak seçebiliyordum.  

Bizde İlerleyen saatlerde deliler gibi sevdiğim tarifsiz bir aşk ile sevdalandığım Zozan ile birbirimize sarılıp uyuduk.  

Sabah uyandığımda ise yanımda ne Zozan vardı ne de o adam! Karmakarışık hislere kapıldım. Acaba, Zozan’ı peşimizdeki akrabalarımı gelip aldılar? Kendi pişman olup mu beni bırakıp gitti? Yoksa Zozan o adam ile mi gitti? 

Biraz bocaladıktan sonra aileme dönmeye karar verdim. Gelince de herkes “Sen neredesin. Kızı ne yaptın. Birbirimizi öldüreceğiz.” Şeklinde sorularla karşılaşınca durumu anlattım.  

Ailem “kızın ailesi bize inanmaz. Sen hemen hiç kimseye görünmeden İstanbul’a kaç. Biz senin de kaybolduğunu, bizim oğlumuzu siz yok ettiniz diye dava göreceğiz. Sen sakın ortalıkta görünme. Biz kızı da bu arada araştıracağız” dediler.  

Ve ben gizlice Iğdır’a gelip otobüse binerek İstanbul’a gittim. Aile de dava göremedi. Çünkü bende Zozan’da kayıptık. Hatta benim ailem daha baskın çıkarak kızınızı da oğlumuzu siz öldürdünüz.” Diyerek dava gördüler. 

Ben ise yıllarca İstanbul’da hem saklanıp hem de çeşitli işlerde çalışarak yaşama tutundum. O korkunç bilinmezlik bir an bile aklımdan çıkmıyordu. Ama Zozan’ın izi de bir türlü bulunamıyordu. Acaba Zozan’a ne oldu. O adam ile mi gitti? Bu gizem beni yedi bitirdi. Adam ile gitti ise neden? Hani biz birbirimizi için yaşıyorduk. Ne olmuştu o ölümü göze aldığımız kara sevdaya... 

Tam 9 yıl sonra amcamın oğlundan haber aldım. Zozan’ın izini bulmuştu.  O İranlı ile kaçmış. Onunla evlenmiş ve iki tanede çocukları olmuş. “İster gel intikamını al, istersen de Allah’a havale et unut gitsin amcaoğlu” diye bitirmişti son sözlerini...  

Aynı gün yola çıkıp Bazide gittim. Sınırı iyi bilen Zozan’ın yaşadığı yeri bulan amcaoğlum ile avcı bir akrabamı da yanıma alarak silahlanıp İran’a geçtik. Giderken hala Zozan’a karşı içim ürperiyordu. Bir yandan da neden bana bunu yaptı? Bu sırrın sebebini öğrenmek için içim içimi kemiriyordu. İntikam alevleri başımı yakıyordu.  

Kendi kendime “Önce bana neden bunu yaptığını sorup sonra vuracağım” diyordum. Bir taraftan da “Konuşursam vuramam. Elim gitmez” diye düşünüyordum. Derken yaşadıkları köye vardık. Evleri diğer evlerden çok uzaktaydı. Amcaoğlum “Bak amcaoğlu hemen vurmak yok. Esir alıp ellerini bağlayıp konuşturacağız. Sonra kararını veririsin” diyordu hep…   

Silahlarımızı çektik, pencere ve kapıyı tuttuk. Kapıya vurmaya başladım. “Kim o?” Demeden Kapıyı Zozan açtı.  Beni görünce gözleri fal taşı gibi dehşetle açıldı ve dondu kaldı. Dayanamayıp Zozan’ı alnından vurdum. Peşinden adam ne oluyor diye baktı onu da vurdum. Sonra ikisine de vurdum vurdum vurdum. Arkadan avcı akrabam tuttu beni.  

- Yeter ateş etme öldüler. Köy başımıza dökülecek. Hani öldürmeyip konuşturacaktın. Ne yaptın, dedi.  

Ve biz atlarımıza binip sınıra doğru yol alırken öfkeme yenik düşmüş yıllardır beni yiyip bitiren o sırrı öğrenemeden dönüyordum. Günlerce ilk günlerimden beter acılar çektim. Öfkeme öfkeleniyor. Bana neden bu ihaneti yaptığını öğrenmeyişim beni yiyip bitiriyor. Neden yaptı? Nasıl oldu? O adam kimdi? Onunla kaçmak için mi beni kullandı? Onun sırrını öğrenemeden ölüp gideceğime yanıyorum hep.  

Gözleri dolan yaşlı adam son sözlerini şöyle bitirdi; Baştan dedim ya hem varım hem de yokum diye. Memlekette çoğu beni ölü bilir çok azı da sağ. Gerçekte ise yaşayan bir ölü gibiyim gazeteci yeğenim. Benim hikâye mi ben ölünce yaz olur mu?  

Yüzü yaşanmışlıklarla dolu o insan yaşamıyor artık...  

Not: Şimdi siz değerli okurlarıma soruyorum. Orada ne yaşanmış olabilir? Öncesi var mıdır acaba? Zozan neden Mîraz’ı bırakmış olabilir? İhanetin sebebi ne olabilir? O öğrenilemeyen sır üzerine yorum ve tahminlerinizi yazarsanız sevinirim.  

 

Murat AKKUŞ

15.10.2020, IĞDIR

 

Son Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2020 21:09

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.