Dilenciliği Biz Meslek Yaptırdık!

08 Ekim 2019 11:36 / 130 kez okundu!

 

 

 
Sabah kahvaltısına bir dostumun misafiri idim. İş yerinin önünde kahvaltı ederken, yapılı iki erkeğin sürdüğü eski model iki araçtan genç ve orta yaşta kadınları indi. Dikkatimi çekti, sorunca dostum: Bunları her gün kocaları dilenmeleri için çarşıya bırakır, akşama doğru da gelip alırlar” dedi. Genç kadınlardan biri elini açarak bize doğru geldi. Dostum bir lira verdi, bende ısrar ettim “kahvaltıdan bir şeyler atıştırın lütfen” diye. Kadın ısrarıma dayanmadı oturdu. 

 

****

 

Dilenciliği Biz Meslek Yaptırdık!

 

Birileri meslek haline getirdiği dilencilikle para kazanırken, biz kandırılmışlığımızla baş başa kalıyoruz…

 

Sabah kahvaltısına bir dostumun misafiri idim. İş yerinin önünde kahvaltı ederken, yapılı iki erkeğin sürdüğü eski model iki araçtan genç ve orta yaşta kadınları indi. Dikkatimi çekti, sorunca dostum: Bunları her gün kocaları dilenmeleri için çarşıya bırakır, akşama doğru da gelip alırlar” dedi. Genç kadınlardan biri elini açarak bize doğru geldi. Dostum bir lira verdi, bende ısrar ettim “kahvaltıdan bir şeyler atıştırın lütfen” diye. Kadın ısrarıma dayanmadı oturdu. 

 

-Sizi bırakanlar kimdi? Neden çalışmıyor da dileniyorsunuz” diye sordum.

 

-Kadın, “onlar bizim kocalarımız. Dilenmek için bıraktılar.”

 

-Kocalarınız çalışmıyor mu? Neden sizleri dilendiriyorlar diye sorunca acı gerçekleri başladı anlatamaya:

 

“İyi dilenmeyenlerle evlenmezler”

 

-Kocalarımız çalışmaz. Biz dilenerek onlara ve eve bakıyoruz. Kocam kumar oynar, akşam kahvehaneden alkollü döner. Ertesi günün parasını vermem lazım. Öğleden sonraya kadar da uyur. Bizi bıraktılar şimdi yine gidip yatacaklar. İyi dilenmeyenlerle evlenmezler. Bizde İyi dilenmeyen evde kalır. Toplumun diğer kesimlerinden de bizimle evlenen çıkmıyor. Evde yaşlı ana babasının yaşlılık maaşını da bu alıp yiyor. Yoksulluk parası da alıyoruz. Yoksullar için sağlık karnesi de var. Kocası ölenler dul maaşı da alıyorlar. Devletin yardım vakfından kömür, gıda ve bayramlarda nakdi yardım da alıyoruz. Yaşlılık, dulluk, engelli ve çocuklar için eğitim yardımı alan da var. Ancak bunlar yetmiyor. Bizim asıl mesleğimiz dilencilik. Cadde ve sokakları aramızda bölüşüyoruz. Dilenerek yaşayıp gidiyoruz işte. Hadi eyvallah, yorma kafanı bu böyle gelmiş böyle gider.”  Diyerek yandaki esnaftan başladı dilenmeye.

 

Her gün aynı dilenciye para veren esnaf, bunlara para vermeyince işleri kesilecek sanıyor olacak ki hiçbir dükkandan boş çıkmıyorlar. Esnaftan sonra kahvehanelere dalıyorlar. Derken yoldan gelip geçenler vesaire. Hele kahvehanede çay içerken el açan dilenciye verecek bozuk parası olmayanlar büyük bir mahcubiyetle “inan ki bozuk yok, yeminle. Başka zaman” derken çektikleri ıstırap gözlerinden okunuyor.

 

Bu mesleği icra edenler usta bir psikolog gibi insanların merhamet ve zaaflarından faydalanıyorlar. İstismarın bir ucunda bu usta istismarcılar bulunurken diğer ucunda ise bedavacı ve ucuzcu zihniyetin temsilcileri durmaktadır. Gerçekten ihtiyaç sahibi komşusu ve akrabası olan yoksulu doyurup giydirmekten imtina eden bazı insanlar, çarşı ve pazarda gördükleri dilenciye verdikleri birkaç lira ile vicdanlarını rahatlatmanın ucuz yolunu tercih ediyorlar.

 

-Eczanede sohbet ederken oto parkın önünde dilenen kadın topladığı demir paraları kağıt paraya dönüştürmek için geldi. Saat 14.20 itibari ile 192 demir lira ile 3 tane de kağıt beşlik çıktı yaşlılık maaşı alan dilenci kadından. Kadın tekrar işinin başına dönünce, sormam üzerine İbrahim ağabey “Bugün az toplamış. Genelde 250-300’den aşağı düşmez. Ramazan ayında günlük 500 ile 700’e kadar çıkıyor.” Dedi.

 

Dilenmeyen yoksullara yardım edin

 

Anlayacağınız dilenenlerin hiçbiri ihtiyaçtan dilenmiyor. Dilenciliği meslek haline getirmişler. Çalışmaktan imtina eden bu insanlara para verirken onlara iyilik yapmış olmuyorsunuz. Sadece kandırılıyorsunuz. İlle de verecekseniz çevrenizde tanıdığınız bildiğiniz ihtiyaç sahiplerine destek olun. İhtiyaç sahibi öğrencilere yardım edin. Çevrenizde dilenmeyen yoksul akraba ve tanıdıklarınıza verin.

 

Gerçek yoksullar hayâ sahibidirler dilenmezler

 

El açıp dilenen kişiler arasında yoksul aramak, bu gibilere yardımda bulunmakla vazifesini yaptığını sanmak yanlış bir davranıştır. Çünkü gerçek yoksullar hayâ sahibidirler. Hallerini kimseye açamazlar. İşte, bize düşen görev; bu gerçek yoksulları bulup yardımına koşmaktır. Bu gibilere koruyucu aile olmaktır. Çocukları varsa, okumaları için yardım etmektir.

Şehrimize çevre illerden gelenlerin yanı sıra Azerbaycanlısına, İranlısına Suriyeliler de eklendi. Hele bir Azerbaycanlı kadın var. Makyajını yapar, mikrop kapmasın diye eline eldivenlerini da takarak köşede sandalyesine kurulup dileniyor. Bir yaşlı kadında var ki evlere şenlik. Para vermeyince küfredip beddua ediyor. İranlı birisini Melekli beldesinde dilenirken gördüm. Köylere kadar iniyorlar artık.

 

Ermeni'nin dilenci hikayesi

 

Dilencileri ne zaman görsem büyüklerimizin anlattığı Ermeni meselesi aklıma gelir hep, Erivan’da bir Ermeni esnaf, dükkanına gelen Ermeni dilenciyi döver. “Bir daha dilendiğini görmeyeceğim. İş vereyim çalış, ama dilenmek asla” der. Biraz sonra Müslüman bir dilenci içeri girince Ermeni para verip gönderir. Bu durumu gören müşteri nedeni sorunca da; Bizimkiler çalışsın üretsin. Dilenmek gereksiz insanların işidir. Müslümana neden para verdiğime gelince bırak tembelliğe alışsınlar. Çalışmayı unutup ona buna el açsınlar.”

 

Dilencilik suçtur

 

Dilencilik kabahati suç olduğu gibi İslamiyette haram kılmıştır. Çocuk ve engellileri de kullanan dilencilerin yanlarındaki kendi çocukları bile değil. Sokaklarda, cami önlerinde, kısacası her yerde her gün dilenen insanlarla karşılaşıyoruz. Yüklü meblağdaki banka hesapları, gayrimenkulden otomobile kadar birçok mal varlığı bulunan dilencilerin sık sık haberlere yansıdığını görüyoruz.

Birine yardım etmenin verdiği hazzı yaşamayı isteyen herkesin mutlaka para verdiği dilenciler merhamet, empati gibi toplumsallaşmış duyguları harekete geçiriyor elbette. Birine yardım etmek hiç de kötü bir şey olmasa da arka planında dönenler herkesi kandırılmışlık hissiyle baş başa bırakıyor.

Dilenciliği meslek yaptırmayın. Dilencilik her türlü ahlaki değerden yoksun, insanların duygularını sömüren, insanları ‘muhtaç’ olduğuna inandırmış bir istismar mesleğidir. İnanmayınız…

 

Murat AKKUŞ

07.10.2019, Iğdır

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.