ÇOCUKLARIN KARNESİ DEĞİL ONLAR, SİZİN…

29 Ocak 2011 02:02 / 2041 kez okundu!

 


Yetişkinlerin sınıflandırdığı, alt alta sıraladığı derslerde çocukları etiketleme/damgalama işine de eğitim diyoruz. Böyle eğitimi alın başınıza çalın. O karneler, karnelerdeki notlar çocukların değil, siz yetişkinlerin. Başarısız ve yetersiz olan çocuklar değil, biz yetişkinleriz.

----------------------------------------------------------------------------------------------

Bugün okullar yarıyıl tatiline girdi. Çocuklara karneler verildi.

Rümeysa ilköğretim birinci sınıf öğrencisi. Biraz geride duruyor. “Karne nasıl?” sorusunun sorulacağını sanarak, “iki tane üçüm, bir tane dördüm var, gerisi beş” diyor. “Üç” notu verilen derslerden biri tahmin edileceği gibi Türkçe. “Üç” olan diğer ders matematik ve “dört” olan Hayat Bilgisi.

Rümeysa memnun değildi. Şu berbat algı ona bulaşmıştı: “Esas dersler düşük, diğerleri de önemsiz dersler”dir. Bazı dersler bakımından “yetersiz çocuk” damgasını yemişti. “Başarılı” olarak “etiketlenenler” de vardı kuşkusuz. Fakat “başarısız” damgası neye göre yapılmıştı? Kim, neye göre başarısız ya da yetersiz diyordu çocuklara? Kalıbımı basarım ki “diğer çocuklarla kıyaslanarak” bu damgalama ya da etiketleme yapılıyordu! Sanki üniversitede bağıl sistemle değerlendirme yapıyor meslektaşlarımız.

Bu yapılan yanlıştır. Rümeysa’nın performansı Ayşe’den geride olabilir, ama Rümeysa aylardır çok büyük çabalar sarf etti ve kendi anadilinde –Türkçe- okumayı ve yazmayı öğrendi. Bundan daha değerli bir başarı olabilir mi? Son derece meraklı, sorgulayan bu güzel çocuk daha ne yapsın? Ne hakkımız var bu ve bunun gibi çocuklara “yetersizlik duygusu” yaşatmaya? Siz bunun nasıl bir travma olduğunu duyumsadınız mı hiç?

Yetişkinlerin sınıflandırdığı, alt alta sıraladığı derslerde çocukları etiketleme/damgalama işine de eğitim diyoruz. Böyle eğitimi alın başınıza çalın. O karneler, karnelerdeki notlar çocukların değil, siz yetişkinlerin. Başarısız ve yetersiz olan çocuklar değil, biz yetişkinleriz. Çünkü öğretmenin, anne babanın ve okulun başarısı; “başarısız çocuklar üzerindeki becerileriyle” ölçülür; çocukta hiçbir kaygı ve üzüntü yaratmadan öğrenme hevesi oluşturmakla ölçülür… Hangi nesnel kritere sahipsiniz de “kendi anadilini okumayı ve yazmayı öğrenmiş” çocuğa yetersiz diyorsunuz? Sahi siz ve sisteminiz yetersiz olabilir mi?

Bu verdiğiniz notların, yaptığınız damgalamaların hayatın içindeki sorunları çözmede hiçbir karşılığının olmadığını görmüyor musunuz?

Sizin notunuz sorun çözme yeteneğini, iletişim becerisini, okuduğunu anlama becerisini, yardımlaşma ve dayanışma duygusunu, özgüven duygusunu, gerçekten sevgi ve saygıyı tanır mı, ölçer mi?

Sahi sizin notunuz çocuğun ruhunu tanır mı? O notla (sadece Türkçe’sinin değil) kişiliğinin de damgalanmadığının ayrımını yapar mı?

Bu ayrım yapılamadığı için çocuklar canına kıyıyor, sizin canınız acımıyor mu?

Karne günü yas günü değil, egoları şişirme günü değil, bir hasat mevsiminin yarısını çabayla bitirmenin ve öğrenme zevkinin şenliğinin yapıldığı gün olmalı!



Muammer Sakaryalı

28.01.2011, Masallar Ülkesi

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
31 Ocak 2011 18:04

msakaryalı

Okudum, cok begendim, en cok da son cumleni.

Oya

***

Yazini okudum. Bizim oglanin annesi de karnede kirigi var diye cocuga yüklenme deyip duruyor.

Ülen bir de özür mü dileyecegiz, yani keratadan...

Selamlar...

Hüseyin Aykol

***

Teşekkür ederim gönderdiğiniz için.
Bu denli doğru ve hakkaniyetli bir bakış açısının çatlak ses gibi kalakaldığı bir zamanı ve zemini paylaşıyor oluşumuz, ortak aklı ana değil de yan yollarda inşa etmeye çabalamamız hüzün verse de sözün gücü, yazının 'kayda geçirme' iradesi ortadan kalkmış değil, neyse ki. Çabanıza sağlık Muammer Bey.
İçten selamlarımla.

Handan Turkeli

***

Eline sağlık Muammer.

Sana katılıyorum. Ancak bu bakış açısı kaç eğitimcide var sence.

Sevgiler.

Ali Osman Karababa

29 Ocak 2011 12:59

yıldız ilhan

Çok haklısınız Muammer Bey, çocuklarımıza hayat bilgisi adına malumat istifçiliğini direten, onları sıklığı kimlerce kararlaştırılmış eleklerden geçirerek, işe yarar ya da yaramaz olarak yaftalayan bu eğitim sistemi sonuçta kalbi kırık, başarısız, mutsuz, yetinmeyi bilmeyen, amaçsız bir kuşak yetiştirmekte kararlı.

"tabiat dersinden sınıfta kalmış" çocuklar oturuyor hala sıralarda.

Ne yazık!..

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.