Anlam arayışı ve diğerkâmlık üzerine...

24 Eylül 2018 11:02 / 850 kez okundu!

 

 

Şu aralar diğerkâmlık üzerine düşünüyorum. Zaman zaman bu kavram bulur beni üzerine düşünmek için. Zira bir taraftan “vermek ve paylaşmanın yüceltildiği” bir doğu kültürünün içinde büyümek ama da kapitalist sistemin dayattığı “herkes kendisinden sorumludur ve aslolan kendisidir” diyen bir dünyanın tüm mesajlarına da maruz kalmak bu konuyla zaman zaman yüzleşmemize neden oluyor. “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol” diyen Mevlana’nın topraklarında da olsak, Ayn Rand’ın “insanın hayattaki ahlaki sorumluluğu kendi mutluluğudur ve başkalarına yardım etmek bir ahlaki görev değildir” diyen felsefesinin de etkilerini türlü çeşitli yaşıyor ve bu mesajlarla da hemhal oluyoruz.

 

****

 

Anlam arayışı ve diğerkâmlık üzerine...

 

Şu aralar diğerkâmlık üzerine düşünüyorum. Zaman zaman bu kavram bulur beni üzerine düşünmek için. Zira bir taraftan “vermek ve paylaşmanın yüceltildiği” bir doğu kültürünün içinde büyümek ama da kapitalist sistemin dayattığı “herkes kendisinden sorumludur ve aslolan kendisidir” diyen bir dünyanın tüm mesajlarına da maruz kalmak bu konuyla zaman zaman yüzleşmemize neden oluyor. “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol” diyen Mevlana’nın topraklarında da olsak, Ayn Rand’ın “insanın hayattaki ahlaki sorumluluğu kendi mutluluğudur ve başkalarına yardım etmek bir ahlaki görev değildir” diyen felsefesinin de etkilerini türlü çeşitli yaşıyor ve bu mesajlarla da hemhal oluyoruz.

Peki her ikisini de değerlendirdikten sonra nasıl bir yere gelinebilir acaba? Aslında araştırmalar bize epey çok şey söylüyor. Örneğin; insan psikolojisi ve davranışları ile ilgili çalışan Harvard Business School’dan Proseför Michael Norton, gelirinin bir kısmını başkaları için harcayan kişilerin uzun vadede, tüm gelirini kendisi için harcayanlara kıyasla çok daha mutlu olduğunu gösteren çok sayıda veri olduğunu ifade ediyor.

Yine Norton; 130 ülkeden verileri inceleyerek, zengin ya da yoksul olsun, tüm ülkelerde kendisinden bir şeyler veren insanların çok daha mutlu olduğunu ve bunun, insanın doğasında olan, kültürden bağımsız, “evrensel bir psikoloji” olduğunu belirtiyor. Demek ki aslında kendi mutluluğu için yollar arayan insanın, diğerkâm olması aslında mutluluk amacına yönelik doğrudan yol açıyor. 

Hem ne kadar güzel bir sözcük farkında mısınız? Diğerkâm olmak. Yani ötekinden yana olmak, onu düşünmek, onun derdiyle dertlenmek, madem ki aynı havayı soluyoruz diyerek onu kendinden saymak. Dünyanın eşitliksiz hallerine tanık oldukça daha da önem kazanan bir kavram üstelik. Dünyada, ülkemizde, çevremizde (belki yakın çevremizde olmasa bile) çok zor hayatlar var. Peki ne kadar bunun için bir şey yapıyoruz? Katı bir ahlakçılık değil anlatmaya çalıştığım şey; “iyi insan olmanın yolu başkalarına yardım etmekten geçer” gibi bir klişeye bağlamayacağım konuyu.

Tam tersine kavramın üzerinde düşünerek hayat yolculuğunun bize kazandırma potansiyeli olan imkanlara bakalım istiyorum. Modern zamanlar kendimizi sevmemiz, önce kendimizin iyi olması, önce ben diyebilmemiz üzerine yapılandırıyor hayatı. Kendimizi elbette sevmemiz, barışık olmamız çok temel bir mesele. Peki bunun dozu ne acaba? Narsizm ne kadar uzakta bize. Ya da uçaklarda hep anons edildiği gibi başkalarına yardım etmeden önce kendi oksijen maskemizi takmamızın sosyal yaşamdaki karşılığı neye denk geliyor ve maskeyi taktıktan sonra çevremize el uzatmamızı ne sağlar? Ve asıl önemlisi bu el uzatma meselesi aslında insan olmaya, kendimize, içimizdeki öze yaklaşmak değil midir?

Varoluşçu ve hümanist psikolojinin önemli isimlerinden Rollo May de bu konuda çokça düşünen ve yazanlardan. ‘Sonlu olduğumuz gerçeği aldırışı mümkün kılar. Aldırış aynı zamanda vicdanın kaynağıdır. Vicdan aldırışın çağrısıdır ve kendini aldırış olarak gösterir’ diyor örneğin. Yani vicdanla varoluşumuzun anlamı arasında doğrudan bağ kuruyor. Dünya yolculuğunun en temel derdi “burada niye varolduğumuzun sebebine dair” bir anlam bulmaksa, vicdanımız bize kılavuzluk edecek en önemli yardımcımız aslında.

Diğerkâm olmaya ise empati eşlik ediyor. Diğerinin derdini anlamak için uğraşmak. Kendini onun yerine koyabilmek; onun hissettiklerini hissetmeye çalışmak ve yargılamadan önce anlamak. Bu konuyu düşünürken karşıma sevdiğim bir psikiyatr ve yazar olan Kemal Sayar’ın “aldır gönül” başlığıyla kaleme aldığı yazısı çıktı. Tabii ki bu da tesadüf değildi. Kemal Sayar da “Duymak için insan olmak gerek. Ruhu vatanına geri getirmek gerek: Karşımdaki insana ne yapması gerektiğini söylemek yerine, onu anlamak için doğru soruları sorduğumda onun ruhuna yakınlaşabilirim.” diye ifade ediyor empati kurabilme becerisini ve bunun bize kazandırdıklarını. Ve bir Afrika atasözü ile bunu derinleştiriyor: 'Bir insan başka bir insan aracılığıyla insanlaşır.' 

İşte bu karşıma çıkan yazılar, bana düşündürttükleri ve gündemimdeki sözcüklerden geldim buraya. Varoluşumuzun anlamı vicdanımızla şekilleniyor; diğerkâm olmak bizi kendimize, özümüze yaklaştırıyor. Ve şu modern zamanların bize hiç de önermediği patikalara dikkat çekiyor.

Başkaları için adım atmak kendimize doğru yol almak aslında. 

 

Meltem GÜRLER

24.09.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.