VAHŞET VE KORKU

27 Eylül 2010 17:51 / 1790 kez okundu!

 


Belki başlıktan dolayı sizlere çağrışımsal olarak bir vahşetin arkasından sergilenen korku üzerine bir şeyler bahsedeceğimi düşünebilirsiniz. Çünkü alışkın olduğumuz bir repliktir bu, ilk önce bir vahşet sergilenir ve arkasından korkanlar, korkmaktan nefret edenler veya daha cesur olma edimi ile yeni vahşete yeltenenler vs. vs.

HAYIR?!!! Sizlere bu tip bir şeyden yani vahşetin sonucu olarak ortaya çıkan korkudan bahsetmeyeceğim. Aksine vahşetin sebebini irdeleyeceğim ve arkasında ise vahşetin sebebi olarak korkunun bulunduğunu göreceğiz. Çünkü vahşet, eğer işin içinde bir sapkınlık yoksa bir haz alma eylemi olarak tarif edilemez veya haz alma eylemi dışında sergilenen vahşeti meşrulamaya çalışanlar ise hep bir şekilde niye yaptıklarını açıklarlarken sergiledikleri vahşetten daha feci bir şeye maruz kalmamak adına bu yola saptıklarını izah ederler.

Bunun adı açıktır, vahşetin sonucu olarak korku nedir ki, vahşetin sebebi olarak korkudur apaçık biçimde HATA olan. Belki de Epictetos ‘’Bir tek şeyden korkarım, o da Korkmaktan’’ derken, vahşete yol açabilecek, insani duygularını hayvani kılabilecek, medeni yapısını barbar kılabilecek bir şeyden çekindiğini açıklamaya çalışmıştır. Halbuki cesaret dediğimiz şey korkmamak olarak açıklansa da ve sonucunda gerçekleşen eylemler bazen alkışlansa da, cesaretin psikolojik anlamı korkmamak değil korku ile yüzleşebilmek veya onu kontrol altına alabilmektir. Çünkü doğal bir canlı varlık sürecinde her şey korkar, vahşi hayvanın, vahşice avlanma sebebi bile hayatta kalamama korkusudur ve bu korku ise bir içgüdüdür. Halbuki doğası gereği vahşi doğan insan ergenleştikçe ve korku çeperini kırma ihtimali olan toplumla bütünleştikçe vahşetini kontrol altına almaya ve zamanla sönmüş bir eyleme dönüştürmeyi başarır. Bu açıklamaya tüm felsefe tarihi, uygarlaşma yolunda insanı tarif ederken, etik sistem adını vermektedir. Fakat insanın bu sistem harici eylemlerini kışkırtan ve sonuç olarak ise vahşileştiren ise ya eldekilerini kaybetmeme korkusu veya elde edemediklerine ulaşamama korkusu olacaktır ki, bu durum ise pragma ile korku’nun ilişkisini gözler önüne sermektedir.

Ne diyordu J.S. Mill ‘’kötülüğü, insanlar, vicdanları zayıf olduğu için değil, arzuları güçlü olduğu için yaparlar’’ esasen vicdan zayıflığı sonucu işlenen bir şey de değildir belki vahşet bizi medeni kılan korkuyu kontrol edebilme halinden uzaklaşmanın yani medeniyetsiz olmanın bir sonucudur. Yoksa bir kızı öldürdükten sonra paramparça etmenin mantığı yakalanmama korkusu değil mi, bakın size bir haber linki veriyorum, görün korku nelere kadir.

http://www.usak.tv/haber.asp?xid=2959

Pekala neden sizce kafa ütülüyorum? Çünkü KORKUYORUM, KORKUYORUZ KORKUYORLAR. Toplumsal olarak bir korku halindeyiz iç güçler, dış güçler, karşıt güçler, vs. vs. Mesleki olarak korku içerisindeyiz, Hükümetin adamı, muhalefetin adamı vs. vs. BİTARAF olamama korkusu halindeyiz maazallah BERTARAF da olabiliriz. Ve korku sonunda hazin hayal perdesini gösterip kızkardeşini çağırıyor desteğe, ne dersiniz? CİNNET diyor psikoloji bilimi ve cinnet geçirmeye doğru yol alıyoruz. Doğal olarak cinnetin gayri meşru çocuğu dünyaya geliyor ve adına VAHŞET diyoruz.
Korkmak meselesi, her moleküle, her atoma işler hale gelmiş,

Pekala ne yapacağız, çözümü ne bunun. Hani Mehmet Akif Ersoy’un güzel bir şiiri geliyor aklıma:

Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey
Beşbin senelik kıssa, hissemi verdi
Tarih tekerrürdür diyorlar
İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi

Geçmişte pragma temelli yönelimlerin ve bunu elde edememe veya elde ettiğini kaybetmeme korkusuyla, nakış nakış işlendi insanlık tarhi. Onlarca film’in konusunu, yüzlerce edebi eserin içeriğini ve binlerce incelemenin esasını oluşturdu. Mesele bir basit filozof tavrı kadar basit halbuki, korkuları sadece kontrol altına almak. Haaa diyebilirsiniz ki, onu nasıl başaracağız. İlk önce korku mesnedini ortadan kaldırmak adına hareket ederseniz bilin ki cinnet halindesiniz ve gayri meşru bir çocuk olarak VAHŞET kollarınızda hayat bulacaktır. Neye karşı, kime karşı, nasıl olduğunun bir önemi yoktur. Hep medeni kalmamız ve medeniyetin ışığıyla aydınlanmamız dileğiyle…


Mehmet Fatih Doğrucan

Uşak-Eylül 2010

---------------------------------------

Düşünceler ve Sohbetler-Epictetos
On Liberty/Özgürlük Üstüne- John Stuart Mill



 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.