Türkiye’den Uygur’a

19 Haziran 2010 13:27 / 1600 kez okundu!

 


Bu yazıyı kaleme alıyorum, çünkü karanlıkları yırtan eğer ilerlemenin ışığı ise, ilerlemenin ışığı bağrından toplumcu manifestoları çıkardı ise ve bu toplumcu manifestolar ulus-devletleri inşa etti ise, bu ilerleme kavramını Fransız İhtilalinden çok daha önce bize bir kültür mirası olarak bırakan Uygurlar’a hakkını teslim etmek istiyorum.

Daha bugün yaptıkları dış politikayı, tarihsel devamlılık adına süsleyip Osmanlı vurgusu yapanlar bilmelidir ki, Fatih Sultan Mehmet Han’da dahil olmak üzere ona kadar resmi medeniyet dilimiz Uygurca, tuğlarımız, tuğralarımız Uygurca idi. Devleti adil kılmak, daha önce de bildiğimiz bir iş olsa bile, bu adaleti kurumsallaştırmak şüphesiz ki, Uygurlar ile kazandığımız bir erdemdi. Uygurların sınırlarını çizdiği yerde aldı adını yüce Türkistan, Uygurlar ile Orta Asya hem bağ oldu hem de bağban.

Oradan getirdik Anadoluya renk renk kısraklarımızı, taylarımızı, kuzularımızı, koçlarımızı. Orada yeşerdi birlikte yaşam ülküsü ve ötekini bilmeden kendinden sayma ahlakı. Ama sınırlar kadermiş gibi yazıldı çizildi, nice uluların tarih oldu, mezarların silindi, senin küresel medeniyetinden ürken global dünya, ilk önce seni Sovyet-Çin parantezinde tüketti. Şimdi ise kapitalist dünya seninle vurmak istiyor onları.

Emperyalizm, emperyalizmdir. Bunun kızılı yeşili ve mavisi de yoktur. Ana karnında çocukları öldürülen, yaşlıları işe yaramaz, üretemez diye kurşuna dizilen, genç kızları batılı fuhuş Pazarlarına sevkedilen, kırmızı bayrağımın mavi yüzü, gök tanrının ezel otağı, medeniyetin torunları ışığın çocukları, bugün bilmiyor bu vatan derdini, bilmek istemiyor tanımıyor seni. Çünkü kısacık cumhuriyet tarihimizi azınlık problemleri sarssa da, burada artık azınlık değil çoğunluk problemi var. Sana dair elimi vicdanıma koymak istesem de, engelleyen bir sistem ve acı bir müfredat var. Evet dedelerin benim dedelerim, başarıları da benim mirasım ama torunu olan sen, benden değilsin diyen eyyamcı zihniyet var.

Medeniyet medeniyettir arkadaş… Uygurlar bir millet değil, Türk’ü medeniyet yapan yazgıdır arkadaşlar. Ben bugün hür ve bağımsız kaideleri, alevisinden-sünnisine bir kültür olarak taşıyabiliyorsam senin şaman öğelerinin bende kültür olarak yansımasına borçluyum yüce Türkistan. Tarih senin geçmişteki sosyolojini geleceğe taşıyan bir köprüdür ki, biz köprü olan seni yıktık tanımayarak, tarihi yıktık, tarihsiz kalarak… şimdi bize tarih Osmanlıdır diyenler, Osmanlının Tarihini görmezden gelenler, köprüyü yıkanlar, geleceğe hangi ilerleme ile sıçrayacaksınız.

Filistin’e yüzünü dönmemek bir erdemdi ve dönmedik. Fakat tarihi bağlarımıza rağmen, sırf özgür Türkiye’nin intikamının alınması anlamında kötülüğe maruz kalan bir ata dergahına sessiz kalmak olsa olsa politik ironi, olsa olsa ideolojik kısırlıktır, arkadaş.

Emperyalizm, emperyalizmdir arkadaş. Bunun siyonisti, kızılı yeşili olmaz. Adalet senden Adriyatikten-Çin Seddine, Kırımdan Umman’a bir diplomasi bekliyor. Eğer sadece meselen İsrail değil ise, adaleti haykır dünyaya, hani oraları yönetmen, feth etmen de gerekmiyor, gerçekten insanlık ve adalet adına düş yollara, millet olamayanların birleşmiş milletlerine karşı, millet olmayı ve dünyayı medeniyeti hediye edenler adına düş yola ve yürüsün ardında adil dünya…

Velhasıl Türkistan’daki esir kardeşim, elimden gelen senin acını dindirmeyecek bilirim ve bilirim ki, hata benim ve benim gibilerin. Çünkü bir toplumun hafızası olma görevimizi yerine getirmekte aciz kaldık. Sen yüce gönüllüsün bağışlayacaksın bilirim. Ama sakın bağışlama bizi, bu acizliğimizle, sakın bağışlama bizi güttüğümüz denge politikası ile, sakın bağışlama bizi seni darda koyduğumuz halde, bizi sakın bağışlama derdimizi bu ülkede bile anlatamadığımız halde.

Biz seni çözse idik, bugün Kırgızeli’de boğazlamazdı herhal birbirini.

Hani şu anda ağlıyorken bile sana acizane diyeceğim son emperyalist küresellere son haykırışım ve insanlık adına diyeceğim;

Yastığımız Mezartaşı
Yorganımız kar olsun,
Biz yolundan dönersek
Namus bize Ar olsun


Mehmet Fatih Doğrucan

Uşak- Haziran 2010




 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.