SOHBET - I

24 Eylül 2009 22:27 / 2171 kez okundu!

 


Günümüzde iletişim, diyalog, etkileşim, gibi bir takım kavramlar sohbet kelimesinin yerini almaya başladı. Sohbet kelimesi tarifi açısından veya üstlendiği anlam misyonu açısından basit ve sıradan anlaşılan bir perspektife mahkûm gibi görünüyor, günümüzün başkalaşma ve farklılaşma ideolojisine saplanan bireysel dünyamızda…

Sohbet artık günümüz dünyasında tercih listesine bile giremeyen basit bir detay veya angarya olmaktan öteye gidemiyor. Pekala sohbeti değersizleştiren veya bir angarya haline dönüştüren algılayış nedir? Basitçe bireyselleşme deyip geçiştirilmeli mi bu mesele? Çünkü basite indirgenmiş açıklamalar bile yetersiz ve hatta sohbetin değersizliğini meşru kılan bir yanıt olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü günümüzün liberalleşen dünyası, şüphesiz ki, en temel besin kaynağını bireyselleşme iddiasından temin etmekte ve bunun meşru bir yol olduğuna ikna çalışmalarını ise, kitle iletişim araçları sayesinde bir propaganda malzemesi olarak gerçekleştirmektedir. Hal böyle olunca bireysel dünya sınırları içerisinde sohbet gibi bireyselliği aşan bir kavram rahatsızlık unsuru teşkil etmeye başlamaktadır.

Halbuki sohbet kelimesi toplumların ve kültürlerin modernite öncesi temel ihtiyacı temel gereksinimi idi. Mesela bizim kültürümüzde hoşsohbet biri olmak bir övünç meselesi iken diğer kültürlerde de sohbet kavramı bir gelişim nesnesi olarak gereklilik arz etmektedir. Hatta bizde sohbet kavramı muhabbet, yarenlik gibi kelimeler ile de karşılanır ki, muhabbet kelimesinin kökü Habib kelimesinden gelmekte ve bu kelime ise sevgili manasını taşımaktadır. Ortaçağ Avrupa’sında İngiltere, Fransa ve İtalya üzerinde tavernler bulunur ve insanlar burada sohbet ihtiyaçlarını giderirdi. Hatta sohbet tarzı ve niteliği insanların karakter dünyasını ortaya koyduğu gibi yaşam stilleri ve ait olduğu sınıf hakkında da bir ipucu niteliği taşımaktaydı. Bu sebep ile o dönemler nitelikli sohbet ortamları oluşmaya başlamıştır. Mesela düzenlenen av partileri, kraliyet baloları veya diğer sosyal nitelikli eğlencelerin altında yatan en temel gerekçe ise şüphesiz sohbet temellidir. Hatta sohbet için 18. yy. Fransa’sında nitelikli kahvehaneler veya salonlar oluşturulmaya başlanmıştır.

Sohbet 18. yy entelektüelleri tarafından naif bir kavram olarak tarif edilir. Karşıdakine iddia etmeksizin, dayatmaksızın, bir şeyi savunmaksızın, yüksek veya alçak ses tonuna sahip olmaksızın düşünceleri aktarma biçimi, yani sade paylaşım temelli bir şey olarak tarif edilmektedir. Mesela Jan Jack Rousseau, 18. yüzyılda oluşmaya başlayan bu sohbethaneleri veya salonları şık ve sohbet için uygun bulmamaktadır. Çünkü 18. yüzyılın ateşli toplumsal doğası ve hareketli siyasi arenası içerisinde bu sohbet odaları da entelektüel bir paylaşım arenası olmaktan uzaklaşmış, taraftarlığın ve yüksek sesli tartışmaların tezahür ettiği bir platforma dönüşmeye başlamıştır. Hume ise bu salonlarda yapılan sohbetin kendine has bir kural silsilesi ile yapmacık kaldığından şikayet etmiştir.

Halbuki günümüzün özgürlük prensibini kısıtlanmama zihniyeti üzerine kuran temel anlayışı da başlangıçta Hume gibi aynı perspektiften hareket etmiş doğallık adına içten geldiği gibi davranma zeminini inşa etmiştir. Pekala böyle olunca ne olmuştur? İlk öncelikle içten geldiği gibi davranma eylemi sohbeti güzelleştiren ve büyülü bir havası olmasını sağlayan ince kuralları kaldırma eylemine yönelmiştir ve bunun adına ise naturalizm demiştir. Daha sonra bu naturalizm insan eylemselliği olarak, arzu, tutku, istek gibi kavramlar ile ilişkilenmiş ve konuşurken karşıdakinin önemli olması yerine, kişinin kendisi önemli olmaya başlamış ve göreceli bir hal almış, dünya kanaati içerisinde fikirler evrensel olanın yerine kişiye göre olan ile şekillenmeye başlamıştır. Böylece konuşurken farklı ve başka olmak adına kelimeleri oluşturan harfleri yuvarlamak veya harfleri yutmak yolu ile kendine ait bir jargon geliştirme çılgınlığı bütün kültürlerdeki bireyleri istila etmiş durumdadır.

Pekala mesele, sohbet hakkında edinilmesi gereken kültür mü, yoksa yaşadığımız dönem sohbet hakkında bize yeni bir nitelik kazandırmak zorunda mı? Bu meseleyi sıkmamak adına bir sonraki yazımda ele alacağım. Ayrıca sohbet hakkında biraz daha sohbet etme imkanına kavuşuruz en azından… 


Mehmet Fatih Doğrucan
Uşak, Eylül 2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
28 Eylül 2009 09:47

sultan

Sevgili Mehmet Doğrucan,
Sohbet edemeyen bir toplum olduk.
Sohbet etme şeklimize bazı iletişim araçları eşlik ediyor.
Konuşmaya başladığımızda eğer bir evin içindeysek mutlaka bir televizyon eşlik ediyor.
Bir otobüsteysek cep telefonumuzdaki mesajlar ya da fotoğraf makinemizdeki kişisel bakış açımızdan karelerle ifade ediyoruz kendimizi. 
Uçakta, trende, gemide, yaya halinde de durumlar hep aynı sohbetsizlikten muzdarip.
Kendimizden sözetmek yerine ıvır-zıvır, havadan sudan, kulaktan dolma haberlerle geçiştiriyoruz birlikte olunan anları.
Sohbetin yerinde yeller esiyor.
İçtenlik, kitle iletişim araçları ile savruluyor, toz oluyor, duman oluyor ama gerçek bir sohbete ev sahipliği yapamıyor.
Sohbet yok derin sohbet hiç yok neredeyse. 
Dostlarla birlikte yemeğe çıkmak Egede en büyük "eğlence" dir. Masada sıkıcı olmamalısınız, üzücü olmamalısınız, çıkıntılık yapmamalısınız, genel geçer-li  düşüncelerinizden ve üstünkörü sözetmelisiniz. Farklılığınızı, özgünlüğünüzü, duyarlılığınızı hiç bir durumda karşı tarafa çaktırmamalısınız. Konuşabilirsin ama samimiyet sınılı-sorumluluklu. İkili sohbet en "yalansız "olanıydı eskiden o bile artık yalan. Çünkü dil yerine, vücut yerine artık suni iletişim araçları konuldu.
Sohbet hakkında sizin dediğiniz gibi çooook sohbet etmeliyiz çook!

Aklınıza sağlık, sohbetinize de...Teşekkür ederiz.
Sevgi ve Saygılarımızla,
Pervin Mısırlıoğlu E.

 

 

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.