MHP VE ÜLKÜCÜLERİ TAHLİL ETME ZAAFİYETİ - 1

15 Kasım 2010 02:09 / 2160 kez okundu!

 


Bu yazıyı kaleme alıyorum çünkü bu camia içerisinde yetişmiş ve bu camiayı tanıyan biri olarak medya tabanlı bazı tahlillerin isabetsizliği gözüme çarpıyor. Hemen hemen her 3 köşe yazarından 2’si MHP’nin iflasını müjdelerken geri kalan ise bu iflasın kutlama havasına kendisini kaptırmış mahiyette bir eda takınıyor.

Bu yazıyı kaleme alıyorum çünkü hakkında son 40 yıldır hep bir şeyler konuşulmasına rağmen tanınmayan ve devamlı dış tanımlamalar ile manipüle edilmeye çalışılan bir hareketin iflas ile ilişkisi olamayacağını bir nebze de olsa iddia etmek istiyorum. Ayrıca bu yazıyı yazma sebeplerimden en önemlisi bariz saldırıya maruz kalan bu örgütlü ve dev hareketin kendi sınırları içerisine çekilip kendi örgütsel varlığı dışındakilerden soyutlanmasıdır ki, işte böyle bir durumda milliyetçilik ideolojisi ile toplum arasındaki bağın kopmasının hangi sonuca varacağı ve ne tarz bir muğlaklık yaratacağı problemini ne motorize (1) iktidar, ne modernimsi homo faber (2) cemaat, ne jakoben sistem elitleri ne de liberal pragma cemiyetleri çözümleyemeyecektir.

Bu yazıyı yazıyorum çünkü ben, milliyetçiliğin karşımda iddia edilecek olan ve bundan dolayı daha söze başlarken bile suçlanacak olan bir aidiyetin farkındayım, fakat toplumun ve elitlerinin farkında olmadığı sosyolojik olarak ispatlanmış bir hadiseyi anımsatarak söze girmek isterim. Milliyetçiliği bırakın Millet kavramının dahi yapmacık uydurma bir hadise olduğunu iddia eden Benedict ANDERSON bile bir ülkenin milliyetçilerinin, o ülke ve toplum için bir hafıza görevi gördüğünü ve böylece toplumsal devamlılık için dahi hafızasızlığın en azından modernite için gerekliliğinden hareket eder. Yani milliyetçilik toplumla bulunduğu temel ilişki içerisinde onun hafızası olarak işlevselleşmiştir. Fakat son 6 aylık medyatik hadiselere dikkat edecek olursak bu ülkedeki milliyetçi temelli cemiyetlerin en önemlisi olan ülkücü hareketin en geniş dilimine sahip MHP, bir şekilde tasfiye ve kuramları ile manipüle edilmektedir.

Elbetteki şu anda buz dağının gösterdiği kadarı ile durumu parlak görünmeyebilir, fakat buzdağının altında görünmeyen bir kısım olduğunu ve anlatmak bir aydın görevi olduğu için bu yazıyı kaleme almaktayım. MHP hareketi, fiili 40 yıllık, kavramsal olarak ise 100 yıllık bir harekettir. Bundan dolayı öbekleşmiş ve örgütlenmiş bilinci, toplum açısından kabul edilebilirlik fenomeni üzerine kurgulanmış, bu sebep ile sağ dilim bireylerinin en az 4’te 3’ü, sol dilim bireylerinin ise en az 5’te biri ile daimi surette veya aralıklı olarak dirsek teması sağlamış ve böylece taban yayılımını en geniş manada sağlayan harekettir. Eğer bunu ispat edecek olursak, dikkat edin son 30 yıldır ülkücü olmayan oluşumların içerisinde de ülkücülerin hissedilir bir oranda olduğu göze çarpacak ve bu kurumların içerisinde bile daha hala eski ülkücü gibi kavramlarla tasnif edilecektir. Toplumun hiç bilmediği ve anlamak istemediği oranda 12 Eylül mağduru ülkücülerin 12 Eylül’e rağmen bir yaşam stratejisi olarak görebileceğimiz bu hadise sonucunda MHP’nin kaçak inşaatları son 30 yılda, ANAP’ta, DYP’de, CEMAAT ve TARİKAT yapılanmalarında hatta akrabalık ilişkisi hasılası ile sol gruplarda, son 10 yılda ise REFAH oluşumunun yenilikçi kanadından kopan AKP’nin içinde de devam etmektedir. Eğer söz konusu bir bitiş bir iflas ise bu zaten 30 yıl önce olmuştur demek icap eder. Fakat farklı kutup ve yapılanmalarına dağılan ülkücüler buna rağmen, MHP’yi ‘’gitmesek de görmesek de o parti bizim partimizdir’’ algılaması ile görmektedir. Dışarıdan bakıldığında çok otokrat ve monarşik yapıymış gibi görülen MHP’nin bir görünmeyen yüzü esasında tam da budur. Çünkü bu monarşik algıya rağmen her MHP’li kendisini, içinde bulunmasa bile bu yapının doğal mirasının varisi olarak görmekte ve üzerinde hesap yapabilmektedir.

Şimdi soru ve sorun zaten tam da burada başlıyor. Bu kadar merkezi cazibe haline gelen ve aidiyet anlamında bir cemiyet kültürü olarak tescillenen bir hareketin bitişi mümkün müdür? Diyelim ki mümkündür, o zaman sonuçları irdelemeye çalışmak elzem olacaktır.

Bir kere bu hareketin fiilen ve tamamen ortadan kalkmayacağı aşikardır, o zaman ne olacaktır? İşte bunu açıklamak zaten yazımızın temel konusudur.

MHP’yi bitirebilme iddia ve söylemlerinden başlıcalarını saymak gerekirse; baraj altında kalması, toplumu okuyamaması, gibi bir takım hadiseler sıralanmakta olup bu hadiseler ve içerikleri ise beni hiç ilgilendirmemektedir. Beni ilgilendiren hadise ise ‘’MHP hakikaten baraj altında kalır ise ne olur?’’ sorusu olmaktadır. Çünkü aklıma sosyolojinin belli başlı kuramları gelmekte ve bunların bana öğrettiği ile bir öngörüde bulunacak olursam, varlığını devam ettirmek için daha keskin bir zemine çekileceği öngörüsüdür. Çünkü halde yıpranma yaşayan örgütlü bir yapılanma, Derrida’nın ifade ettiği yapı-söküme gitmeyecek bunun yerine muhafazakar eğilimlerini teorikleştirme yolunu benimseyecek ve gözünü geleceğe dikecektir. Zaten ülkü kelimesi ise kavramsal açıdan hep gelecekle ilişkili bir anlamsallığa sahiptir. Gözünü geleceğe dikerken, geleceğin bireylerini şimdiden yaratma yolunu seçecek ve onların henüz bir ergen olduğu gerçeğini görerek, onların dimağında bir parti durumuna dönüşecektir ki, felsefe bize tarih boyunca her GENÇLEŞME faaliyetinin bir keskinleşme olduğunu hatırlatmaktadır.

Pekala MHP keskinleşirse ne olur? İşte bu soruyu sizlerin de bir parça düşünmesi ve böylece beni zorlamanız için bir sonraki yazıya bırakıyorum.

Devam edecek…


Mehmet Fatih DOĞRUCAN

14.11.2010, Uşak

-----------

1- Araçsallaşma ve mekanikleşme mahiyetinde kullanıyorum.

2- Alet yapan insan



 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
20 Kasım 2010 13:33

mfatih

evet gökay kardeşim katkın için teşekkür ederim. MHP nin eriyen desteğine rağmen yani gidenlerin durduğu yere rağmen MHP ile ilişkisine dikkat çekmeye çalıştım zaten. bugün bilinmeyen ve anlaşılmayan ise bi bakıma budur. yüzeysel açıdan mhp şu anda iç açıcı görünmemekle beraber, hamasi bir kaygıyı taşımakta değildir. Mesele MHP nin edirne'den van'a bir hareket olmadığı gerçekliğidir ve kültürel ritüellerini 40 yılda yaratmış olduğudur. bir duraklama devrindedir hatta belki de gerileme devrindedir. fakat kadrolarının üstünden ihtilal geçmesine rağmen hatta 80 lerde umutsuz ve bitik görünmesine rağmen 90 ların alternatifi olmuştur. çünkü mhp konjöktörel bir yapılanmanın takipçisi ideolojidir gözünü ise geleceğe daim dikecektir. mhp nin ilerlememesinin sebebi ekmek kavgasına mesafeli oluşu olduğu kadar, bitmemesinin sebebi ise yine ekmek mücadelesi yorumlarına aktif katılmayışıdır. bu sebeple olgusal yönü ile kendi sınırlarına çekilmiş durmaktadır. ama yönlendirmenizi kabul ediyor ve bir sonraki yazıma yorumunuzu da kapsayacak ilave yapacağımı bildiriyorum. tekrar tekrar çok teşekkür ederim.
20 Kasım 2010 08:17

gökay

Sayın Doğrucan;
Türkiye'deki milliyetçi, ulusçu damarın bir şekilde var olacağını ileri
sürmekte haklısınız. Ama MHP'nin neticede -iktidara talip- bir siyasi parti olduğunu
göz ardı etmeden, kitlelerde ve hatta kendi tabanında bir umut olmaya, yalnızca hamasi
söylemlerle devam edemeyeceğini ifade edenleri haklı buluyorum. Nitekim son genel
seçimlerden sonra asıl tabanı olan orta Anadolu kentlerindeki desteğinin eridiği açıktır.
Batıda ise CHP ulusalcı söylemleriyle zaten bu pastada başka bir partiye önemli bir pay
bırakmayacak gibi görünüyor. Geçmişin mirasını hızla tüketen, devletçi parti görüntüsüyle
sürekli çatışma diline sahip bir MHP, bu alanın gerçek devletçi partisi CHP gibi-hiç bir şey
yapmadan- uzun vadeli bir yaşamı sürdüremez. İktidara tepki oylarının adresi olmamak için
de MHP üst yönetimi elinden geleni yapıyor. Artık barış, daha fazla özgürlük, iş ve ekmek
isteyen kitlelere MHP, hangi söylemleriyle umut veriyor ki!
Baraj altında kalınması da yeni bir durum olmaz. Daha önce CHP de, MHP de baraj altında kaldılar.
Derin devlet desteği olmadan Türkiye'de keskinleşmenin bir toplumsal karşılığı yok.
Bir parti baraj altında kaldı diye saçını başını yolacak seçmen kalmadı artık.
Önümüzdeki seçimlerden sonra bu MHP yönetimi yerini, toplumu, taleplerini, değişimi daha iyi okuyan
yeni bir yönetime devredebilir ve bu durum da ülkenin hayrına olur.

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.