Türkiye`de KORKAKLIĞIN ADI SOLCULUK olmuş

31 Ocak 2019 13:38 / 723 kez okundu!

 

 

Eski ahbaplardan biri 28 Ocak 1921 tarihinde ülkemiz solunun atalarından, TKP`nin kurucularından Mustafa Suphi ve 15 arkadaşının Karadeniz`de katledilmesini konu alan uzunca bir yazı yazmış. İçinde ne ararsan var; onlarca isim, şiir, türkü, ne ararsan var ama katilin adı yok? 

 

****

 

Türkiye`de KORKAKLIĞIN ADI SOLCULUK olmuş

 

Eski ahbaplardan biri 28 Ocak 1921 tarihinde ülkemiz solunun atalarından, TKP`nin kurucularından Mustafa Suphi ve 15 arkadaşının Karadeniz`de katledilmesini konu alan uzunca bir yazı yazmış. İçinde ne ararsan var; onlarca isim, şiir, türkü, ne ararsan var ama katilin adı yok? 

Erzurum Valisi Hamit Bey var, Kazım Karabekir var, Topal Osman var, Yahya Kahya var, Nemlizade Ragıp Bey bile var, hani utanmasa İskenderun`dan bizim Bakkal Niyazi`yi bile yazacak -o derece yani- ama nedense katilin adı yok?

Adama sormazlar mı güzel abim; bu adamlar kime çalışıyordu? Churcill`e mi? 

Yüreğiniz mi tutmuyor KEMAL PAŞA diye yazmaya?

"Mustafa Suphi ve arkadaşlarını kim öldürttü?” sorusuna verilen yok efendim Yahya Kahya öldürdü, yok efendim egemen burjuvazi türünden salakça ve genel geçer cevaplar, sadece gerçek suçluyu saklamaya yarar.

Konuya gelirsek,

Mustafa Suphi 10 Eylül 1920’de, Bakü`de yapılan ‘Türkiye Komünist Fırkası’ kuruluş kongresinde başkan seçilir ve kongre sonrası partilerinin faaaliyetlerine vatanlarında devam edebilmek için Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal Paşalarla ilişki kurar.

Kurulan ilişkilerin sonunda heyet yola konulur.

Ancak bu karşılıklı temaslar sonucunda düşülen yolda yolunda giden işler 25 Aralık 1920 günü Mustafa Kemal ile Kazım Karabekir arasında yaşanan telefon trafiğinden sonra farklı bir istikamete döner. O andan itibaren Mustafa Suphi heyetinin Ankara’ya sokulmaması kararına varıldığı ve bunun uygulamasına geçildiği sabittir.

Erzurum Valisi Hamit Bey (Kapanlı), Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa, Erzurum’da kurdukları Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti ve Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerinin birlikte tertibin içinde yer aldıkları belgelerle sabittir.

ANCAK Kazım Karabekir Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa ve Hükümet’in onayı olmaksızın olası sonuçları kendisini sıkıntıya düşürecek böyle bir heyetin toplu olarak öldürülmesi emrini vermesi de o günün koşullarında mümkün değildir! Bu durum, Vali Hamit ve Yahya için de keza böyledir.

Sonuç itibariyle dönüş yolu, Kazım Karabekir Paşa’nın organize ettiği ve öteki ucu Ankara’ya uzanan bir tuzağa dönüşür. 28 Ocak 1921 günü Mustafa Suphi ve on dört arkadaşı Trabzon açıklarında vahşice öldürülerek Karadeniz’e atılır.

Bizim komünistlere de bu hikayenin ardından ağıt yakmak kalır:

"...Hayali gönlümde yadigar kalan / Bir yanım deryada çalkalanır şimdi / On beş mürşit ile boğulup ölen / Bir yanım deryada çalkalanır şimdi..."

Nedense Nazım`ın aşağıdaki satırları ağızlara alınmaz yahut Nazım`ın gençlik heyecanlarıyla yazmışlığına filan bağlanır, hatta bu şiirin varlığından habersiz olduklarını söyleyenler bile çıkmıştır 

"......motoru taşlıyorlar
son perdeye başlıyorlar!
burjuva Kemal'in omuzuna binmiş
Kemal kumandanın kordonuna
kumandan kahyanın cebine inmiş
kahya adamlarının donuna
uluyorlar..."

100 yıldır bu topraklarda yaşamadığımız vahşet ve katliam kalmadı ama sırf Kemalist rejim ile kötü olmamak adına hepsine sustular.

Ama artık korkmayın yahu çocuklar, rahat olun.

100 yıl sonra -ismi lazım değil- adamın biri askeri vesayet rejiminin sonunu getirdi, özgürsünüz. 

 

Mehmet ÇEK

30.01.2019

 

😃

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.