Mülteci tartışmasının en mağdur ve en suçsuz tarafı...

26 Temmuz 2019 02:22 / 469 kez okundu!

 

 

Muhalefet, savaştan kaçıp yalnızca hayatta kalmak adına kapımıza sığınmış, kamplarımızda, sokaklarımızda yatmaya bile razı gelmiş insanlar üzerinden siyaset yapmaya, halkın en ilkel duygularını dürtmeye devam ediyor.

Hükümet ise mültecileri aldığı için değil, sürecin sonrasını iyi yönetemediği için hem kendisini hem mültecileri hedef yaptı.

 

****

 

Mülteci tartışmasının en mağdur ve en suçsuz tarafı mülteciler

 

Muhalefet, savaştan kaçıp yalnızca hayatta kalmak adına kapımıza sığınmış, kamplarımızda, sokaklarımızda yatmaya bile razı gelmiş insanlar üzerinden siyaset yapmaya, halkın en ilkel duygularını dürtmeye devam ediyor.

Hükümet ise mültecileri aldığı için değil, sürecin sonrasını iyi yönetemediği için hem kendisini hem mültecileri hedef yaptı.

Halhazırda dünyanın en çok göç alan ülkesiyiz bundan sonra da almaya devam edeceğimiz kesin. Çünkü sırtımız Ortadoğu. Bizden sonrası yangın yeri; iki komşumuzda devlet bile yok. Libya, Yemen, Afganistan her yer kan gölü. Terör örgütleri, yabancı devletler cirit atıyor. Buna rağmen Türkiye’nin hala sağlıklı bir mülteci politikası ve buna ilişkin sosyal ve hukuksal alt yapısı, hala bir Göç Bakanlığı yok.

Devletler aldıkları mültecileri öncelikle ülkelerine entegre etme gayreti içerisinde olurlar. Onlara öncelikle kendi lisanlarını, kanunlarını ve kültürlerini öğretirler. Sonra onları PLANLI bir şekilde ülkenin değişik noktalarına dağıtarak eritirler. Daha sonra o dağıtıldıkları yerlerde çalışma, eğitim, sağlık, barınma gibi imkanlar sağlarlar.

Fakat bizim yaptığımız en iyi iş, kapıları açmak suretiyle bu insanların hayatta kalmasını sağlamak, barınma ve yemek-içmek gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak oldu.

Maalesef o noktadan sonrasında problemliyiz.

Türkiye, Cenevre Sözleşmesine koyduğu “coğrafi” sınırlamayla sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci olarak görüyor. İlk olarak bu coğrafi kısıtlamayı kaldırıp Suriyelilere mülteci statüsü vermeye başlamalıyız. Bu süreç daha fazla "Misafir" yahut "Geçici Koruma" gibi belirsiz tanımlamalarla sürdürülemez.

Bu insanlara “misafir” derseniz, haliyle misafirler için kalıcı, sürdürülebilir bir politikaya da ihtiyaç duymazsınız. Ayrıca hukuki entegrasyonun sağlanmadığı yerde sosyal entegrasyon da sağlanamaz.

Diğer yandan siz devlet olarak bu insanlara mülteci statüsü vermez, `misafir`dir, `geçici`dir derseniz, vatandaş da çıkar "misafirse, geçiciyse e haydi gitsin artık", der.

Aynen devlet olarak ikide bir de ekrana çıkıp mültecilere şu kadar para harcadık, bu kadar para harcadık dediğinizde `vay be bakın bizim bütün paraları bunlara harcamışlar(!)` dedikleri gibi.. 

Öncelikle şu kavram kargaşasını ortadan kaldıracak, bu insanların hukuki statüsünü düzeltecek sonra da sosyal entagrasyonlarını sağlayacaksın. Başka şansın yok.

Aksi takdirde çok daha büyük tehlikeler kapıda;

Çoğunluğu eğitim almamış, geldikleri ülkenin lisanını öğrenmemiş sığınmacı nüfus bir kaç büyük şehrin belli semtlerinde yoğunlaşırsa dev gettolar oluşur ki; asıl tehlike budur. O gettolarda da Suriyeli mafyası, Suriyeli çeteleri çıkar, radikal örgütler yeşerir ve çok daha büyük sorunlarla uğraşmak zorunda kalırsınız.

Yani mültecilerin entegre edilip edilmemesi öncelikle Türkiye`nin kendisi için hayati bir mesele. Bütün bunları devlete -defalarca- anlattık, uyardık.

Hükümet olarak, okyanusları geçip derede boğuluyor, işi tamamına erdiremiyorsun. Tamamına erdiremediğin, özellikle ANLATMA işi'ni hakkıyla yapamadığın için Irkçı, Ulusalcı çevrelerin mültecileri hedefe koyan propogandaları toplumda karşılık buldu. Muhalefet partileri de seninle olan hesaplarını masum sığınmacılar üzerinden çözme yolunu tercih etti. İşsizlikten, kiraların yüksekliğine hatta taciz, tecavüzlere kadar her türlü olumsuzluğu mültecilerin üzerine yıkarak politika yaptılar.

Diğerlerini sormuyorum tamam ama pekala iktidara yakın kanallarda mülteci meselesinde duyarlılık uyandırmak maksatlı kaç program izlediniz bugüne kadar? Yanı başımızda yaşanan bu yüz yılın trajedisi kaç filmle anlatıldı? Mülteci konulu kaç Türk filmi seyrettik? Kaç televizyon dizisi yaptık? Kaç şarkı bestelendi Akdeniz'de boğulan çocuklar için?

Bakın, sayıyla 162 mülteci almış Norveç, bugüne kadar 16 tane mülteci filmi çekmiş! Sığınmacılar meselesinde utanç yasalarıyla malum Danimarka bir polis memurunun bir mülteci çocukla oyun oynarken çekilmiş fotoğrafı üzerinden kendini dünyaya çok insan (!) pazarlıyor, İsviçre, Eritreli bir annenin 8 yıl sonra İsviçre`de çocuklarına kavuşma hikayesini muazzam çekimlerle dünyaya servis ediyor. Ya sen? Sen ne yaptin bu alanda?

Yahu bakın daha pratik anlatayım, mesela bu akşam Suriyeli bir annenin dramını konu alan bir film izlesek TV`de? 2 çocuğuyla Halep`te verdiği bir hayatta kalma mücadelesi, evlerinin bombalanışı, tam kurtulduk derken, Türkiye sınırına bir kaç kilometre kala rejimin bombardıman uçaklarına yakalanmaları…? Sızlatmaz mı birilerinin yüreğini? Kırmaz mı birilerinin önyargısını?

Zamanında bu taraftan Suriye’ye gelin gitmiş teyzeyi hatırlayın hani? Ne diyordu vasiyetinde? “...ölürsem Türkiye’ye götürün beni. Götüremezseniz de yukarıdaki höyüğün üstüne gömün bari. Oradan Türkiye’yi görebiliyorum…” Allah aşkına bunu film yapsanız kimlerin yüreğini sızlatmaz? Sonra aslında karşıdakilerin çok da yabancımız olmadıklarını da anlatmaz mı?

Ama yok, siz hiç birini yapmıyor sonra da Mülteci düşmanlığının yükselmesinden şikayet ediyorsunuz? Elbette yükselecek, aksi yönde tek bir şey yapmıyorsun ki? Beş para etmez, hiç bir karşılığı ve getirisi olmayan projelere dünyanın parasını akıtırsınız da bu işlere bir dönüp bakmazsınız...

Ateşler içinde bir coğrafyanın bütün yükünü çeken, dünyanın en büyük trajedilerine şahitlik ve de milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan siz bu alanda hiç bir şekilde yoksanız, kusura bakmayın ama SİZİN KENDİNİZİ ANLATMA KANALLARINIZ ARIZALI demektir.

Allah aşkına hadi muhalif, ırkçı kalemşörleri geçtim pekala iktidar yanlısı kaç yazar, kaç TV yorumcusu gördünüz ki; mülteci meselesine değinmiş? Halka bunu izaha çalışmış? Göremezsiniz. Bu konulara girmezler. Çünkü bu konunun raitingi yok Türkiye`de.

Çıkıp anlatsalar ya MÜLTECİ KİMDİR? Ne olur da insanlar mülteci durumuna düşer? Kim keyfinden gelir senin çadır kamplarında kalır, sokaklarında dilenir?

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin 4,5 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yaptığını belirterek Türkiye'ye Nobel Barış Ödülü verilmesi gerektiğini söyledi. Haklı da, anasının ak sütü gibi helaldir bu ödül Türkiye`ye ama bunun için Türkiye`nin önce kendini anlatabilmesi gerek.

 

Mehmet ÇEK

25.07.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.