'KÜRT MESELESİ' VE ANAYASA

06 Ekim 2021 13:31 / 197 kez okundu!

 

"Yazının başında su tarihi gerçekliğin altını çizip şuraya koyalım; bu ülkede ‘Kürt Sorunu' 100 yıllık ve mimarı da CHP`nin kendisi. Daha ilk günden Kürtleri yok hükmünde sayıp inkâr ettikleri gün başladı o sorun." Çözüm için işte ipuçları...

***

“KÜRT MESELESİ” VE ANAYASA

  • Yazının başında su tarihi gerçekliğin altını çizip şuraya koyalım; bu ülkede ‘Kürt Sorunu' 100 yıllık ve mimarı da CHP`nin kendisi. Daha ilk günden Kürtleri yok hükmünde sayıp inkâr ettikleri gün başladı o sorun.

  • Ve yıllar sonra KÜRT SORUNU Erdoğan`ın "bugün itibarıyla inkâr ve asimilasyon politikalarını terk ediyoruz" dediği gün bitmediyse de o gün itibarıyla çözüm yoluna girmiş ve ne hikmettir? saldırılar da o gün itibarıyla başlamıştır.

  • Andımız kaldırıldığında, Kürtçe alfabe, Kürtçe okullar, Kürtçe isimler, yayınlar vb. yüzlerce demokratik reform hayata geçirildiğinde hükümeti topa tutanlar, bölücülük dahil her şeyle suçlayanlar örgüt yeniden kan dökmeye başladığı günden sonra en sağlam destekçisi oldular.

  • Barış ve çözüm sürecinde örgüt "silah bırakıyorum" dediğinde homurdanan, ateşkese bin türlü kulp takan, başlayan süreci itibarsızlaştırmaya çalışıp, reformları hedefe koyup iktidara sallamış HERKES bugün Kürt-Sever olup, Kürt meselesinin hamiliğine soyunmuş.

  • Gelinen noktada bu ülkede Kürt sorununu yaratmış CHP ile, Kürt sorununun arkasına sığınıp bu ülkeye saldıran HDP`nin şimdi aynı kaptan beslenip, aynı korodan şarkılar söylüyor olmaları da şimdi bu sorunu çözmeye taliplikleri de traji-komik.

  • Velhasılıkelam, Hepsini geçelim, hepsini sindirelim. Varsayalım şimdi samimiler, Buyursunlar, AK Partili yıllarda Kürt meselesinde atılmış bütün adımların, reform ve kanunsal düzenlemelerin şimdi yeni bir anayasa ile güvence altına alınıp taçlandırılması gerekiyor. Buyursunlar?

  • Zira Erdoğan iktidarda olduğu sürece başta Kürtler olmak üzere bu toprakların bütün ‘ötekiler'i, herkes kendini bir şekilde güvende hissediyor ancak bu güven Erdoğan`ın varlığına endeksli. Ya sonrası? zira inkârın, tek tipçi rejimin kodları anayasada ve anayasa orada duruyor.

  • Herkesin düşünüp kimsenin söyleyemediği `KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜMÜN ANAHTARI` Bugün bütün mazlum coğrafyalar adına haysiyetli bir evrensel çıkışın umudu ve çekirdeği haline gelmiş Türkiye'yi büyütmenin yolu içeride safları sıklaştırıp, iradeyi kavileştirmekten geçiyor.

  • Bunun da en pratik yolu içeride Türkü, Kürdü, Arap'ı, Gayrimüslimi, bütün renk ve desenleri ile kucaklaşmayı, yüzyıllık bir helalleşmeyi, kucaklaşmayı sağlayıp, 83 milyonu kuşatacak yeni bir Anayasa yazmaktan geçiyor.

  • 1982 Anayasası'nın dayatmacı, tek tipçi diline karşı yeni anayasa inkâr politikalarının terkedildiği 2002 sonrası Türkiye'nin bütün etnik, dinî ve kültürel açılardan farklılıklarını kabul eden demokratik ve çok kültürlü bir toplum anlayışına uygun bir dille kaleme alınmalı.

  • KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜM Yeni anayasa süreci, Kürt Meselesinin çözümü için de önemli bir fırsat. Dolayısıyla bu tür etnik sorunların demokratik bir zeminde çözüme kavuşacağına inanan herkes sürece müdahil olmalı.

  • Yeni anayasa, askeri vesayet rejiminin tortularıyla köklü bir vedalaşmayla birlikte, Türkiye'nin önünde takoz işlevi gören birçok sistemsel handikapları aşmada olduğu gibi eğer bir toplumsal uzlaşı metni olarak yazılabilirse Kürt Meselesinin çözümü için de önemli bir fırsat

  • `ANAYASAL VATANDAŞLIK TARİFİ-KİMLİK` Pratik gideceğim; Anayasal vatandaşlık Kürt meselesinin çözümü için ciddi katkı sağlama potansiyeline sahiptir. Çünkü vatandaşlık tanımı esas itibariyle etnik-kültürel kimliktir.

  • Cumhuriyet dönemi anayasalarında `vatandaşlık` etnik kimlik referans alınarak belirlendi. Madde 66 anayasal vatandaşlığı "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk'tür" diye tarif eder.

  • Vatandaş `Türk` olarak ifade edildiği için anayasanın ondan sonraki bütün maddelerinde tanınan bütün hakların sahibi de `Türk` kabul edilir. Misal, 9. madde milletvekili seçme hakkının Türklere ait olduğunu söyler. vb. Bir anlamda insanlara anayasa zoruyla soy-sop dayatılır.

  • Uzatmadan; Yurttaşlığı ‘Türklük' ile tanımlamaktan, etnik kökene ısrarlı vurgudan vazgeçmemiz gerekiyor. AK Parti'nin 2012`de Komisyonu'na sunduğu vatandaşlık tanımı bu işi çözer; "Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıdır" Net ve yeterli.

  • "..Kürt meselesinde önemli olan tek şey, kendini Kürt kökenli olarak görenlerin aynı zamanda kendilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf vatandaşı olarak hissetmeleridir.." (Adnan Kahveci'nin 1993- “Kürt sorunu nasıl çözülmez” başlıklı raporundan)

  • `ANADİLDE EĞİTİM - KÜLTÜR` Anayasal düzlemde güvenceye kavuşturulması gereken taleplerden biri de anadilde eğitimdir. Çünkü bu asimilasyonun sona erdirilmesi anlamına geleceği gibi insanların kültürlerini kendilerinden sonraki kuşaklara aktarabilmesinin yolunu açacaktır.

  • 1982 Anayasası'nın 42. maddesi, eğitimin sadece resmî dilde yapılacağını belirtir ve Türkçe dışındaki hiçbir dilin, eğitim ve öğretim kurumlarında vatandaşlara anadilleri olarak okutulup öğretilmeyeceğini kabul eder. Bu mutlak suretle aşılmalı.

  • Anayasada yasaklayıcı ibarelere yer verilmeyerek resmî dilin hâricinde diğer dillerde de eğitim verebilme hakkı güvence ve kayıt altına alınmalı. Dile dayalı ayrımcılığa son verilmesi, anadil hakkının anayasayla teminat altına alınması Kürt meselesinin çözümünde elzemdir.

  • Dil (Kültür) ve Anayasal Vatandaşlık (Kimlik) sorununun çözülmesi meseleyi de çözer. Buradan öte hala Kürt siyaseti yapmak isteyenlere sadece Özerklik/Bağımsızlık vb. taleplerle `ayrılıkçı` politikalar kalıyor ki bu Türkiye Kürtlerinde hiçbir zaman rağbet görmemiştir.

  • Farklı kimliklere hak temelli yaklaşılarak, Erdoğan`ın `Çoklukta birlik` yaklaşımıyla kaleme alınacak bir Anayasa ülkede köklü bir dönüşümün, ortak geleceğin başlangıcı olabilir.

  • Bu hem Kürtlerle birlikte bütün `ötekiler`in, yüzyıl boyunca yok hükmünde sayılmışların devletle helalleşmesini sağlayacak hem de HDP/PKK`nın üstüne oturdukları varlık sebeplerini/bahanelerini ortadan kaldıracaktır.

  • Dolayısıyla muhalefet `iktidar karşıtlığı` adına bu fırsatı tepmemeli, hassasiyet sahibi herkes meselenin kendisine odaklanıp `Yeni anayasa` girişiminde rol almalı ve cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken 1921 Anayasasının ruhuyla yeni bir toplumsal sözleşme yazabilirler

  • Bugün o gün. Bu topraklarda ebedi huzur, helalleşme ve ortak geleceğimiz adına, şu işi hep birlikte kotaralım.

Mehmet ÇEK

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.