İDRİS KÜÇÜKÖMER hocanın anısına saygıyla...

01 Şubat 2019 17:36 / 844 kez okundu!

 

 

Bugün Cumhurbaşkanı adını anınca yeniden yazmak geldi içimden, İDRİS KÜÇÜKÖMER hocanın anısına saygıyla...

"Türkiye'de sol diye bilinenler sağdır, sağ bilinenler ise sol"

Türkiye solunun en büyük problemi beyin fukaralığı yahut düşünme tembelliği olmuştur. Kendi Leninlerini, Buharinlerini, Antonio Gramscilerini çıkarmak yerine ezber çalışmayı tercih etmişler, ezberlerle de ancak buraya kadar gelinmiş ve sonuçta kendilerini tüketmişlerdir.

Sol tarihte İdris KÜÇÜKÖMER Hoca bir istisnadır.

Türk SOL'u onu dinleseydi bugün bir "GÜÇ" olabilirdi diyebileceğim özel bir adam KÜÇÜKÖMER.

 

****

 

İDRİS KÜÇÜKÖMER hocanın anısına saygıyla...

 

Bugün Cumhurbaşkanı adını anınca yeniden yazmak geldi içimden, İDRİS KÜÇÜKÖMER hocanın anısına saygıyla...

"Türkiye'de sol diye bilinenler sağdır, sağ bilinenler ise sol"

Türkiye solunun en büyük problemi beyin fukaralığı yahut düşünme tembelliği olmuştur. Kendi Leninlerini, Buharinlerini, Antonio Gramscilerini çıkarmak yerine ezber çalışmayı tercih etmişler, ezberlerle de ancak buraya kadar gelinmiş ve sonuçta kendilerini tüketmişlerdir.

Sol tarihte İdris KÜÇÜKÖMER Hoca bir istisnadır.

Türk SOL'u onu dinleseydi bugün bir "GÜÇ" olabilirdi diyebileceğim özel bir adam KÜÇÜKÖMER.

Soran, sorgulayan, tabu-ezber dinlemeyen. SOL`u -üstelik tam zamanıydı dediğimiz 60`lı yıllarda- yakasından tutup silkelemeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır. SOL`un içine düştüğü TÜRK ULUSALCI-KEMALİST çizgisini o günden fark etmiş, anlatmış, yazmış ancak onları o bataklıktan çıkarmayı başaramamıştır.

İdris hoca özetle Türkiye'de sol diye bilinenler sağdır, sağ bilinenler ise sol. Çünkü İttihat ve Terakki'den CHP'ye uzanan gelenek, asker-sivil bürokratik oligarşiyi temsil eder. Buna karşı Serbest Fırka'dan Demokrat Parti'ye uzanan çizgi ise, yoksul halkın içinde örgütlenmiş, gücünü halktan almıştır diyordu.

Bu görüş o yıllar için oldukça şaşırtıcıydı. Bedelini de İdris hocaya ödettiler. Afaroz ettiler. O`nu bir sessizlik duvarının içine hapsettiler. CHP döneminde ders verdiği İstanbul Üniversitesi'ndeki profesörlük unvanı da senato tarafından yıllarca onaylanmadı. 12 Eylül'de ise askerler üniversiteden tamamen attı.

Ortaya bu denli şaşırtıcı görüşler atmanın bedeli de Küçükömer'e elbette ödetildi.

İdris Küçükömer yıllar önce o hor görülüp aşağılanmış yığınların, orta ve alt tabakanın adım adım bürokratik vesayeti yıkarak merkeze hakim olacağını işaret ediyordu.

Öyle de oldu.

Şimdi,

Kaderin cilvesine bakın ki Abdullah Gül, İdris hocanın iyi bir talebesiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde ilk iş olarak belediyeye Küçükömer'in kitaplarını yayınlatmak oldu 

Olmadı, İdris hocam, o Solcu hoca başaramadı, solculara geçiremedi aklındakileri.

Onları "KAHROLSUN!" söylemine endeksli siyasetin "beyin fukaralığından" öte bir hal olmadığına ikna edemedi.

Şimdi arkanıza yaslanın ve şaşırmaya hazır olun.

İdris hoca en önemli tespitlerini 1969 yılında yapar.

Dikkat edin, 1969`dan 2019`a, aradan geçen bunca yıla rağmen tespitler nasıl taptaze, buyurun:

1. Türkiye’nin “solcu”ları gericidir. Üretim güçlerinin gelişmesinden yana değillerdir, tek merkezli, yukarıdan aşağı otoriter bir örgütlenmenin savunucusudurlar. Halkı yönetilecek sürü olarak görürler.

2. Türkiye’nin ilericileri "sağ" cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir. Onlara bu niteliği kazandıran, onların değişmeye ve gelişmeye, dönüşmeye açık olan sosyal, ekonomik istekleridir. Bu istekler üretim güçlerini geliştiricidir, toplumdaki monolitik iktidar yapısını çatlatıcı ve çoğultucudur.

3. 1960 anayasası gerici, antidemokratik bir anayasadır.

4. Bu Anayasadaki Milli Güvenlik Kurulu antidemokratik bir oluşumdur. Sivil iradeyi, askeri monolitik, antidemokratik topak bir güce mecbur edicidir. OYAK vb. girişimlerle ordu yürürlükteki mekanizmaya uyumlu hale getirilmektedir.

5. Türk Milli Kurtuluş Savaşı Anti Emperyalist değildir. Bir Türk-Yunan savaşıdır.

6. Yakın dönem tarihinin (Cumhuriyet tarihinin) yeniden yazılması gerekecektir.

7. Türkiye’de “sivil toplum” ilişkilerinin kurulmasının önündeki engeller Türkiye’nin ilerici olduğu sanılan güçleridir.

8. Türk halkının demokratik yaşamı seçebilmesinin önündeki genetik engeller olabilir. Çünkü yüz yıllar boyu sürekli merkezi, topak bir iktidar gücünün önünde “teba” ve “kul” olagelmiş insanlarla demokrasi kurulabilir mi? Bu nitelikteki bireyler demokrasiyi isterler mi?

 

Mehmet ÇEK

30.01.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.