SÜPERMEN, FELSEFECİLER, BEYİN CERRAHLARI

05 Kasım 2021 14:23 / 65 kez okundu!

 

 

"Bazı meslek dalları ayakların yerden kesilmesine daha yatkın. Politikacıları artık tedavi ötesi olarak bir kenara bırakalım da iki meslek dalına odaklaşalım isterseniz. Çuvaldızı kendi mesleğime batırarak başlıyayım ve sonra izninizle ‘felsefecilere’ iğneyi yönelteyim."

 

***

SÜPERMEN, FELSEFECİLER, BEYİN CERRAHLARI

Süpermen  ve benzer süper güçlü karakterler neden bu kadar seviliyorlar?

Her çocuk veya hatta her insan dünyada yapabileceklerinin nerede ise sınırsız olduğunu hayal eder. Gerçekten kişi yaptıklarının da küçük zerrelerden ibaret olduğunu zamanla anlar.  Süpermen anında hayal edileni ve hatta hayal ötesini yapar! Her kişi zaten kendi öyküsünün kahramanı!

Her çocuğun hayal kurarken bilinç altında olan ‘Ölümsüzlük’ de bunun gibi bir hayaldir..  Halbuki kimin ‘ölümsüz’ olacağına ne kadar yırtınsa  birey kendisi değil, toplum karar verir. 

Bazı meslek dalları ayakların yerden kesilmesine daha yatkın. Politikacıları artık tedavi ötesi olarak bir kenara bırakalım da iki meslek dalına odaklaşalım isterseniz. Çuvaldızı kendi mesleğime batırarak başlıyayım ve sonra izninizle ‘felsefecilere’ iğneyi yönelteyim.

Mesleki deformasyona en yatkın bölümlerin başında bence hekimler  ve felsefeciler gelirler.

Beyin cerrahları ölüm – kalım, bilinç veya sebze gibi yaşama sınırında çalıştıklarından ayakları yerden kolayca kesilebilir. Nadiren alçak gönüllü bir beyin cerrahı görürsünüz.

Halbuki tarihe bakınca cerrahlar berber ve çıkıkçılardan gelmişlerdir. İngiltere’de hastanede bugün bile  cerraha Mr. diye hitabedilir. Dr. titri dahiliyecilerin (hekimlerin)  kullanımındadır.

Ama cerrah bilincini kaybeden, hastadan daha fazla ‘bıçak parası’  alır. Daha dramatik iş yapar ve piyasada daha pahalı bir araba ile dolaştığı için bilhassa daha az gelişmiş ülkelerde fiyakası boldur.  Meslek içinde biraz da kıskanarak ‘hekimler’ cerrahlara ‘tesisatçı’ olarak bakarlar.

Dünyaca ünlü beyin cerrahları bile tanıdım, özgüven o kadar tavan yapmıştı ki DNA yani yaşamın anahtarı olan her hücrenin içinde bulunan moleküle bile sadece kimyasal bir yapı gözü ile bakarlar ve yaratılış teorisine inanırlardı.

Felsefecilerde de bu kibir kısmen vardır. Kendilerine ‘Filosof’ bile derler. İnsanlık tarihinde Eski Mısır’da ölüm sonrası ile uğraşan din insanlarından sonra hasbelkader -yani coğrafyanın ve yönetim biçiminin de katkısı ile- Ege bölgesinde ve Atina’da ilk filosoflar günlük yaşamı anlamaya ve anlatmaya çalışmışlardır. Veya belki de sadece onların çalışmaları günümüze kalmıştır. Bilim ve gerçeği arama konusunda  bu insanlar topluma ve düşünce dünyamıza ışık tutmuşlardır. Bunlara filosof denir. Filosof: Bilgeliği seven kişi; bilge, bir anlamda kamil insan, yani düşünür.

Lisanımızda bu iş ile meşgul olana, eğitim ve öğretimde olana FELSEFECİ denir. Matematikçi, fizikçi vs gibi (Ahmet İnam).

Akademisyen felsefecilerin bir kısmı ‘felsefeci’ lafını sevmezler. Matematikçi, fizikçi yerine örneğin sütçü, semerci, boyacı gibi meslekleri çağrıştırır gibi görürler ve kibirleri zarar görür diye tedirgin olurlar. Bu kesim de diğer kesimler gibi, kendi mesleklerini doğal olarak korumak ve kollamak ve etrafına çit çekmek isterler.

Kendi tarihlerini yazarken: İbn Rüşt gibi, din adamı, hukukçu ve hekimlere; Newton gibi fizikçilere ve Karl Marx gibi  bugünkü tarife göre ekonomist, sosyolog diyebileceğimiz kişilere ‘filosof’ derler. Yani kendi bahçelerinin çiti içine alırlar.  Felsefeciler sonra  çelişkiye düşerek mutlak felsefenin sadece akademik felsefe eğitiminden geçeceğini bile savunurlar. 

Bir tek Darwin’e filosof diyen yoktur. Çünkü biyoloji ile uğraşmıştır. Onun yerine evrim felsefesi tabiri kullanılır. Halbuki altyapısını veren dedesi Erasmus Darwin tam bir doğabilim filosofu idi ve koyu dindar bir çevrede tefekkür yani arkadaşları ile fikirleşerek DNA'yı bile öngördü. Ayda bir kez arkadaşları ile geç vakitlere kadar bu konuları konuştup, gece eve dönerken önlerini görebilmeleri için dolunayda toplanırlardı. Bu nedenle onlara lunatics ismi de takılmıştı.    

Gelin felsefeciye felsefeci diyelim. Filosof tabirini de halka bırakalım, kime yaşarken veya ölümünden sonra bu tabiri yakıştırırsa yakıştırsın. Kimbilir önümüzdeki yıllarda genetik dalından veya blockchain teknolojisinden ne düşünürler, filosoflar çıkacaklar.   

Özet: Felsefe sadece felsefecilere bırakılmayacak kadar önemlidir, nasıl sağlık sadece hemşire ve doktorlara bırakılmayacak kadar önemli ise...

Mahmut TOLON

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.