Politikacı, bürokrat ve özel kişilerin isimleri hayattayken devlet malına verilmemeli

25 Mart 2012 10:55 / 1750 kez okundu!

 


Güç sahibi bir bürokratın adının hele hala görevde iken bir gölete (Çeşme’de olduğu gibi) veya bir sokağa, meydana, bir fabrikaya verilmesi (Akhisar’da olduğu gibi) veya belediye başkanlarının isimlerinin caddelere verilmesi (Urla’da olduğu gibi) kısmen tepki alıyor. Akhisarda bir valinin ismi bir kekik fabrikasına verildi. Şimdi tabelası pastan okunamaz hale geldi.

Caddelere, binalara, meydanlara yaşayan insanların adlarının verilmesi genelde hoş karşılanmıyor. Bilhassa bu insanlar iktidar sahibi iseler. İngiltere’de ve ABD'de belediyelerde de böyle kurallar var.

Fetthullah Gülen burada olumlu bir örnek ile geleneklerimizin bir savunucusu 300 küsur okul ve Üniversite kuran Fethullah Hoca ve arkadaşları bir tek okula bile Fetthullah Gülen adını vermediler. Halbuki bunlar adı üstünde “özel okul”. Devletin okulu falan değil. Allah gecinden versin, bir gün eminim anısına çok sayıda okul cadde üniversite falan adlandırılacaktır. Kendisi taviz verse bu gün de ismini bir yerlere vermek isteyecek takipçisi elbette vardır.

Urla’da bir kültür merkezinin arazisi bir işadamına tahsis edildi. İşadamı kendi ismini verdi sonra bir ara o işadamının “tefecilikten gözaltına alındığını” okuduk.

Yaşarken hele hele devletin kısmen malı olan bir yere bir şahsın isminin verilmesinin başka sakıncaları da var. Erzurum’daki Cemal Gürsel Stadyumu’nun adı Universiad olmadı mı ? Nevşehir’de Uğur Mumcu Caddesi Vatan Caddesi oldu, Fikri Sağlar Caddesi Dereyamanlı oldu... Abdi İpekçi Caddesi ise oldu Vatan Caddesi. Evren isminin bir yerlerden kaldırıldığını ara sıra okumuyor muyuz?

Acaba bir yere, yaşayan bir politikacının adı verildiğinde bu davranış, hele hele iktidardayken en hafifinden yağcılık olarak adlandırılamaz mı?

Gerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan anlamlı bir çağda anlamlı gelişmeler için mücadele etmiş ve etmekte olan siyasetçiler. İsimlerinin yaşarken ve hele hele iktidardayken üniversitelere falan verilmesi “ayaklarının yerden kesilmesine” neden olmayacak mı? En azından politik karşıtlarının “İktidardayken isimlerini üniversitelere verdirttiler” demeleri onları rahatsız etmeyecek mi? Önlemenin yolu kendilerinin bu tür yaklaşımlara olanak vermemeleri ile olur.

Bence isim verilmesinin kişilik şov’una dönüşmesi, hele hele bir şekilde toplumun arsası binası vs kullanılıyorsa yanlış. Kişi illa kendi ismini bir yere vermek ister ise kendi tapusu olan yere kendi binasını yapar ve ismini verir, ama toplumun arsasına arazisine caddesine yaşayan kişilerin ismi verilmemeli.

Urla'da bir meydana veya sokağa veya parka Anaksagoras isminin verilmesini teklif etmiştim. Teklifimi ve yaşayan insanların isimlerinin kaldırılması teklifini de ilave ederek Belediye meclisinde görüşülmesi ricası ile yinelerim.

Bundan 2512 yıl once Urla’da doğmuş. Ve 2430 yıl önce de Lapseki'de ölmüş yani Eski zaman EZ 500 (Urla) ve EZ428 (Lapseki) arasında yaşamış olan Anaksagoras örneğin: “Duyularımız zayıf olduğundan doğruyu bilemeyiz ve varlıkların en son parçaları yoktur, sonsuza kadar bölünebilirler. Hem sayı bakımından sonsuzdurlar hem de küçüklük bakımından.” demiş. Güneş o zaman tanrı olarak görüldüğü için de güneş de dünya gibi taştandır deyince “tanrımıza taş dedi” diye mahkemeye verilmiş.


Mahmut TOLON

24.03.2012

Son Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2012 14:56

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.