İnanç ve Corona

27 Mart 2020 19:30 / 1343 kez okundu!

 

 

Kendinize eğlenceli bir sınav yapın, aşağıdaki rakamlara bakarken.

Corona'dan 27 Mart 2020 itibariyle 20 bin küsur ölü olmuş tüm dünyada.

Biz ülke olarak yaklaşık bu kadar ölüyü bir tek günde verdik 1999'daki büyük depremde. Aradaki fark depremde olan oldu bitti, şimdi bir piyango gibi zengin fakir farkı aramadan herkesi vuran ve vurabilecek bir bela başımızda. Corona eşitlikçi mi?

 

****

 

İnanç ve Corona

 

Kendinize eğlenceli bir sınav yapın, aşağıdaki rakamlara bakarken.

Corona'dan 27 Mart 2020 itibariyle 20 bin küsur ölü olmuş tüm dünyada.

Biz ülke olarak yaklaşık bu kadar ölüyü bir tek günde verdik 1999'daki büyük depremde. Aradaki fark depremde olan oldu bitti, şimdi bir piyango gibi zengin fakir farkı aramadan herkesi vuran ve vurabilecek bir bela başımızda. Corona eşitlikçi mi?

Bu WHO'nun 20 küsur bin rakamına inanıyor musunuz? Yoksa bu rakam muhtemelen bunun 2 veya 3 (5?) misli mi?

Çin’de gene bugün rakamına bakınca 81 bin hasta olmuş. Sizce bu rakam doğru mu?

ABD bugün bu rakamı aşmış. Hangi ülkenin rakamı sizce daha güvenilir?

Hangi ülkenin bugün itibariyle verdiği rakamlara inanıyorsunuz?

 

                      Hasta            Ölü

Türkiye            3528             75

Almanya        37998           267

İtalya             62000         8215

Japonya            981             47

İngiltere         10945           578

Rusya               799              3

 

Japonya sayısında bir gün öncesine kadar süren Olimpiyatların ertelenmeme umudu da var mı acaba?

Dengesiz bir ekonomi var, sadece bizde değil tüm dünyada bu böyle.

ABD de 400 USD fazla bir harcaması olunca halkın yarısında bozulan dengeler var.

Kriz anında elzem ve hayati olduğunu idrak ettiğimiz iki sektöre göz atalım: Sağlık ve Tarım.

Önce doğaya bakınca:  Karaciğer veya böbrek : organın beşte biri yaşamı sürdürmeye yeter bir refah içinde çalışırlar.

Sağlık veya halk sağlığı öyle mi? Aile doktorları, devlet hastaneleri olsa olsa %50 bir reserv ile çalışıyorlar. Eğitim ve araştırtma için ayrılan zaman yetersiz ve dolayısı ile hizmet kalitesi çok yüksek değil. Beton bina (hastane) ile sağlık sistemi düzelmiyor hukuk ve adalet adliye sarayı ile düzelmediği gibi.

Tarımda ise durum daha sorunlu. Tarımla uğraşanlar gelir basamaklarının en alt seviyesinde. Kar marjı en düşük sektör.  Geçen sene sınırdaki savaş nedeni ile tarıma verilen desteğin bir kısmı iptal edildi. Zeytin üretici satış fiyatı  3 yıldır ayni. Kazananlar tüccarlar. Yiyecekler market rafında yetişmiyor.

İnsan alışkanlıklar hayvanı. Küçük çıkarlar uğruna çarpışmaya her an hazır. Daha büyük çıkarları görebilenler az ve onlar da hem kendilerini, hem toplumu harekete geçirmekte zorlanıyorlar.

Evrimsel güdülerle küçük ve ani fayda umduğumuz zaman hemen gayrete  ve yalana hazırız. Uzun vadeli faydayı anlasak bile – idrak edemiyoruz ve davranışımızı gereken şekilde değiştirmiyoruz.

İnsanlık başarılı bir sınav mı veriyor? Bence her şeye rağmen evet.

Ülkemiz çok daha başarılı olabilir miydi? Bence o soruya da evet! Yalan dolan ve çarpıtılan rakamlardan hiç kimseye bir hayır gelmez!

İnanç deyince: Devletin işi inancı kontrol değildir. Dürüst olmak ve inanç ve bilim (veya çeşitli inançlar) arasında  tarafsız olmaktır. Bizde Cumhuriyet kuruluşundan beri din ve devlet işi ayrılamadı. “Diyanet nasıl kaldırılır” diye yıllar önce birkaç kez yazdım. Olsa olsa birkaç bin okuyan oldu. Sanmam böyle bir felaket sonrasında bu konu gündeme gelsin. İnançlı ve inançsız deyince; gerçeğe inanan, tedbir alan ve yalan söylemeyen, hamaset yapmayan daha inançlı oluyor değil mi?

Rumi’nin: “kuyunun dibinden değil, taşan kısmından yardım yapın” mealinde bir sözü varmış. Bu bizim “kişi önce kendine sonra ailesine ve kabilesine” hayır yapmalıdır yaklaşımımızda da mevcut.

1470 de ölen hekim Sabuncuzade Şerafettin Efendi bir salgında nasıl davranılacağını yazmış: Ellerini, güzelce yıka, hasta isen “yativir”, dişarı çıkma, dışarda isen yüzünü ört.

Çin’den gelen haberler bu salgının en zorlu zirvesinin 2 ayda aşıldığı. Bu iyimser olmak için bir neden.

Baştaki “Corona eşitlikçi mi?” soruma da yanıt vereyim. Ünlü, zengin ayırmıyor ama eşitlik falan yok! Tedbir alan, yalana kaçmayan, bol bol test yapan ve değerlendirmesini bilen toplumlar, sadece karyola değil, solunum cihazı olan ve onu kullanmasını bilen, sağlık personelini yetiştiren toplumlarda ölüm çok daha az oluyor.

 

Mahmut TOLON

27.03.2020, Urla

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.