Aşı ve Olumlu Şeyler

18 Şubat 2021 14:16 / 570 kez okundu!

 

 

Enis Berberoğlu’nun başına gelenleri empati yapmadan algılayabilmek zor. Esasen olumlu şeyler yazmak için oturdum. Son Carlotta Gall tarafından New York Times makalesinde bizim Suriye sınırına sebat ve başarı ile çizdiğimiz güvenli kuşak övgüsünden yola çıkarak bazı şeylerin çok olumlu geliştiğine değinecektim. 5 milyon insanın mülteci olması önlendi ve yokluk içinde olsalar da en azından can güvenlikleri var.

 

****

 

Aşı ve Olumlu Şeyler

 

Enis Berberoğlu’nun başına gelenleri empati yapmadan algılayabilmek zor. Esasen olumlu şeyler yazmak için oturdum. Son Carlotta Gall tarafından New York Times makalesinde bizim Suriye sınırına sebat ve başarı ile çizdiğimiz güvenli kuşak övgüsünden yola çıkarak bazı şeylerin çok olumlu geliştiğine değinecektim. 5 milyon insanın mülteci olması önlendi ve yokluk içinde olsalar da en azından can güvenlikleri var.

Oturur oturmaz Enis Berberoğlu cümlesini yazıvermişim. Geçenlerde de "Kelime ve Şiddet" diye de benzer moral bozucu olaylara değinmiştim Darp edilen Orhan Uğurluoğlu ve Selçuk Özdağ aynı şekilde insanın zihninde “Nereye gidiyoruz?” sorusunu tedirgin edici bir şekilde canlandırıyor..

Gene olumlu şeylere döneyim veya kendimi döndüreyim.

Aşı olayı ülkemizde çok başarılı bir şekilde uygulanıyor. Tebrik etmek gerek. Keşke Berberoğlu vakası ve benzer vakalar olmasalar!

Almanya, ABD'de yakınlarım, dostlarım var. Urla’daki dostlardan daha sık görüştüğüm. Aşı olayında doğrusu ülkem ile gurur duydum. İngiltere ve Kanada’dan da daha başarılı bir sağlık sistemimiz var. Eğitimin bu kadar yerlerde sürünmesine rağmen. Bunu Anadolu’da olan binlerle yılda acı ile yoğrulmuş bilgelik veya insancıllık ile açıklamaya çalışmak istiyorum. Gerçekten insanımız farklı. Ama nedense başarıyı takdir edemiyoruz. Yaşayan insanı yaşarken de ödüllendiremiyoruz. İster istemez kişi kendi yaralarını yaşamaya devam ediyor ve nedbeleri insanın canını acıtıyor. Karamsar kılıyor. Hem sağlık sistemimizi övüyorum hem de kendi geçmişimi düşünüyorum. Ülkeye askerlik için döndüğümde 40.000 diyaliz benim gözetimimde yapılmıştı. İlk on nefrologdan biri idim ve bunlar arasında tüm eğitimini yurt dışında almış olan tek ben idim. Ülkemin tümünde o zaman ancak o kadar diyaliz yapılmıştı. Ülkem benden faydalanmak yerine uluslararası Nefroloji üst ihtisasımı sudan sebepler ile tanımama yolunu seçti, ben de tanınan iç hastalıkları eğitimim ile meslek hayatımda devletten ırak başarılı oldum. Kimsenin umurunda değildi o zamanlar Nefroloji üst ihtisası. Aynı zamanda yasal yolu takibettim ve Anayasa Mahkemesi 30 küsur yıl beni sonunda haklı buldu. Birkaç bin tl tazminat aldım. Ülkem benden faydalanma yolunu da seçebilirdi. Seçmedi.

Sulu işlerden bahsedince: İzmir’in su baskınları konusunda Yılmaz Ayata’nın yazısı ile bir farkındalığın daha, tekrar ve umarım artık son kez ortaya çıkmasına katkım oldu. Gözlem gazetesini de kutlamak gerek.

Ayata’nın dedikleri o İzsu Genel Müdür Yardımcısı iken dikkate alınsa idi son seller olmayacaktı. Umuyorum artık bundan sonra olmaz. Ayata takdir edilmedi, el üstünde tutulmadı. Belediye’den ayrıldı. Böyle böyle olumlu işler yapacak kapasitede olanları uzaklaştırıyoruz. Yaralı parmağa işemeyen, ne kokar ne bulaşır tipler daha başarılı oluyor. Bu dönemler zaman zaman değişince de Türkiye ilerliyor. Sonra biz gene yetiştirip veya yetişip gelenleri hor kullanmaya devam ediyoruz. Hep aynı hatalar. Galiba insan olumlu yazı yazacak iken bile öyle veya böyle yaşlandıkça etkileniyor. Yaşlanmak böyle bir şey sanki. Darbelerde biçilen gençleri örneğin 56 yaşında idam edilen Hasan Polatkan’ı, Gezmiş’leri, hapislere tıkılanları anımsıyor. Nasıl bol kepçe harcıyoruz Ya Rabbim!

 

Mahmut TOLON

17.02.2021

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.