Kalp Dilinden Kalp Kulağına Fısıltılar

30 Ocak 2012 11:55 / 159 kez okundu!

 


Önemli not: T.L.T. ilkesini ve formülünü bilmeyenler, bu yazıdan yeterince istifade edemezler.

T: Tebessüm etmesini bilmek.
L: Lütfen demesini bilmek.
T: Teşekkür etmesini bilmek.

-----------------------------------------------------------------------------

KALP DİLİNDEN KALP KULAĞINA FISILTILAR


Perdenin önünde duranlarla, arkasında duranlar. Ne isteyip ne istemediğini söyleyenlerle, gizleyenler.

Huzura aday olanlarla muzura çanak tutanlar.

Din nasihattir diyenlerle, benim nasihate ihtiyacım yok diyenler, ya da, "Bugün bana bir harf öğreten olsa da, onun kırk yıl kölesi olsam" diyenler.

Tebliğciler ve temsilciler. Hem anlatanlar ve hem de anlattığını yaşayanlar.

Sağ eliyle verdiğini sol eline göstermeden verenlerle, malayani şeyler verip de, başa kakanlar.

Temiz sudan içip de "doymadım daha yok mu?" diyenlerle, pis sularda yıkanıp da, "daha nasıl temizleneyim ?" diyenler..!

Bugün, biraz temiz olduğuna inandığım sulardan ikram etmek istiyorum.

Bize suyu dökmek ve ikram düşer. Kimi bünyeler, verimli toprak gibidir, suyu döktün mü nice tohumlar yeşeriverir, pamuk gibidir emiverir.

Kimi bünyeler, taş gibidir suyumuz akar gider de, emmez bir türlü ve der ki, "Ben taş kafalıyım, benim sertliğim bana yeter...!"

Ne yapalım, elden ne gelir, taşı da yaratan Allah, pamuğu da.. Sertlik de onun yaratmasından, yumuşaklık da…

Geriye benim veya bizim tercihimiz kalıyor. Herkes tercih edip uygulamaya koyduklarından sorumlu olduğuna göre, yapacak bir şey yok…

İşte tam bu noktada, "Benim neyi sunduğum veya bana sunulandan neyi tercih ettiğim idrak ve iradesi" devreye giriyor.

11-12 yaşımıza kadar bir sürü bilgiler öğreniyoruz. Aklımız olgunlaşıp sorumluluğa ulaşınca, öğrendiğimiz bu bilgileri, aklımızla kullanmaya başlıyoruz. Akıl yoksa sorumluluk da yok… Bilgileri kullanırken irade devreye giriyor. "Bildiğini, şöyle kullanırsan faydalı, böyle kullanırsan zararlı diyor.

İrade; hayır ile şerri, rahmani ile şeytaniyi, iyi ile kötüyü, ayırıp, kullanma tercihini yapıyor. Aklın da iradenin de sahibi Allah. Biz tercihlerimizden sorumluyuz. Tercihlerimizden yana sual sorulacak.

Sonuç olarak, bu kalem sahibi kardeşiniz, size tercihlerimiz hakkında doğru bildiklerini aktarmaya çalışıyor. "İşte çayır işte çamur, çayırda giden dinlenir, çamurda giden kirlenir. İster dinlenen ol, ister kirlenen ol deyip" tercihi size bırakıyor.

Aile içi ilişkilerde bana danışıldığı zaman, dilime gelenleri kaleme alarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Kalp dilinden kalp kulağına fısıltılar sunuyorum.
Gönlüm herkesin okuyup faydalanmasından yana ama, kalp kulağı kapalı olanlar, duyarlar mı acaba diyorum. Yine de herkese fısıldamak istiyorum. Siz volümü artırabilirsiniz…! Ve diyorum ki:

Eğer aile içi sağlıklı ilişkilerinizin daim olmasını istiyorsanız, eşinizle yuvanızda mutlu olmak istiyorsanız, lütfen, aşağıda sunmaya çalıştığım altın anahtarları kullanın.

Kapıları açmanın sırrı, kilit ve anahtarın aynı şifreyi kullanmasına bağlıdır. Her anahtarın ve kilidin bir şifresi vardır. Gönül kapısı; kırarak değil; uygun şifreli anahtarlar kullanılarak açılır.

Gönül kapısını açmasını, altın anahtarların kullanmasını bilen;
Gönül ehli insanlara sesleniyorum.

Sana Bana Hepimize

Önemli not: T.L.T. ilkesini ve formülünü bilmeyenler,
bu yazıdan yeterince istifade edemezler.

T: Tebessüm etmesini bilmek,
L: Lütfen demesini bilmek.
T: Teşekkür etmesini bilmek.

1- Birbirinize hitap ederken daima nazik olun, istek ve arzularınızı dile getirirken despotça, emir veren cümleler kullanmayın. En sert, en sivri ve en sıkıcı cümleler emir cümleleridir… Hem kırar, hem batar, hem de zehirler.

2- Mümkün olduğu kadar, kendinizi karşınızdakinin yerine koyup, 'Onun yerinde ben olsam ne yapardım?' demeyi unutmayın.

3- Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi, başkasına yapmaya kalkmayın.

4- Bilgisiz suçlamalar, ilişkileri yıpratır yorar ve zedeler. O nedenle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya kalkmak, ilişkileri daima olumsuz etkiler. Önce bilgilenme sorularıyla doğruyu öğrenin. Hemen sorgulama ile suçlamayın.

5- Sağlıklı ilişki kurma yollarını öğrenin. Sağlıklı ilişkiler, karşımızdaki kişide takdir ve taltif edilecek yanları ve yönleri bulup, bilmekle başlar. Tenkit ve tahkir (aşağılama, küçük ve hor görme)lerden kaçınıp kurtulmakla devam eder.

6- Eşinizi önemseyin, maddi ve manevi sıkıntıları göğüslemesini ve paylaşmasını bilin. İlgisiz davranışlara itibar etmeyin.

7- Eşiniz için, cinselliği de önemseyin, onu süsleyin, süslenin, cazip hale getirin, cazip hale gelin. Unutmayın güzel görmek kadar, güzel görünmek de bir insanlık görevidir.

8- Cinsel istek ve arzularınız konusunda eğer sorun varsa; ne isteyip ne istemediğinizi, edep, adap, hitap kuralları içinde birbirinize aktarın.

9- Cinselliğinizle eşinizi kıskandırmaya kalkmayın. Unutmayın eşlerini kıskanmayan tek mahluk domuzlardır...! Lüzumsuz kıskançlıklara vesile olup hayatı kendinize zehir etmeyin.

10- Yatak odasından güle oynaya çıkan çiftler, diğer odalarda da gülüp oynarlar. Gürültüyle ve ağlayarak çıkanlar, diğer odalarda da hem ağlar, hem de gürültü yaparlar.

11- Doğrudan veya dolaylı akraba ilişkilerinizde, sizi rahatsız eden müdahalelere izin vermeyin.

12- Herkes aynı şeyi düşünmez. Ayrı olan fikirlerinizi tartışma konusu yapmayın. Çünkü hiçbir tartışma kazanılmaz.

13- Çocuklarınızı, birbirinize karşı, silah veya savunma aracı olarak kullanmayın. Eğer çocuk bunu anlar ve hissederse, size saldırmaya çalışır ve sizi kullanır.

14- Eşlerinizle şakalaşın. Şakanız ne laubali ne de resmi boyutlu olmasın. Samimi söz ve ifadeler daima kalbi kabul görür. 'Huu evimin sultanı, çocuklarımın anası,' veya; 'Ey evimizin efendisi ve direği, çocuklarımın, baba diye çarpan yüreği, gönül hanemize hoş geldin…' gibi.

15- Uyuşturucu, alkol ve kumar yuva söndürür. Bu batağa saplanmayın. Varsa tövbe edin ve hemen bırakın veya bırakma çarelerini araştırın.

16- Kaba kuvvete itibar etmeyin. İzah, izah, yine izah edin. En son ikaz edin.

17- Hoşgörü ve sabrınızı devamlı tekrarlayın.

18- Unutmayın asil insan idare eder, aciz insan şikâyet eder, basit ve cahil insan iftira eder. Asil olun, asaletten kemlik gelmez. İFTİRA EDEN DEĞİL, İLTİFAT EDEN OLUN.

19- Vesveseye ve şüpheye sebep olacak davranışlardan kaçınıp, güvenilir insan olun. Güveninizi, sık-sık sevgi sözcükleriyle tazeleyin.

20- Allah'tan af dilemesini bilen, kuldan da özür dilemesini bilir. Özür dileme nezaketini gösterin, bu sizi saygınlaştırır. Aksi ise azgınlaştırır, azgınlığı da teneşir paklar..!

21- Evlilik dışı ilişkilerde bulunmayın. Rızkınız daralır. Gönlünüz daralır. Eviniz daralır. Unutmayın, eğer; eşinizdeki hoşlanmadığınız şeylere katlanırsanız, o hoşlanmadıklarınız da bilin ki sizin için mutlaka bir hayır vardır.

22- Herkesin kendine göre, üstün veya zayıf bir yanı vardır. Siz eşinizin zayıf yanlarını başkalarıyla kıyaslamayın ve eşinizi başkalarının yanında asla tenkit etmeyin. Üstün yanlarına itibar ederek, zayıf yanlarını düzeltmesine yardımcı olun.

23- İlişkilerinizde öncelik kuralına uygun ilgi göstermesini bilin. Bazen eşinize, bazen çocuğunuza veya bazen de aile büyüğünüze gösterdiğiniz öncelikli ilginin sebebini diğerlerine açıklayın ki alınganlık göstermesinler.

24- Anlayışlı ve izanlı davranışlara önem verin. İzan: anında, psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik durumlara göre, iz ve yol takip etmesini bilme inceliğidir. İzanlı insan anlayışlı insandır.

25- Olgun sevgilerden saygılar doğar, samimi davranışlardan güven doğar, kendimize sorulan sorulardan da sorumluluklar doğar.

26- Sevgi yüklü, saygı yüklü, olgun, güvenilen ve sorumluluğunu bilen insan olun.

27- Eşinizi değil, kendinizi değiştirmeyi amaçlayın. Çünkü en büyük hatayı başkalarını değiştireceğim diyenler yapar.

28- Kaynana-kayınpederinizi, anne-babanız bilip sorunlara çözüm arayın.

29- Damat ve gelininizi kendi çocuğunuz bilip sorunlara çözüm arayın.

30- Karınızı anneniz gibi, kocanızı da babanız gibi görmeyin. Ama siz, eşinize aynı şefkat ve merhameti sunmaya çalışın.

31-Unutmayın sevgilerin kat, kat çoğalarak katlanmış haline şefkat denir. Birbirinize şefkatli olun.

32- Biraz eğilmek, kırmak veya kırılmaktan iyidir deyip, gerektiğinde eğilme nezaketi gösterin. Allah eğilmesini bilen tevazu sahiplerini çok sever. Alçak gönüllü, gönüllerde taht kuran olun.

33- Tenkitlerinizi, pamuğun içindeki iğne gibi verin. Sözleriniz, (pamuğun) yumuşaklığını, saflığını, temizliği ve güvenini temsil etsin. O zaman içindeki iğne (tenkit) batsa da acıtmaz.

34- Her ilişkinin en kötü düşmanı yalandır. Meşru olmayan yalana asla yer vermeyin. Yalan yılan gibidir, hem sokar hem zehirler. Ama fitne çıkmasını önleyen her yalan ise meşrudur. Fitne: Helali harama, güzelliği çirkine, hayırı şerre, iyiyi kötüye çevirmektir. Fitne uykudadır, uyandırana lanet olsun. Fitneye sebep olanın başından, bela ve musibet eksik olmaz. Fitneye sebep olan davranış ve dedikodulardan şiddetle kaçının.

35- Aç iken, yemek yerken, yorgunken, özel anınızda, en önemlisi de başkalarının yanında eşinizi asla eleştirmeyin, 36- Eşinizdeki iyi ve güzel yanları daima ortaya çıkarmaya çalışın. Olumsuz ve kötü yanlarını da gizlemeye çalışın. Çünkü insanların, hangi yanlarıyla muhatap olursanız, size o yanlarıyla karşılık verirler.

37- Aynı yolda ve aynı yönde yürüdüğünüzü gösterin. Aynı safta yer alın. Bu eşinize güveni artırır. Değilse, ayrı safta yer almak; aynı yolda fakat ayrı yönde yürümeye benzer, çarpışmalara sebep olur.

38- Büyük testiyle küçük testi çarpıştı mı biri çatlarsa diğeri kırılır. İkisiyle de su içemezsiniz. Nefislerinizi çarpıştırmayın, ya kırılırsınız ya da çatlar. Yine de mutlu olamazsınız.

39- Bazen aldanmasını bilin. Bu, çoğu zaman sizin kazanmanıza sebep olur.

40- Unutmayın alttan tutanlar yükü kolay kaldırırlar. Alttan almasını ve eğilmesini bilin (tevazu).

41- Güzel insan BULMAYA ÇALIŞMAYIN. Güzel insan OLMAYA ÇALIŞIN. O zaman en güzel olgunluğa ulaşırsınız.

42- Yönünüzü kime dönerseniz dönün, sırtınızı bir başkasına dönmüş olursunuz. Yönünü yaratana dönenler, cami cemaati gibi, birbirlerinden şikâyet etmezler. Eşine yönünü dönen barışık insanlar, birbirlerinin kıymetini bilirler. Kıymet bilinen yerde mutluluk ve huzur hiç eksik olmaz.

43- Bütün çatışmaların kin ve nefret yüklü tartışmalardan çıktığını unutmayın. Eşinizi düşmanınız değil, hayatınızı paylaştığınız can dostunuz bilin.

44- Sevginizi göstermede cömert olun. Takdir ve taltiflerinizi gizlemeyin. Eğer oluşmuşsa, kızgınlık ve kırgınlığınızı gizleyin.

45- Bilgisizlikten, kıskançlıktan ve hazımsızlıktan doğan nankör davranışlara, yer vermeyin.

46- Sorumsuz insan özelliği göstermeyin. Zira sorumsuz insan; kendine soru sormayan ve kendini eleştirmeyen insandır.

47- Kendine güvenemeyen insanlar, şüphe ve vesvese yüklü sorumsuz davranışlar sergilerler. Eğer onlara değer vererek, öz güven yükleyebilirsek, bundan kurtulabilirler.

48- Bazen, şüphe veya vesvese taşımayan sorumsuz davranışlarda da bulunabiliriz. Bu bilmediğimizin ardına düşme ilkesinin benimsenmesinden ileri gelir. Zira gerçekten insan, bilmediğinin ardına düşmese çok rahat eder…

49- Hoş görüleri tüketip de, hor ve hakir görülerle ilişkiyi sürdürmeyin. 50- En az; haftada ayda bir, yahut gönlünüze düştüğü zaman, eşinize, 'Karıcığım-kocacığım, seni mutlu edebiliyor muyum? Benden, kocan–karın olarak, memnun musun? Sana layık kocalık-hanımlık görevimi yapabiliyor muyum? Ne yaparsam seni daha çok mutlu edebilirim?' diye sorun. Eşinizin dünyasında oto kontrol sistemi kurun. Sevginizi, saygınızı, en önemlisi de, güvenilen eş ve insan olduğunuzu hissettirin. Böylece değerli insan olmanın tadını yaşayın.

51- Aklınızda daima en iyiye yer ayırın. Daha çok nasıl mutlu olacağınızın hesabını yapın. En kötüye yer ayırıp da ilişkiyi, “İnceldiği yerden kopsun”a taşımayın.

52- Kendi değer yargılarınızdan başkasını, yok saymayın. Değerimiz, karşımızdaki kişiye verdiğimiz değer kadardır.

53- Her iki dünyanız için doğru bilgi edinin. Eğer inanıyorsanız; öğrendiğinizi uygulamaya koyun.

54- Allah’a muhtaç olduğunuz kadar ibadet ve itaat edin. Ateşe dayanabileceğiniz kadar da günah işleyin.

55- Kendinizi, eşinizi ve çocuklarınızı, Allah'a yaklaştıran hal ve davranışlar içinde olun.

56- Yine de aradığınızı bulamadıysanız, unutmayın ki hiç kimse aradığını bulamamıştır. Akıllı ve mutlu olanlar bulduklarını, aradıkları şeylerin yerine koymasını bilenlerdir. Çünkü aradığını bulanların imtihanı sona erer…. Hayat imtihanını geçenlerden, aradığını bulamasa bile, bulduğuyla mutlu olmasını bilenlerden, olmanız dilek ve dualarımla…


Mahir EYÜBOĞLU
Eğitimci-İletişimci-Yazar
Aile Danışmanı

5 NİSAN 2007

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
       Facebook'ta Paylaş       
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

REKLAM
Konaklama
Firuz Kutal
12 EYLÜL 2010 REFERANDUM SONUÇLARI
Son Fotoğraf
Krakow 2009 - Pervin Mısırlıoğlu E. Onbeşler Birlik Dayanışma Bilim Kültür Derneği 17 İzmir Sanat Cafe\'nin bahçesi/28.05.2009 İkMM - 14 Kasım 2011 İkMM - 14 Kasım 2011 Tarihi kolesterol tahlili İkMM - 14 Kasım 2011 8. Karaburun Festivali Şevval Sam Konseri 1 Mayıs 2012, İzmir
Üye İstatistikleri
Son Üye gokhanyilmaz
Toplam 2108 Üye
Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Üye Ol / Şifremi Unuttum
Spiritüalİzmir
KONUK DEFTERİ
Konuk Defteri