Yazar Arama :

 
Nihat ÜSTÜN

AYDINLANMA

 

Olmakta olanı anlayabilmek için metinler okumak yetmez. Çünkü iyi bir anlama için diğeriyle konuyu tartışmak gerekir. Bu açıdan antik dönemde teks ve konteksin ilişkisi oldukça önemsenirdi. Teks metindi konteks (kontak kurma) metin üzerine tartışmaydı. Değerli olan ve yol aldıran da buydu. Teksif, teksir de aynı kökten gelmekteydi. Biri yoğunlaştırma diğeri çoğaltmadır, konteks ile daha yoğunlaşırız, bilgilerimiz de çoğalır. Mesela din sonuçta bir etik formasyondur ve İbni Sina Aristoteles'in etiğini uzun uzadıya okuduğunu ama ondan çok yararlanamadığını yazıyor. Oysa Farabi ile tartıştıktan sonra Aristoteles etiğini gayet iyi anladığını yazıyor. Diğer bir İslam alimi de İbn i Rüşt'tür. O da Aristotelesçi bir düşünür olduğuna sürekli parmak basmıştır. İslam'ın aydınlanması olarak bilinen bu 1000'li yılların başında İslam filozofları Aristoteles'e saygı işareti olarak isimlerinin bir harfini büyük yazarlardı. Dolayısı ile bütünüyle batı kültürünün temellerinden olan Antik Yunan'ı doğru algılamak gerekir. O süreç insanlığın düşünce tarihinin en önemli parçalarından birisidir. Yine bugünkü insanlık kültürüne dolayısı ile ahlakına katkılarda bulunmuş olan Aristoteles'e göre barbarlık kan dökmeden ziyade fikri tartışma kültürünü bilmemektir. Yâni kontak kuramamaktır. Özetlersek; Antik Yunan ve Aydınlanmayı doğuya düşmanlık olarak algılatmaya çalışan bir kesim var ve bu önemli bir yanlışlıktır. Antik Yunan ve batı kültürü ve aydınlanmayı ve tüm bunların problemlerini de insanlık kültürünun önemli bir parçası olarak algılarsak tıpkı İslâm ve doğu kültürü gibi daha hakiki bir adım atmış oluruz.

Tüm Yazılar 17 Kasım 2019