‘DENİZİ GÖRECEKSİN ŞAŞIRMA’

23 Kasım 2010 00:28 / 2039 kez okundu!

 


Diyelim ki arabanızla gidiyorsunuz. Seferihisar’dan çıktınız. Gümüldür yönünde bir köprü vardır. Köprüden sonra fidancılar, inşaat malzemesi satan aralıklı ticarethaneler. Bir yol ayrımına gelirsiniz. Orada bir levha: Karakoca Kaplıcaları…

Ben bunun ne anlama geldiğini hiç bilemedim. Burada bir yeraltı jeotermal potansiyeli var biliyorum da bu kaplıcaları gören yoktur yedi senedir. Levhası orada ama.

Siz sağdan devam edin Gümüldür yönüne. Tepecik mahallesini geçeceksiniz. Artık mandalina bahçeleri… Bir akaryakıt istasyonu mahalle gibi. Ve arkasında bir mandalina toplama merkezi ama adamakıllı geniş bir yer. Ne emekleri orada topluyorlar. Dili yok ki söyleye.

Devam edin yola, bir rampaya sarar yol. Tabii ki mandalinalıklar arasından. Rampa serttir, sonra yumuşar. Bittiğinde tam Orhan Veli’liktir. Denizi göreceksin şaşırma… Akarca koyu.

Dikkatli, gözlemci bir göz Akarca koyunun olağandışı güzel bir koy olduğunu hemen anlar. Ben orada yaşıyorum. Anlatı Akarca koyudur. Yalnızca 25 sene evvel hem yerli balıkları hem de göçmen balıkları ile bu koy tam bir balık barınağı imiş. Kötü avlanma ve denize saygısızlıktan şu an tek tük balık var… Meteorolojik verilere göre Ege’de oksijeni en bol yermiş. Bunu yaşayanlar daha iyi biliyor; İzmir’e indiniz mi buraya koşarak geliyorsunuz, özlemle.

Dağa çıkalım mı? Kekik, karabaş otları toplayalım. Yabani karanfillerin dayanılmaz güzel kokuları. Ve denizi oradan seyretmenin doyumsuz güzelliği. Mısra mı dökeceksiniz? Bir zirvede oturun, bakın denize, kendiliğinden gelecektir kelimeler koşar adım. Sevgiliye iki söz mü? Yabani karanfiller sufle verecektir, en ciğere değen kelimeleri kokularında...

Hadi mazisini anlatmayayım. Ama bugünü kendini zengin sanan -ki benden çok zenginler!-ama küçük burjuva alışkanlığı ve göreceli zenginliğin verdiği bir sosyallikle garip bir yapıdır sosyalliği...

Kekiğinizi toplayın. Karabaş otlarını hiç unutmayın. Bir de bir fide dikin, o sizindir, yıllar sonra kucaklayın… Sevisini verecektir size, yılları hiçe sayarak.

Denize inelim mi? Koy da bir koy değil, kolları sarar sizi. Tuzlu suları ile. Ben indiğimde hiç kıyamıyorum; koş diyor sanki, koşuyorum... Çok konuştum denizle. Daha doğrusu dinledim. Köpük köpük, dalga dalga.

Akarca koyu, yaşayanlarca pek güzelliği irdelenmemiş bir koy. Etüdcü bakamıyor insanlar bulunduğu ortama. Kanıksıyor. Ama Akarca dışında birden Akarcalı oluyorlar, bir hasret bir hasret.... Oksijenden, denizine, kekiğinden karanfiline…

Seferihisar’ın bu güzel koyundan bir selamlama ile noktalayalım… Denizi göreceksin şaşırma.

Şaşır dalgaların hüznüne, kokusuna yabani karanfillerin.

Sevilmeyi bekleyen doğanın sabrına şaşır.

Ve emek güzelliğinde bir gülüşü var.

Rampadan sonra denizi göreceksin; Akarca koyudur şaşırma!


Kerim Yılmaz Kurucu

18.11.2010, Akarca


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.