NUHUN GEMİSİ MANİFESTOSU - 4

23 Ocak 2016 15:56 / 1347 kez okundu!

 

 

"Öncelikle "Halk savaşı" zorlamasına, iradeciliğine, "Hendek Savaşları" cinnetine karşı birleşip bunlara dur demek için adım atmak demek; en başta "öz yönetim" ezgisi altındaki Kürtlerin canının, evlerinin kentlerinin kurtarılmasının yanında, HDP'nin de bir anlamda kurtarılması demektir.

Evet devlet de, PKK'nın Ortadoğu'da bir devlet oluşturma şehvetine kapılıp kendine inananları sürüklediği bu cinnet ortamından yararlanmayı artık bir kenara bırakmalı.

İki tarafın da hesabı masaya güçlü bir elle oturmak ne yazık ki...

Devletin buradaki "kazancı" çoğunluğun gözünde PKK'nın büyük hatası yüzünden hala "meşru" gibi görünse de; artık elde edilecek olanın bir Pirus Zaferi de olabileceği sınırlara vardık."

 

NUHUN GEMİSİ MANİFESTOSU - 4

 

ZAFER YA DA YENİLGİ DEĞİL, YALNIZCA BARIŞ İSTEYEN SON BİR YOLCU ARANIYOR

 

"Devrimci durum" yok, "evrimci durum" var; "halk savaşı" yanlışına da , bu yanlışlığı bahane edip sürece müdahale edilirken yapılan kimi ceberrutluklara da son verilsin! Ülkemizde demokratik yoldan söylenebilecek, yapılabilecek onca şey ortadayken; silahla istemeye devam etmek kabul edilemez! Gençleri ezmeyin, ezdirmeyin!

 

Meşruiyetini yitirmiş bir "direniş"le Diyarbakır ve kimi diğer ilçeler yok oluyor, çünkü PKK "Kır gerillacılığı"ndan "şehir gerillacılığı"na geçiyor. Yaptığı yanlış hesap hendekten döndü ama o hala rüzgara karşı ıslık çalmaya devam ediyor.

Oysa ki öncelikle "Halk savaşı" zorlamasına, iradeciliğine, "Hendek Savaşları" cinnetine karşı birleşip bunlara dur demek için adım atmak demek; en başta "öz yönetim" ezgisi altındaki Kürtlerin canının, evlerinin kentlerinin kurtarılmasının yanında, HDP'nin de bir anlamda kurtarılması demektir.

Evet devlet de, PKK'nın Ortadoğu'da bir devlet oluşturma şehvetine kapılıp kendine inananları sürüklediği bu cinnet ortamından yararlanmayı artık bir kenara bırakmalı.

İki tarafın da hesabı masaya güçlü bir elle oturmak ne yazık ki...

Devletin buradaki "kazancı" çoğunluğun gözünde PKK'nın büyük hatası yüzünden hala "meşru" gibi görünse de; artık elde edilecek olanın bir Pirus Zaferi de olabileceği sınırlara vardık.

Durumu gören hala klasik Marksist çizgideki taktik önermecileri; bir yandan uyarılarda bulunurken bir yandan da ya daha "akıllı" şiddet yolları önermekte ya da kategorik Erdoğan karşıtlığıyla, bir önceki satırda yaptığı olumlu eleştirileri hemen silip süpürmekteler... Örneğin böyle birisi bir yazısının ilk bölümüyle Türk-Kürt kardeşliği, adalet duygusu ve meşru hukuksal eşitlik arayışı açısından yararlı şeyler söylerken, ikinci bölümde ise aynı öğeler açısından zehirli önerilerde bulunuyor, yine şehir dışlarında mazgallara bomba koyup polisi askeri uçurmayı tavsiye ediyor bir anlamda... Ve yazıdan bir iki gün sonra patlatmalar da başlıyor yeniden... Kan dondurucu değil mi?

Bu ülkede devletin şiddetinin de PKK'nin şiddetinin de karşısında olan çok sayıda insan var bereket ve sesleri giderek daha da yükseliyor. Aylar önceden mütevazı bir uyarı da bizden gelmiş, manifestomuzu Demirtaş'a İzmir'deki bir toplantıda doğrudan ulaştırmıştık: https://t.co/IBbU6UToDo

 

Sonuç?

 

Demek o sıra en kötü zamanlarda değilmişiz henüz; ölecek insan, yok olacak kent sayısı henüz makul insanlara “artık yeter!” dedirtecek noktaya gelmemişti demek ki :(

 

5 aydır "kurucu şiddet" ile "koruyucu şiddet" arasında kalarak tahrip olmaya başlayan Diyarbakır ve diğer "öz yönetilen" yöreler ve buralarda yaşayanlar, bu sarmaldan nasıl çıkacak?

 

Kategorik şiddet karşıtlığı başlangıç olabilir mi?

 

Kategorik şiddet karşıtları 1000'e ulaşırsa bu keçi inatlaşması duracak dediler, geldik :) Şimdilik 999 kişiyiz ve 1000 olmak için çevremize bakıyoruz. Son yolcuyu bulursa yola çıkacakmış NUH'UN GEMİSİ...

 

Gözümüz yıkılmış, yakılmış, delik deşik edilmiş Türkiye şehirlerine alışıyor. Tehlikenin farkında mısınız?

 

Kategorik şiddet karşıtlığı hepimize yol göstersin!

 

Türkiye'nin gücü ve aklı; hendekten terör devşirmeyi engellerken, yeni mağduriyet yaratmamayı da başarmasına yeter.

 

Yeter ki tüm Ortadoğu'ya örnek de olabilecek daha demokratik, daha özgürlükçü, daha eşitlikçi bir anayasa üretme işini hendekte bırakmasın!

 

İntihar etmekte olan PKK'nin, kendiyle birlikte Kürtleri, HDP'yi de intihara sürüklemesine bu toplum izin vermemeli.

 

Lütfen aradaki bağların birer birer sökülüp atılmasına izin vermeyin, katkıda bulunmayın. Yanlışa yanlışla cevap, aslında bir tür cevap gibi olsa da, pek makbul sayılmaz. Herkes işe kendi cenahını eleştirerek başlamalı.. Kendi cenahımızın sürüsünde kalıp "sürüden olmama"yı ancak böylece başarabiliriz.

 

Hepimiz her daim değişik türde sürülerin içinde değil miyiz? Hangi sürüden, hangi durumda, hangi yöntemlerle ayrılarak gerçek birey olabileceğimize ancak kendimiz karar verebiliriz. Vesselâm.

 

Önerim,aşağıdaki öneriden yola çıkmaktır:

 

“Bir Kürt aydınının feryadı ve çağrısı

17.01.2016

Harran Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Nâzım Kadri Ekinci

 

Sur’da çatışmalar giderek daha dar alana sıkışıyor ve ölümler artıyor.

Operasyonların yoğunlaştığı Cizre ve Silopi gibi yerlere kıyasla Sur’un öldürücü bir özelliği var: çıkışı yok!

Dolayısı ile Sur’da kabul edilemez bir sona/trajediye gidiyoruz.

Orada sıkışan ama gene de vazgeçmeyen “içeridekilerin” hepsi ölmeden bu işe bir son veremeyecek miyiz?

Sur’da herkesin öldüğü bir son gerçekten hepimizin ölümü olacak. Eğer varsa herhangi bir anlaşma, uzlaşma umut kırıntısını da yok edecek. Sur’da herkes öldükten sonra bir “çözüm” gelse bile lanetleneceğiz. Zaten Diyarbakır’a linçin laneti bulaştı 2014 sonbaharında. Bir de kendi çocuklarımızın ölümünü çaresiz bir riyakârlıkla sonuna kadar izlersek gerçekten ebedi bir cefaya mahkûm olacağız.

Ne yapılabilir?

Tek yol var. İki gün sokağa çıkma yasağı ve Sur’un ara sokaklarındaki abluka kaldırılsın ve çatışmaların sürdüğü sokaklara Diyarbakır’dan ve tüm Türkiye’den gelen kalabalıkların girmesine izin verilsin. İçeridekiler de kalabalığın arasın karışıp oradan çıkabilsin.

Bunun olabilmesi için bir yandan KCK’nın direnişçilere yukarıdaki şartlar oluştuğunda

1. Bütün patlayıcı düzeneklerini devreden çıkarıp, yerlerini işaretleyerek,

2. Üzerlerinde bir iğne bile olmayacak şekilde silahsız olarak kalabalık içine karışarak orayı terk etme talimatı vermesi gerekiyor.

Diğer yandan Hükümet yetkililerinin bu konuyu bu çerçevede ele alıp bu ya da içeridekilerin çıkıp gitmelerini sağlayacak başka bir mizansenin gerçekleşmesini sağlaması gerekiyor. Bugün bu sorunları yaşıyoruz, çünkü Kürtlerle bu devlerin ilişkisi hep itaat sağlamak üzerine kuruldu. Kürt sorunu Kürtlerin sadakatini sağlamadan çözülmez. Unutmasınlar! Bu çocukların hepsini öldürüp sonra bizim yüzümüze bakamazlar. Hayattır yaşanacak tabii. Hepsini öldürdüklerinde bize bakacaklar. Yüzler görecekler ama onlar biz olan bizlerin yüzleri olmayacak. Biz de onlara bakacağız ama riyakâr yüzlerimizle. Riyakârların itaati ile yetinecekler ama sadakat sağlamaktan daha da uzaklaşacaklar.

Bu itaat kısır döngüsünden çıkılır mı bilemem. Ama çıkılacaksa başlangıcının içeridekileri tahliye etmekten geçtiğini söyleyebilirim. Çünkü o zaman bizim hissiyatımız anlaşılabiliyor demektir. Paylaşacak bir şeyler vardır demek olabilir. Yoksa tahliye gerçekleştiğinin ertesinde sorun çözülmüş olmayacak.

Bu çerçevede Meclis’i, Diyarbakır milletvekillerini (AKP dahil), kamuoyu oluşturmak ve Hükümet ve KCK yetkililerini izana davet etmek konusunda etkisi olabilecek tüm akademisyen, gazeteci, sivil toplum kuruluşu ya da kişileri bu çerçevede yapabilecekleri her şeyi yapmaya davet ediyorum.

Çok vakit de yok.

Bu çocukları öldürtmeyin! Öldürmeyin! Siz de ölmeyin!”

 

***

 

Öneriyi çok önemli bulduk. Bu topraklarda birlikte yaşanacaksa, kimsede kaybettik ya da kazandık duygusunu oluşturmamalıyız. Bunu en başta iktidarın bilmesi, anlaması ve öngörmesi gerekir. İktidar olmak başka nedir ki?

"Sri Lanka tarzı" imhaya dönük "çözüm" asla çözüm olamaz, olmamalı. Burada aslında PKK'nın asla kazanamayacağı kesindir. Ancak diyelim ki devlet de, PKK da "zafer" kazanabilir ama bu zafer ancak bir "Pirus Zaferi" olabilir. Bunun da aslında zafer olmadığını ilgili herkes bilir. Tekrar edeyim birlikte yaşamayı isteyenler yenmek/yenilmek ikileminin dışında kalmalılar. Dışında kalamayan kim olursa olsun zaten tarihe ve zamanın ruhuna karşı mutlaka mağlup olacaktır. Gerçek kazanan ise adalet, vicdan, iyilik ve merhamet sahipleri olur. Kazan/kazan başka nedir ki?

Diyelim ki, KCK ya da hendekçi gençler bu çağrıya uymadı, çekilmedi ya da daha kötüsü, bu kalabalıkların gelişi yeni kadrolarla hendekleri takviye etmek için kullanıldı :( İşte bir Pirus Zaferi daha… Kendi sonunu hızlandırmak ve halk nezdindeki meşruiyetinin son kırıntılarını hovardaca harcamak başka nedir ki?

Aynı şey öneriye yapıcı biçimde yanaşmayacak ya da sözünü tutmayacak devlet tarafı için de geçerlidir.

 

KÖRDÜĞÜMÜN ÇÖZÜMÜ İÇİN İSKENDER'İN KILIÇLA KESME YÖNTEMİNİ DEĞİL NUHUN GEMİSİ'NİN AKILCI VE VİCDANLI ÖNERİSİNE DESTEK OLALIM!

1.  “İki gün için sokağa çıkma yasağı ve Sur’un ara sokaklarındaki abluka kaldırılsın ve çatışmaların sürdüğü sokaklara Diyarbakır’dan ve tüm Türkiye’den gelen kalabalıkların girmesine izin verilsin. İçeridekiler de kalabalığın arasın karışıp oradan çıkabilsin.” Böyle bir adımı hazırlayacak hükumet ve buna uyacak “hendekçiler” aslında kazanan olur. Akıllı ve merhamet sahibi her iki taraftan yöneticiler, genel olarak her iki taraftan halkın sempatisine mazhar olurlar.

2. Yıkılan yerlerin onarımı için devlet-halk işbirliğiyle bir imece hareketi başlatılır. Kentsel dönüşüm, tarihin hiç bir anında bu kadar anlamlı olmayacaktır. Açılacak devasa bir yardım kampanyasıyla, halkın kendi yarasını yine kendisinin kapatabileceği tüm ülkeye ve dünyaya gösterebilir. 1960 sonrasında 27 Mayısçı askerlerin açtığı kampanyaya alyanslarını bağışlayanların sonradan yaşadığı umutsuzluğu ve hayal kırıklığını onlara yaşatmayacak böyle bir kampanya, tüm Ortadoğu'daki yıkımlar ve diriliş için parlak bir ışık olur ve dünyanın gönlüne ulaşır.

3. Yaraların sarılması amacıyla politik "suç"lar için -Öcalan'ı da içine alan- kapsamlı bir af gereklidir. Bu affa, silahlı terör eylemlerine uygulanan cezaları artık affı söz konusu olamayacak biçimde arttıran bir yasanın eşlik etmesi doğru olur. Silah, şiddet, terör dönemini kapatmanın başka yolu yoktur.

4. Sur'daki kördüğümün çözümü yolunda atılacak böylesi vicdanlı bir adım yeni anayasa için Ak Parti - HDP işbirliğinin de kapısını açar. Eski defterleri kapatıp ileriye bakmak başka nasıl olabilir? Eski yöneticiler eskidiyse, yenileri bayrağı alır ve bin yıllık kardeşlikler hükuksal, anayasal kardeşliğe böylece dönüşür.

 

SONUÇ

Sırtında yükün yumurta küfesi ve süt; hızlı gitsen yumurta kırılacak, yavaş gitsen süt bozulur; alengirli zamanın, gri alanların açmazındasın;

Büyük Ayrışma'da, iki taraftan da olma, iki tarafı da şeytanlaştırma, akılcı eleştiriye devam;

"yesinler birbirini" deme; yiyen de yenilen de sendendir.

sivillere zarar vermeden yürütülecek hendek operasyonundaki düğümü gör ancak operasyona devam etmenin de aslında imkansızlığını akılda tut;

Kürt çözüm sürecinin gerçek ihtiyaçlarını (demokratikleşme, eşitlikçi bir yurttaşlık anayasası) gözden kaçırma;

Ulusalcıların, Ergenekoncuların göbek atmasına da "destek"lerine de aldırma; akademisyenlerin bildirisine katılmıyor olsan da onların linç edilmesine izin verme, göz yumma;

Başbakan Erdoğan'ın üslup sorunlarını, kimi otoriter yaklaşımlarını eleştir ama büyük resmi, bölgemizdeki uluslararası hesapları gözden kaçırma;

Hrant cinayetinin büyük ortaklığı da sallandığına göre işi planlayanların ortaya dökülebileceğini hesapla, şimdi hangi taraftan olursa olsun, eskiden işin arkasında olanların peşini bırakma;

bölünmede ordunun eski reflekslerini kışkırtmaya çabalayanları akılda tut;

din, dil, etnisite, sınıf, mezhep, tarikat, cemaat ayrılıklarının her daim üstünde kal; gerçek kardeşlik kurulur, Nuhun Gemisi Kardeşliği başka nasıl anımsanır?

bizdeki laikliği laiklik sanma; devletin dinler, mezhepler ve tarikatlar arasında tarafsız olduğu, hakem kaldığı gerçek laikliği savun;

Marksist, feminist, yeşil, dindar çerçevede yeni ütopya için çalış ama başarı için tümüne eleştiri getirmeyi ihmal etme;

özgür, demokrat ve adaletli bir ülke istemeye devam et;

durmaksızın En Büyük Ortak Bölenlerimizi kurcalamaktansa, En Küçük Ortak Katımızın yükseltilmesine odaklan!

Türkiye'deki tüm siyasi yapılanmaları enine kesen Nuh'un Gemisi fraksiyonunu oluştur.

Yaklaşan Küresel Felaket, mevcut siyasi çalkalanma ve iç dünyamızdaki girdaplar nedeniyle bir gün herkes Nuh'un Gemisi'ne gelecek, bunu biliyorsun zaten!

Bunu bilmenin rehavetine de, kibrine de kapılma!

Sakin ol, sabırlı ol, dikkatli ol, adil ol!

En kolay olanlardan şüphelen, doğru yolların zorluklarını bil!

İronik takıl, kendini koru tamam ama bir "yolun sonunda bizi aydınlığın beklediği" masallarına da inanma!

Çünkü yol aslında her şeydir, ne var ne yoksa, yolun ta kendisidir!

O yolun adına da demokrasi diyoruz; demokrasi hayattır;

 

hayatını ıskalama!

 

İzmirizmir.Net Ailesi

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.