'EN DÜŞÜK ORTAK PAYDADA BULUŞMAK' DA MÜMKÜN

06 Ağustos 2010 12:08 / 2478 kez okundu!

 


Bütün mesele dünyadaki ve ülkemizdeki genel gidişi gözden kaçırmamak. Ülkemizin önünde, arka bahçesini gerçekten temizlemekten başka bir yol yok. Buna gidişler farklı yollardan olabilir ama daha demokratik bir Türkiye kaçınılmaz artık. Tam bu noktada 12 Eylül anayasasının duvarındaki en büyük deliği açma fırsatı önümüzde duruyorken, bu fırsatı tepme lüksümüz yok...

----------------------------------------------------------------------------

Bu dünyayı hepimizin tek vatanı olarak görebilecek kadar "bencil" olmamız gerekiyor. Çözümü, yani bu dünyayı korumanın türümüz için gerekli olduğunu anlayacak kadar "bencil"... diyen İzmirizmir.net'in değerli yazarlarından Dr. Mahmut Tolon'un "Ortak Akıl için Kuğu Şarkısı"nın ilki "Önyargılar Güzeldir" kitabında "uzlaşma kültürü"nü geliştirici bu başlık günümüz tartışmalarına farklı bir yaklaşım getiriyor bence. Bizce "en düşük ortak paydada birleşmek" mümkün... Tepki değil yaklaşım göstermek, içinde iyi şeylerin de yer aldığı anayasa değişiklik paketinin karşısında olmak yerine yan yana çalışabilmeyi mümkün kılacağı için "eşit bir ortak paydada buluşmak" mümkün.

Hayır demekle, Robert Quillen'in tarzıyla bilgi değiş tokuşunu tartışmamak ve hatta duyguların değiş tokuşunu da engelleyip münakaşayı sonlandırmak hiç de barışçıl bir tutum olamayacağı için “Yetmez Ama Evet” demek mümkün...

Çünkü yine bir başka bilge M. Scott Peck'in sözünü hatırlayarak "insan iletişiminin en genel amacı uzlaşmadır; ya da öyle olması gerekir." deyişini kaale almak ve "değişikliğin kısmi olanına" evet demek mümkün.

İletişimin kesilmesi toplumsal dengelerin bozulması anlamına gelir. "Hayır dememeliyiz... Zaman, para, enerji ya da destek talebine her hayır dediğinizde başka bir şeye evet diyorsunuzdur." diyen Maggie Bedrosian'ı duymak lazım. Böylesi konularda hayır demek sadece yabancılaşma yaratır...

Gelecekteki çözümleri dikkate almak için anayasa değişikliği paketine "evet" demek hiçe saymamaktır, nezaketi unutmamaktır çünkü değişim zor bir karardır. Serena Gray der ki; "insanlar kayalardan bile daha yavaş değişirler."

"Çivisi Çıkmış Dünya"da (Amin Maalouf) siyasetin esas kurallarından biridir bu; "halkıyla birlikte yanılmayı, halkına karşı çıkmaya yeğlemiş kral örneğinden yola çıkarsak bu bir referandumdur ve esas olarak sadece "evet" diyerek bir çözüm arayışına girebiliriz. Haaa her işte bir "hayır "vardır diyenlere biz şimdi hadım edilmiş bir "evet" sunsak da değişim zincirinin kopmasına müsade etmek, sırf kendi istifimizi bozmamak ve yeniliğin kaçınılmaz kaoslarında korunmak uğruna kaçmak yerine "Yetmez Ama Evet"in hem lütfunu hem de lanetini yaşamak daha anlamlı geliyor. Bunları yaşayacak olan yine aynı dünya yine aynı toplum. Suskunluk ya da boykot etme ise Sam Horn tarafından neredeyse yasaklanmış... "Suskunluk, çürütülmesi en güç kanıtlardandır" demiş...

Yine Amin Maalouf'un deyişi ile "onurumuzu kaybetmeden, çağdaş dünyayla bütünleşebilmeniz için geçmişimizden neye sahip çıkmalı, neyi dışlamalıyız?"

İlerici, demokrat İzmir'in sitesindeki ana eğilim "YETMEZ AMA EVET".

www.izmirizmir.net sitesinde üyeler ve yazarlar arasında referandum konusunda farklı fikirler var. Evet, Hayır ve Boykot'u savunan yazarlarımız, toplumdaki sert karşıtlıktan uzak biçimde durumu sakince tartışmayı sürdürüyor. Çok yeni olarak, sadece üyelerimize açık olacak biçimde referandum konulu bir anketi de siteye ekledik.

Ağırlıktaki tavrın "Yetmez ama Evet"çi olduğunu söylemek mümkün. Hayır diyenlerin büyük kısmı da aslında gerçekten daha iyi bir anayasayı hak ettiğimizi düşünüyor. Yani CHP'nin çoğunluğundaki statüko korumacılığından ve MHP'nin "Hayır"cılığından farklılar. Aslında İzmir CHP tabanında da azımsanmayacak bir "evet" oyu çıkacağını düşünüyoruz.

Hayır'cıların ve Boykot yanlılarının bir kısmı ise esas olarak 'Ak Parti karşıtlığı'nı "Evet" dememekle belli etmeyi seçiyorlar. Kanımca bu yanlış bir taktik ama saygı duyulmalı. Bir ay kadar sonra sonuçlar ortada olacak ve üyelerimizle, yazarlarımızla birbirimizin yüzüne bakarak yine tartışacağız. Eminim ki hepimizin de elinde kendi pozisyonlarımızı savunacak ufak tefek şeyler yine olacak.

Bütün mesele dünyadaki ve ülkemizdeki genel gidişi gözden kaçırmamak. Ülkemizin önünde, arka bahçesini gerçekten temizlemekten başka bir yol yok. Buna gidişler farklı yollardan olabilir ama daha demokratik bir Türkiye kaçınılmaz artık. Tam bu noktada 12 Eylül anayasasının duvarındaki en büyük deliği açma fırsatı önümüzde duruyorken, bu fırsatı tepme lüksümüz yok.

Hayır demeyi düşünenlerin içindeki kimi sendikacıların varlığı biraz üzücü. Kendi mesleklerine de ihanet ediyorlar. Bir anlamda "fabrika koşullarındaki kısmi iyileştirmeler bizi ilgilendirmiyor çünkü biz iktidar istiyoruz" demek istemiş oluyorlar. Oysa sendikacılık galiba biraz daha farklı bir yaklaşım gerektiriyor. "Yetmez ama Evet" tam da onların sloganı olmalıydı. Çünkü aktif, akılcı, tutarlı, demokrat bir tutumu yansıtıyor.

13 Eylül 2010'da, askeri vesayet sistemine karşı artık daha güçlü bir Türkiye'de uyanacağız.


Pervin Mısırlıoğlu E. / Editör

İzmirizmir.Net

ZAMAN gazetesi 06-08-2010

Son Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2010 23:04

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
07 Ağustos 2010 13:57

sultan

"Başkalarının yanlışlarından öğrenmeliyiz, hepsini kendimiz yapacak kadar çok zamanımız yok." Groucho Marx
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.