REFERANDUM SONUÇLARINI HARİTA ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMENİN AMAÇLARI

19 Eylül 2010 23:23 / 1788 kez okundu!

 


12 EYLÜL 2010 referandumunu ülke olarak başarıyla gerçekleştirdik.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kendi geleceğinin standartlarını belirleyerek, ilk defa cumhuriyet tarihimizde anayasa değişikliliği halkın kendi iradesiyle kabul edilip onaylandı.

Bu çok önemli tarihi bir aşama, sonuçlarının etkisi de tarihi olacak doğal olarak. Çeşitli kesimlerin bunu değerlendirip incelerken hala bazı şeylerin farkındalığına varamadıklarını görüyoruz.

Referandum öncesi hayırcı cephede yer alan basına, siyasilere veya toplum mühendislerine baktığımızda, ince bir politika yürütüyorlar. Sözde bilinçli, kültürlü, batı yanlısı, sahil kesim gerçekleri görüp hayır demişler, orta, kuzey, doğu ve güneydoğu kesimlerinde yaşayan tutucu, muhafazakar, cahil halk, neye evet dediğini bilmeden oyunu kullanmıştır değerlendirmesini yapıyorlar. Bunu yaparken de harita üzerinde illeri renklendirerek hayırcı, evetçi, boykotçu ayrıştırmasını yapıyor ve işliyorlar.

Ben böyle düşünmüyorum. Onların değerlendirmelerinin kasıtlı olduğuna inanıyorum. Hak verenlerin ise görünüş itibarıyla onlara katıldığını var sayıyorum.

ÇÜNKÜ, tanzimattan bu yana, halkı güdülecek, yönetilecek bir insan sürüsü olarak gören oligarşik devletçi elit yapı, kendini doğal yönetecek sınıf olarak görüyor ve bu hala devam ediyor. Bu yapının değişmemesi için önce ''şüphe kuşku'' yaratılıyor, bu algı yaygınlaştığında hissetme ''korku''ya, sonra ''nefret''e dönüştürülerek, ayrışım körüklenerek, halkın yönetime katılımı engelleniyor.

Bunu, geçmiş siyasi tarihimizi inceleyecek olursak rahatlıkla görebiliriz. Bunu tahlil ederken, belirleyici unsurun EKONOMİ olduğunu söylemek gerekiyor. Ne zaman ekonomik göstergeler sınıfsal olarak yaygınlık gösterdi ise, o dönemlerde demokratik atılımların da yükseldiğini, toplumsallaştığını görebiliriz.

1924 İzmir İktisat Kongresi ile 1924 anayasasını ve sonuçlarını, 1946 demokratik gelişimin, Marshal yardımıyla yayılan ekonomik gelişimin alt yapısının paylaşımı sonucu 1960 darbesini, 1961 anayasasının kimlerce düzenlendiğini, bu aşamadaki demokratik gelişimin sonucu üretim araçlarının mülkiyetinin çoğulculuğa doğru kaymasıyla, müdahale etme ortamı yaratılarak 1980 faşist darbesinin gerçekleştirilmesi, tekrar ''İzmir İktisat Kongresi'' toplatılarak orta tabakanın yok edilmesi, 1982 anayasasıyla gerçekleştirilmesinin etkilerini tahlil etmek zorundayız.

O günlerden bugüne hep sosyal ve toplumsal çalkantılarda mücadelenin tekelci, işbirlikçi, elit oligarşi iktidarıyla, yerel mülkiyet sahiplerinin iktidara ortak olma mücadelesi olarak görürüz.

Artık global konjonktür bu yapıyı kaldırmıyor. Nitekim 1999-2000-2001 krizleri bu gelişimi görmek istemeyen, göstermek istemeyen yapının iflası ile sonuçlanmıştır. Bundan sonra iktidarda kalamayacağını gören derin yapı ''kuşkulandır, korkut, nefret ettir'' politikasını eskiye nazaran 2002'den bu yana, her türlü kurumuyla hayata geçirmeğe çalışarak, toplumu hızla ötekileştirerek, kaybettiği erk'i tekrar ele geçirme savaşı vermiştir sekiz yıldır.

Ama bu referandumla bu savaşı kaybetmiştir artık. Bundan sonra bunun ne sosyolojik ne ekonomik ne de konjontür olarak alt yapısı kalmamıştır.

Türkiye haritasını kullanarak referandum sonuçları değerlendirilmeğe çalışılırken yapılmak istenilenin, bu gerçekleri saklama ve göstermeme olarak algılanması gerekli diye düşünüyorum.

Benim değerlendirmeme göre, REFERANDUM'a katılanların % 85'i evet demiştir. Geriye kalan % 15'lik kesim, bu ELİT OLİGARŞİK YAPININ BİLİNCLİ kesimidir.

Bunu, yapılacak olan yeni ANAYASA yapımında göreceğiz. CHP'nin de, BDP'nin de buna katkı vereceğine inanıyorum. CHP'deki, MHP'deki eski yapı da marjinalleşerek yok olup gidecektir.


İsmail Hakkı Atılgan

19.09.2010

Son Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2010 01:39

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.