İHANET ETME DEMAGOJİSİ ÜZERİNE

28 Temmuz 2010 10:56 / 1261 kez okundu!

 


İHANET: Korkunç bir kelime, korkunç bir belirtim, bir ifade.
İnsanlar neden ihanet ederler? İhanet'in anlamı sosyolojik bir deyiş midir? Çok kızıldığında kişinin tamamen dışlanması ya da cezalandırılması için niteleme midir?

Bu kelime toplumda uluorta kullanılmaz.

Çoğunlukla kadın erkek ilişkilerinde cinsel aldatma olarak belirtilir. Ya da askeriyenin gizli sırları, savaş planlarının, menfaat karşılığı başka rakip bir ülkeye verilmesi, gizli ajanlık yapılmasına verilen bir ifade. Veya bir kuruluşun, çalışanının rakip kuruluşlara herhangi bir menfaat karşılığında bilgilerini vermesi, verdiği halde hala o kuruluşta faaliyetlerine devam etmesi "İHANET"le, arkadan vurmakla değerlendirilir. Açığa çıktığında da o kişi HAİN damgası vurularak ''günenilemez'' ilan edilir.

Bu kelimeyi kullananlara hep ihtiyatlı bakmışımdır. Yapılan her anlaşmazlığı ihanetle, hainlikle suçlayacak olursak o kelimeyi yerinde kullandığımız zaman değerinden çok şey kaybettiğini de görebiliriz.

Bence hainliğin, ihanetin olduğunu görebilmemiz için yanlışı yapanın hala yaptığı kişi veya kuruluşla, ilişkisini sürdürüyor olması lazım. Anlaşmazlığa düşen ya da uyuşmazlığa giren kişi bunu açıkladığı halde hala oradaysa bu ilişki ya danışıklı dövüştür ya da karşılıklı ihanete girilmiş demektir. Bu belirtme yapılınca artık ipler kopar. Bir daha eskiye dönülmez.

Bakıyorum bir siyasi lider çıkıyor, her gün karşı görüşteki siyasi parti liderini ihanetle suçluyor, bağırıyor çağırıyor. Ama rakibinin eylemini ispatlayıp, hukuki yaptırım yolunu açmıyor. Keza suçlanan lider de ya sesini çıkarmıyor ya da hukukun gereğini başlatmıyor. Ama karşılıklı söyleşi devam edip gidiyor.

Keza en son Sayın ERDOĞAN mitingde CHP’nin iç ilişkilerindeki son gelişmeyi, birbirlerinin ihanetini ifade ederek, sözde onları halk nezdinde küçümsüyor. Sanki bu bir ihanet, halk bunu değerlendiremez göremez. Keza muhatabının cevabı söyleyenden daha kötü. ''Sen ihaneti ERBAKAN’a sor'' diyor. Seviyeye bakar mısınız?

Ben vatandaş olarak bu ''kayıkçı kavgasını'' protesto ediyorum. Bu kelime bu siyasi ortamda kullanılamaz, kullanılmamalı.

Kelimenin anlamı basitleşiyor, yıpranıyor, duygusu kayboluyor. Milli görüş siyasetini benimsemeyen bir gurup çıkmış, yeni bir parti kurmuş, fikrini de halka benimsetmiş iktidardır, sevsek de sevmesek de. Keza laf sırasında '' demokrasiyi biz kurduk, AP, CHP içinden doğmuştur'' diyerek övünülmedi mi. Son olarak DSP, CHP’liler tarafından kurulmadı mı? DSP’nin karşısında Rahşan hanım yeni bir parti kurma çalışması yapmadı mı? Tüm bunlar ihanetin göstergesi mi?

HADİ CANIM SENDE.

Şimdi de 35. madde gündeme atılıyor. Bir de onun çekişmesini izleyeceğiz.

Halkın ANAYASA değişiklik tartışmalarıyla beraber gözünün de açılmağa başlaması, yeni talep ve yeni isteklerin de dillenmeğe, kabul görmeğe başlaması hem iktidarı, hem muhalefeti rahatsız etmişe benziyor. Bundan sonra bu halk her söylenene doğru, tamam demeyecektir. Bu millet ne ''bidon'' kafalıdır, ne ''göbeğini'' kaşıyandır.

Bundan sonra siyaset yapacak olanlar demagoji ve gündem değiştirmelerle değil, soru soran, hak arayan, gittikçe örgütlenen bir halk kitlesinin varlığını kabul ederek siyasete soyunacaklardır.

Hele bir EVET çıksın şu referandumdan. Sendikalaşma, gösteri ve hak arama kanalları biraz gelişsin, bu gibi siyasetlerde, sendikal ve dernek padişahlıkları da bitecektir.

Ben böyle düşünüyorum “İhanet” demagojilerinden sonra.

SAYGILARIMLA.


İsmail Hakkı Atılgan

27.07.2010

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.