'Kürtler ısrar etmeli'

31 Ekim 2013 20:30 / 1568 kez okundu!

 


1960’larda Kürt inkar ediliyor, Türk deniyordu, Kürtçe inkar ediliyordu. Kürtçe diye bir dil yoktur, Kürtler Türktür, deniliyordu. Böyle şeyler dile getiriliyordu. Ve bunlara karşı çıktığınız zaman çok ağır idari yaptırımlar olsun, cezai yaptırımlar olsun çok ağır bedel ödetiliyordu. Tabii günümüzde artık böyle bir inkar söz konusu değil yani. Kürtler ve Kürtçe artık kabul edilmiş, çok büyük bir fark var tabii.


***

Halkın Nabzı gazetesinden İshak Karakaş'ın İsmail Beşikçi ile röportajı

İsmail Beşikçi, Kürtlerin Sarı Hocası, Kürtler’in ifadesiyle Smailê Dergûşwan, Türk aydınının yüzakı, çağımızın bir kahramanı. Kürt varlığı ve gerçekliğine ilişkin ceza sistemi ve katliam teminatı ile oluşturulmuş bir sessizliğin ortasında, inkarın dalgalarını yararak resmi ideolojinin kıyısından karaya çıkmış bir korsan. Bilimin beklenmedik depremi.

İsmail Beşikçi Vakfının geçen cumartesi gecesi yapılan dayanışma yemeğinden birkaç saat önce Hoca ile Vakıf binasında buluştum. Önce uzun uzun sohbet ettik. Hasret giderdim. Sonra ona gazetemiz için bazı sorular yönelttim. Uzun uzun, sakin ve şefkat dolu cevaplar verdi. Bir an sordum, “Bu şefkat bana mı, halka mı?” diye. Benim şahsımda halkımaydı galiba. Söyleşinin sonunda söylediğim gibi, Kürt halkı Sarı Hoca’ya minnettardır.

İsmail Beşikçi’nin meseleye, Kürt meselesine el attığı dönemle bugünkü durum arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar var? Ve elbette Kürt hareketi açısından da neler değişti? Bunları birbirine paralel olarak bize kısaca anlatabilir misiniz?

Tabii çok büyük fark var, muazzam fark var. O zamanlar yani ben araştırmaya başladığımda inkar vardı, inkar ediliyorlardı. Kürtler ve Kürtçe inkar ediliyordu. Şimdi artık bu inkar yapılamıyor, çok büyük fark var bu açıdan.

“Artık inkar yapılamıyor” derken, bu durumu bu noktaya getiren kimdir, kimlerdir?

1960’larda Kürt inkar ediliyor, Türk deniyordu, Kürtçe inkar ediliyordu. Kürtçe diye bir dil yoktur, Kürtler Türktür, deniliyordu. Böyle şeyler dile getiriliyordu. Ve bunlara karşı çıktığınız zaman çok ağır idari yaptırımlar olsun, cezai yaptırımlar olsun çok ağır bedel ödetiliyordu. Tabii günümüzde artık böyle bir inkar söz konusu değil yani. Kürtler ve Kürtçe artık kabul edilmiş, çok büyük bir fark var tabii.

Bu şimdiki hükümetin mi, yoksa Kürt siyasal hareketinin mi başarısıdır?

Elbette Kürt siyasal hareketinin bir başarısı. Yani fiili olarak kazanılmış bunlar zaten. Hükümet de bu gibi kazanımlar karşısında bazı küçük adımlar atmak gereğini hissetmiş. Örneğin TRT ŞEŞ diye bir kurum var. Cezaevine ziyarete gittiğiniz zaman çocuklarınızla Kürtçe konuşabiliyorsunuz. Sonra demokrasi paketleri falan deniliyor ya, o paketlerde ki örneğin Kürtçe köy isimlerinin iade edilmesi, Kürtçe yer isimlerinin iade edilmesi gibi küçük gelişmeler oluyor.

Peki Hocam, bunlar yeterli midir?

Yeterli değil tabii, yeterli değil ama bunları büyütmek Kürtler’in elindedir. Bu hakları geliştirmek Kürtler’in elinde.

Bunun için nasıl mücadele etmeleri gerekmektedir, ne önerirsiniz?

Onlar verecekler sen daha fazlasını, daha büyüğünü isteyeceksin kazanmak istiyorsan. Fiili olarak hükümet Kürtler için okul açmayabilir, o zaman sen kendi evini okul yapacaksın. Çocukların için kendi evini okul yapacaksın.

Yani özerkliği evinde kuracaksın, öyle mi?

Yani, evet. Örneğin çocukları evde Kürtçe okumaya, yazmaya teşvik edeceksin. Evlerini okul yapacaksın.

Bir bilim adamı olarak dürüstlüğünüz ve cesaretiniz yeteri kadar anlaşıldı mı? Ya da ne kadar anlaşılabildi Kürtler ve Türkler tarafından?

Ben sorunu bilimin kavramları ile açıklamaya çalıştım. Yapmak istediğim buydu. Kürt meselesi Ortadoğu’nun önemli bir sorunu. Sadece Türkiye’nin sorunu değil. İran, Irak ve Suriye’nin dengeleri bütün Ortadoğu’nun sorunu. Aynı zamanda Kürdistan’ın doğal kaynakları çok fazla. İşte Amerika Birleşik Devletleri, işte Rusya, işte Avrupa Birliği işte bütün bunlar da böylece sorunun bir parçası oluyorlar. Ben bunu anlamaya ve kavramaya çalışıyordum. Bilimin kavramları ve siyasetin kavramları ile.

Kürt gerçekliği bugün hangi aşamada sizce?

Yani büyük bir mücadele var. Son 30 yılın mücadelesi ve fiili olarak kazanılmış haklar var. Fakat devlet-hükümet hâlâ bunları kağıt üzerinde kazanılmış haklar olarak göstermek istemiyor. Fiili olarak kazanılmış haklar yani. Kürtler, Kürtçe ile ilgili kazanılmış haklar, örneğin Kürtler’in kendi kendilerini yönetmeleri, anadilde eğitim.

Peki bunları yapabiliyorlar mı?

İşte bunlar önemli. Kürtler’in kendi geleceğini belirleme hakkı çok önemli. Kürtler’in ısrarla bunları savunmaları gerekir.

Demokratik zeminde mi yapmalılar bunu?

Demokratik yollarla bunları kazanmanın yolunu yordamını bulmalılar. Yani bu konuda ısrar etmeliler. Bu haklar üzerinde ısrar etmek önemli.

Peki sizin özellikle bir süredir ortaya attığınız tezler yeteri kadar anlaşılabiliyor mu ya da duyuluyor mu?

Bugün önemli bir gelişme, Kürtlerde milli hareket, ulusal hareket önemli bir gelişme gösteriyor. Örneğin bir yıl öncesine nazaran çok önemli ve olumlu farklar var.

Anlaşılıyor yani tezleriniz?

Anlaşıldığını söyleyebilirim, evet.

Peki müzakere süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kürtler bu haklarını savunmak durumunda, anadilde eğitimi savunmak zorunda, kendi geleceğini belirlerleme hakkını savunmalı. Kendini yönetmek için çaba sarfetmeli, yani devletle-hükümetle ilişkilerde bu tür haklarını savunmak ve elde etmek durumundadır.

Başa dönüp sormak istiyorum. Kürtler’e ilişkin bir sessizlik döneminde, yani bundan yaklaşık 50 yıl önce sizi Kürtler hakkında konuşmaya yönelten neydi?

Bu ulusal bir sorundu ve ben bu sorunu anlamaya çalışıyordum. Ben bu sorunu anlamaya, kavramaya çalışıyordum yani bilimin kavramları ile.

Ama bir yandan da başınıza gelecekleri biliyordunuz.

Benim için sorunu bilimin kavramlarıyla açıklamak çok daha önemliydi. Artık başınıza neler gelir bunu düşünmüyorsunuz. O aşamada bunu düşünmek o kadar önemli değil ama açıklamaya çalışıyorsunuz. 1960’lardı. İdari yaptırımlarla, cezai yaptırımlarla karşı karşıya geldiğinizde onun üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz.

Hocam biz Kürtler size ömür boyu minnettarız. Bir Türk aydını olarak bizi savunduğu için, bizleri teşvik ettiği ve kimliğimizi kazanmamıza katkı sunduğu için İsmail Beşikçi’ye minnettarız. Size çok teşekkür ediyoruz ve her zaman size çok saygı duyacağız.

Halkın Nabzı

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.