Yakup Tahincioğlu'nun Mardin'e katkısı unutulamaz

23 Nisan 2013 16:56 / 3069 kez okundu!

 

 

(Tarih Vakfı'nın, gecikmiş de olsa, Mardin tarihini güncelleyip yeniden basma kararı almasının ardından, Yakup Amcayı anımsamamak olmazdı...)

Tipitip'in amcası, Tofita'nın dayısı, Bonibon'un eniştesi olan tonton Yakup amca, sonsuzluğa karıştı.

Bisküvi ile başladığı macerasında Türkiye'nin en tanınmış ve en güvenilir markalarına imza atan Kent Gıda'sı; önce Cadbury sonra da Craft'a satılmıştı. Kent şimdilerde kimi çikolata ve şeker markalarında hala yaşıyor ama Yakup amca artık yok.

 

 

Yakup amca Süryani bir iş adamıydı. Bu konumunu ne sakladı, ne göze batırdı. Anadolu'nun en eski Hıristiyan cemaatlerinden olan Süryanilerin, Osmanlı İmparatorluğu zamanında İttihatçılarca yönlendirilen Ermeni Soykırımı'ndan beri çekmediği kalmamıştı. Bir kısmı zaman içinde Suriye'ye, bir kısmı da İsveç başta olmak üzere dış ülkelere dağıldılar... Gayri-müslimlere karşı devletçe alınacak tutumun hala tam normalleşemediği ülkemizde, örneğin şu sıralar Mor Gabriel Manastırı, topraklarının tırtıklanmasına karşı direniyor. Kim ne yaparsa yapsın, hukuku bile eğip bükerek kullansalar da, Mor Gabriel elbette yaşayacak, Süryaniler de...

Ama bu sabırlı dayanmalarda hep sakin, akılcı biçimde yer almış olan Yakup bey artık yok.

Mardin Yakup amcasını unutmaz

Bir zamanların başarılı bisküvicisinin Mardin'e yaptığı en güzel yatırım ise Taşın ve İnancın Şiiri Mardin kitabıdır. 1998 yılında Tarih Vakfı tarafından çıkarılan kitabın sponsorluğunu yaparak, Mardin'in kapılarını yeniden dış dünyaya açmıştır. Sorumlusu olduğum bu projeye katkım nedeniyle hep övünmüşümdür.

Kitap projesini kendisine sunarken "size bir hayal satmaya geldim" dediğimde bana, "bakın ben aslında müddebir (tedbirli) bir tüccarım, öyle kolay kolay faka basmam ama mesele Mardin olunca gözüme perde iniyor. Örneğin Mardin'le ilgili bir takvim projesi geliyordu, Mardin'i görünce hemen 'tamam' diyordum. Ya da bir kitap veya bir hediyelik işi... Depolarım sizden önceki hayallerle dolu ve ne yazık ki çok kötü olduklarından gün yüzüne çıkaramadım. Sizin hayal de böyle olmasın sakın..." demişliği vardır.

Ancak projeyi öneren vakıf bu işlerin uzmanıydı ve akademik düzeyi yüksek işler yapan bir kurumdu. Nitekim Tarih Vakfı, Yakup amca'yı hiç üzmedi, Yakup amca da yıllar boyu çıkan her kitabı özenle başının üstündeki rafa koydu. Kitapların sayısı da 2-3 yılda hızla arttı:

1. Taşın ve İnancın Şiiri Mardin; Refik Durbaş, Bünyad Dinç (Tarih Vakfı Yayınları - 1998)

2. Mardin: Aşiret, Cemaat, Devlet - Suavi Aydın, Kudret Emiroğlu, Oktay Özel, Süha Ünsal (Tarih Vakfı Yayınları - 1999)

3. Mardin: Şehir Dokusu ve Evler - Füsun Alioğlu (Tarih Vakfı Yayınları - 2000)

4. Tur Abdin: Süryani Ortodoks Dini Mimarisi - Elif Keser (Tarih Vakfı Yayınları - 2002)

5. Mardin ve Çevresi Gezi Rehberi / Çiğdem Maner (MAREV Yayınları - 2006)

Mardin ile ilgili projeler konusunda da Vakıf bir süre Kent'e danışmanlık yaptı. Şirkete gelen kitap, takvim ya da diğer Mardin projelerinde -doğru olarak- Vakfın onayı arandı ve böylece kalite düzeyi hep korunmuş oldu.



2000 yılı Temmuz ayında Sultanahmet'teki tarihi Darphane binasında açılan, büyük boy Bünyad Dinç fotoğraflarından oluşan Taşın ve İnancın Şiiri Mardin Fotoğraf Sergisi, Mardin üzerine o güne dek açılmış en görkemli sergi olmuştu.
http://www.tarihvakfi.org.tr/cms/index.php/kaynaklar/fotograf-galerileri/category/39-tasin-ve-inancin-siiri-mardin-sergisi

Ki bu fotoğraflar, Vakfın düzenlediği, akademisyenlerin ve Mardin dostlarının katılımıyla yapılan, yöreye yönelik ilk büyük Mardin gezisinde Mayıs 2000'de Mardin Müzesi'nde de sergilenmişti.

Yakup Tahincioğlu süreci hep heyecanla izledi, sabırla destekledi.

Taşın ve İnancın Şiiri Mardin kitabı için kendisine iki kapak tasarımı örneği sunulmuştu. Birisinde Ulucami öndeydi, diğerinde ise Deyrül Zafaran kilisesi... Mardin'in özellikleri düşünüldüğünde aslında kilise fotoğraflı kapağın tercih edilmesi doğaldı. Ancak Yakup amca tereddütsüz diğerini seçti. Neden sorusuna yanıtı da şöyleydi: "Ben hiç 'Yakup Tahincioğlu vermiş parasını Mardin kitabı yaptırmış, sonra da kapağına kiliseyi koydurtmuş' dedirtir miyim? Ayrıca biraz çok boyutlu düşünürsek, bu caminin taş ustaları da, mimarı da ya Süryani'dir ya Ermeni..."



İşte o Türkçe'si ve İngilizce'siyle kaç baskı yapan ve şimdi ancak sahaflarda bulunabilen kitabın banisi Yakup amcamız artık yok ama doğduğu topraklara katkıda bulunmak isteyen varlıklı her yurttaşa anısı yol gösterecek... Çünkü Mardin için basılmış her kaliteli kitap, yapılmış her tutarlı proje, Mardin'e bir sanal fabrika oldu... 2000 yılında yapılan ilk gezide kalacak otel bulmakta zorlandığımız Mardin bugün başka bir yerde...

"Tipitip için çok mektup almıştım ama Taşın ve İnancın Şiiri Mardin kitabı vesilesiyle aldıklarım klasörlerden taştı..." diyen Yakup amca artık toprağa karışacak... Ancak iyilikleri, arkasından kuşaklarca hatırlanacak.

Süryaniler de, Taşın ve İnancın Şiiri Mardin de hep yaşayacak. Yaşarken de Yakup amca mutlaka anımsanacak...

Güle güle Yakup Tahincioğlu.

Süryani olanların yanında Süryani olmayanlar da seni hayırla anıyor.

Yakup Tahincioğlu'nun aziz hatırasına saygılarımla...


İlhami MISIRLIOĞLU

21-04-2013


imisirlio@gmail.com

 

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.