YA YENİ BİR YOL BULUNACAK YA DA YENİ BİR YOL AÇILACAK

16 Mayıs 2017 15:33 / 983 kez okundu!

 

 

Erdoğan ve Trump görüşmesi henüz başlamadan önce Twitter'da yazdığım bu notları elden geçirdim. Sizinle paylaşıyorum. Farklı düşüncelere ne kadar açığız ?Kürt meselesinde coğrafyamızda beklenmedik geleişmeler olabilir mi? FETÖ konusunda ne bekleniyor? Bunlar benim öngörülerim. Bakalım zamanın ruhu onları doğrulayacak mı tuz ruhu olup eritecek mi?

*****

 

ERDOĞAN-TRUMP HENÜZ GÖRÜŞMEDEN, GÖRÜŞLERİM:  YA YENİ BİR YOL BULUNACAK YA DA YENİ BİR YOL AÇILACAK

 

Referandumu kazanmış ve başkan olma hazırlıklarına başlamış olarak başı dik biçimde Amerika’ya giden RTE’nin TRUMP ile görüşmesi öncesinde, olası perde arkası çözüm arayışlarına değinmemek olmaz. Bu notlarımı şimdiden, bir yere kaydedin.

USA; hem kendini, hem TR'yi, hem de PKK'yi aynı anda nasıl kollar? Böyle bir politika mümkün mü? Trump’ın bu dilemmalar içinden bir çözüm çıkarmak için kafa yormadığını düşünenler yanılabilir.

Görüşme başlıklarının iki konuda yoğunlaştığı sır değil. Suriye (PKK-PYD-DEAŞ) ve FETÖ. Durum bu kadar karmaşık olmasa bir üçüncü madde ekonomik içerikli olarak devrede olacaktı ancak hayat öne bunları çıkardı.

Gelelim notlarıma:

USA; TR-İran ve TR-Rusya ilişkilerinde RTE'dan güvence isteyecektir. Bu güvence İncirlik'i de içine alır ama TR-AB ilişkisini dışta tutar. USA, AB'nin ekonomik kriz, mülteci sorunu ve Rusya "tehlikesi" nedeniyle yeniden kendisine daha bağımlı olmasını böylece güvenceye alacaktır. Önümüzdeki dönem TR'nin, AB ile ilişkilerinde ayrıca bu nedenle de, daha rahat, daha kendine güvenli davranışını bekleyebiliriz. Almanya ile oluşan İncirlik krizine bakılırsa, bu süreç başladı bile…

FETÖ konusunda Trump, TR'nin istediğini yapmaya eğilimli olduğunu hissettirecektir. Ancak önemli olan TR'nin ne istediğidir. Türkiye acaba Gülen'in iadesini gerçekten istiyor mu? Belki TR, Gülen’in doğrudan iadesi dışında ara çözüme daha eğilimli olduğunu gösterir. Örneğin sınırdışı etme, Öcalan macerasını iyi etüd etmiş bir TR için, daha makul gibi görünebilir.

Trump, PYD'ye silah verme işini daha önce açıkladığı biçimiyle sürdürecektir. Ancak önceden açıklanmış bu kararı, elinde iyi bir pazarlık gücü olarak kullanacağı da kesindir; hem TR’ye hem de PKK’ya karşı… Görüşmelerin bir noktasında silah verme işini daha sınırlı tutabileceğini ve de süreçte TR'nin de kontrolü olabileceği hissini de yaratabilir.

Trump, PYD'ye destek, PKK'ye köstek politikası için TR'yi ikna etmeye çalışacaktır. Çok sayıda bilinmezin ve açmazın ortasında USA tarzında bir devletin politikası kaçınılmaz olarak buralarda dolaşabilir. Yani TR ve yakın coğrafyasında bir tür yeni Barış Süreci gündeme gelebilir.

USA, PKK'ye baskı yaparak, TR'ye dönük saldırılarına son vermesini, bunu ikna edici biçimde bir kamuoyu şovuyla duyurmasını isteyebilir. PKK de, Barzani ve TR'nin sıkıştırmasından kurtulmak, A. Öcalan’ı yeniden devreye sokabilmek, Demirtaş'ı hapisten çıkarmak ve asıl, Kobani'yi kaybetmemek için; TR'ye yönelik olarak silah bırakıp, tüm kadrolarıyla Suriye'ye geçip, DEAŞ'a karşı savaşmak sözünü USA'ya vermek zorunda kalabilir.

TR, Suriye sınırında kendisiyle savaş halinde bir devlete asla izin vermeyeceğini net biçimde dosta düşmana gösterdiği için, aslında bu çözüm PKK için belki de tek yol. Bu noktada Türkiye ile ilişkisi nedeniyle Rusya’dan tam destek göremeyeceğinden, böylesi bir anlaşmaya sıcak bakmayacak bir PKK için tek çare İran’a yanaşmak olacaktır. Ancak bu durum barışı ve nispeten huzurlu günleri değil daha kanlı bölgesel bir savaşı çağrıştırır ve yaklaştırır. Unutulmasın ki böyle bir durumda fincancı katırları arasında ilk ezilecek olan da PKK olur. 40 yıllık deneyimi nedeniyle PKK bu hesabı bölgede en iyi yapacaklardan biridir.

PKK’yi “Türkiye ile savaşmayan bir PYD” içinde eritmeyi amaçlayan USA, bir taşla kaç kuş vurmuş oluyor? Öncelikle bu adımla bölgede yeniden oyun kurucu ve Kürtlerin hamisi oluyor, Rusya ile papaz olmadan bölgedeki Amerikan çıkarlarını (petrol, gaz ve diğer ticaret) koruyor, TR'yi kaybetmiyor asıl önemlisi İsrail'i güvende tutuyor, İran'ın ilerleyişini sınırlıyor, AB'yi kendine daha da bağlıyor…

TR’de bir taşla çok şey elde edebiliyor. Amerika için iyi olan kuşların neredeyse tümü esas olarak TR için de geçerli… Ayrıca kendisine karşı savaşan üç terörist örgütten (FETÖ, PKK, DEAŞ) hem PKK hem DAEŞ'e karşı mücadelesinde aynı anda tek adımda hamle üstünlüğü kazanıp, onları birbiriyle savaştırarak içerde rahatlıyor, FETÖ ile mücadeleye ağırlık veriyor.

Bu arada ekleyelim ki TR, Rakka operasyonuna PYD ile birlikte omuz verirse hiç şaşırmamak lazım.

Böylece TR, Kürtlerin bir kısmıyla daha anlaşmış olarak coğrafyasında oyun kurucu olmayı sürdürecektir. Suriye'de barış ve federasyon en çok TR'ye yarayacaktır. Türkiye, Suriye yıkılırken kaybettiklerini, Suriye yeniden birleşirken kazanabilir. “Bir koyup üç alma” sözlerini şu sıralarda yeniden çok duyabiliriz. Üstelik bugünkü Türkiye, o günün Türkiye’siyle karşılaştırılamaz bile… Yeni Suriye’nin kentlerinin inşasında Türkiye’nin ana oyuncu olacağı da kesin. SUR’un yeniden inşasıyla başlayan süreç ve Cerablus’ta hayatın çarkının yeniden çevrilişi, El Bab’ın inşası için yapılan hazırlıklar zaten bunun ilk işaretleri oldu.

TR böylece PKK ile savaşa ayırdığı enerjiyi ve parayı, ülkede ekonomik ve politik atılım (DEMOKRASİ, DEĞİŞİM, REFORM) için kullanma fırsatını yeniden yaratmış olur.

Özetle;

TR-Barzani ilişkisinin Suriye'nin kuzeyiyle de kurulmaması için sebep yok. Türkiye, sınırındaki Kürt devletinden değil; sınırında Türkiye ile de savaşan Kürt devletinden ve onun teröristinden rahatsız olur. TR ilk başından beri sürece ılımlı baktı. Barış Sürecine de güvenerek Salih Müslim’i dünyaya açtı. Ancak “Suriye’de PKK devleti” biçimindeki elma şekerine kanan PKK’nin süreci bombalamasıyla da aynı Salih Müslim kırmızı listeyle arananlar arasına dahil oldu. Yani olumlu gidişe TR ile savaşmaya karar veren 'Silahlı PKK' engel oldu.

TR, RUSYA VE USA denetiminde, DAEŞ ile savaşmak için PYD'de toplaşıp meşruiyet kazanmaya çalışan bir PKK görebiliriz önümüzdeki günler.

Erdoğan-Trump görüşmesi sonrasında gelişmeler benim öngördüğüm doğrultuda olursa; bu durum eski ittifakları bozar, yeni ittifakları hazırlar; MHP ile hafif kavgaya, HDP ile de hafif yeni temaslara hazır olalım. CHP mi? O, kategorik muhalif çizgisinden hoşnut.

Aslında ülkemizdeki politik güçler de bir dönemeç noktasında bugün. Ünlü söylemle ya kendilerine yeni yollar bulacaklar ya da yeni bir yol açacaklar.

Bölgeyi ve zamanın ruhunu iyi okuyamayanlar ise ülke politikasından hızla soyutlanmaya mahkumlar. Yeni dönem yeni girişimlere gebe. Umutlu olalım.

 

İlhami Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.